| Empati |
| Pazartesi, 02 Kasım 2009 14:21 | |||
![]() Bir önceki dönem Atatürk’ün Meclis’ te ki koltuğunda oturuyordu… Şimdi Başbakan Yardımcısı olarak Milli Güvenlik Kurulu üyesi… Ceza hukukçusu… Kendi deyişiyle adamı ipten de alır; ipe de götürür… Yılların politikacısı… Devleti de bilir, devlet terbiyesini de… Hem iktidardır hem iktidarın ağabeyi sayılır… Yaşı başı, politik deneyimi, geçip gittiği makamlar akil adam olmasını gerektirir. Ama olamayacak kadar duygusaldır. Hem öyle duygusaldır ki ağzından çıkanı kulağı duymaz!.. Geçenlerde bir TV kanalına çıkmış, şöyle diyordu: “Bu kadar insanın bir araya gelmesi ve bunları yapmaması için biz ne yapabilirdik? Ne yapmalıydık. Askerle, orduyla çevrelerini sarmalayıp, onlarla bir çatışmayı göze alacak noktaya mı getirmeliydik, üzerlerine bir şey mi atmalıydık? Bu mümkün değil.” Bu sözler, ellerinde Türk bayraklarıyla Millet Meclisi’ne girmelerine izin verilmeyen gaziler için söylenmiyor. Meclis’e yürümek istedikleri için polisin müdahalesiyle karşılaşan, çocukları ezilme tehlikesi geçiren şehit aileleri için de değil bu sözler. Anladınız işte, Habur’daki görkemli teslim töreniyle yurda ayak basan ‘barış teröristleri’ için konuşuyor iktidar sahibi. Empati yapıyor! Diyor ki “Bir açıdan empati yapmamız lazım. Bir kol da Avrupa’dan gelecek. Bazılarının hikayelerini okuduğumuz zaman üzülmemek de mümkün değil. Gelişlere sevinmemek de mümkün değil.” Hakkını yemeyelim. Ölçünün fazlasıyla kaçtığını söyleyip DTP’yi suçlamayı da unutmuyor, politikanın doğası gereği… Kusura bakmayın ama sormak gerekmiyor mu! Habur’da yaşanan hukuksuzluk karşısında “Ne yapabilirdik ki!..” demekle yetinen iktidar, şehit yakınları ve gaziler için neden empati yapmıyor? Çok mu sıkıldınız şehit hikayelerinden? Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|

