Deprem Bursa’ya gelmeden
Pazartesi, 15 Mart 2010 10:44


Kentlinin can güvenliği Marmara depremi olduğunda askerden izne gelmiştim, 10 günlüğüne. Deprem olunca, tatili, o yıllarda çalıştığım Olay’ın, Heykel’e kurduğu canlı yayın aracında geçirmiştim.
Büyük sarsıntıyı izleyen günlerden birinde, Gemlik’te ardı ardına küçük depremler oldu. O dönem Kandilli’nin Müdürü olan Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara, bu sarsıntıların ‘öncü’ olabileceğini belirterek, Gemlik halkından geceyi dışarıda geçirmelerini istemişti. Büyük deprem zaten birkaç gün önce olmuştu ve Marmara’da neredeyse hiç kimse evine girmiyordu.
O gece sabaha değin kimse uyumadı. Bizim gezici haber ekiplerimiz de Bursa-Gemlik arasında ring yapıyor, Gemlik çekimlerini canlı yayın aracından yayınlıyorduk.
Elazığ depreminin ardından bilim dünyasından gelen açıklamaları okuyunca 1999’daki büyük depremi anımsadım. O gece Gemlik’te büyük bir sarsıntı olmamış, ‘öncü’ olabileceği düşünülen ‘deprem fırtınası’ yeni bir felaket getirmemişti. Ama şimdi o fırtınanın bir benzeri, 6 büyüklüğüyle Elazığ’ı vurdu.
İnönü Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mehmet Önal, ana deprem öncesinde Elazığ’da son 20 günde 25 öncü deprem meydana geldiğini söylüyor. Prof. Dr. Işıkara, Türkiye’de her yıl 6 ve 6’nın üzerinde bir deprem olurken, 1 Mayıs 2003’ten beri böyle bir deprem olmadığını anımsatarak, “Bu deprem zaten bekleniyordu” diyor. Kendisi de Elazığlı olan Prof. Dr. Naci Görür ise deprem öncesi Elazığ’da yapılan toplantılardan çıkardığı sonucu, net bir şekilde özetliyor: “Bizim milletimiz, bizim yöneticilerimiz uyarıları pek ciddiye almıyor.”
Tabii en acısı da ODTÜ Deprem Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Polat Gülkan’ın, depremden yaklaşık iki hafta önce Meclis Deprem Araştırma Komisyonu’na verdiği brifing… Prof. Dr. Gülkan, ne söylemiş politikacılara bir bakalım: “Ben Meclis’te, ‘ne kadar İstanbul’da deprem meydana gelmesi halinde muhtemel kayıplar ön planda ise depremin vuku bulma açısından İstanbul’la eşit düzeyde olan başka yörelerimiz de var’ dedim. Bunların arasında Bursa’dan bahsettim, Bursa’nın adeta ortasından geçen ve aktif olduğunu bildiğimiz bir fay var. Aynı şekilde 1860’larda Elazığ’ın bir deprem geçirdiğini biliyoruz. Demek ki 150 yıla yaklaşan bir süre geçmiş, yeniden olabilir manasında söyledim. İzmir ve Antakya da bu grupta sayılabilir. Başka illerimiz de var.”
Meclis Deprem Komisyonu Başkanı İdris Güllüce, çaresiz. “Raporları okudukça uykularım kaçıyor” diyor. Yani olan sadece Güllüce’nin uykularına oluyor. Zaten bu komisyonlar da iş olsun diye kuruluyor!
Elazığ depreminden sonra Bursa da tehlikeyi anımsadı, ancak o kadar!..
Öyle görünüyor ki hükümet de yerel yönetimler de kulaklarının üstüne yatmaya, çaresiz yurttaşı bilinçsizlikle suçlayarak topu taca atmaya devam edecek!
Evet yurttaş bilgisiz, belki de vurdumduymaz. Israrla gecekondu yapması o yüzden belki. Ama çürük raporu verilen evde oturmaya ısrar etmesini nasıl açıklayacaksınız? Sosyal devlet hangi çareyi sundu yurttaşına!
1999 depreminin ardından İnşaat Mühendisleri Odası, Bursa’daki binaların dayanıklılık testlerini yapmak amacıyla bir kampanya başlattı. O kampanya, Cevdet Yüce’nin başkanlığından beri İMO’da yönetim değişse de devam etti. Ancak bedeli yurttaş karşılamak zorundaydı. Az da olsa o bedeli belediyelerin üstlenmesi için yapılması gereken yasa değişikliğinin hayata geçirilmesi bile yıllar aldı. Şimdi o çalışma yapılıyor, ama yurttaş bile bile çürük binada oturmaya devam ediyor. Çünkü devletin ona sunduğu olanak, ancak bugünü kurtarmasına yetiyor. Günü kurtarmaya çalışırken, yarını düşünecek hali kalmıyor!
Kimse sorumluluktan kaçmamalı, hepimiz enkaz altında kalmadan, öncelikle kentin önderleri elini taşın altına sokmalı. Bu kentin adam gibi bina envanteri yoksa, envanter çıkarıldıktan sonra sorumluluk sadece vatandaşa kalacaksa, o zaman yöneticiler ne yapacak?
Otel yapmasanız da olur, su fabrikasına gereksiniminiz mi var, varsın stat da olmayıversin, Teleferik 30 yıl daha gitmesin Oteller Bölgesi’ne, Bursaray uzamasın üniversiteye, Kestel’e. Varsın gurur duymayalım Bursa’yla!
Kentin parasını, insanların güvenli binalarda oturması için harcayalım. Can güvenliğinden emin olsun hemşerileriniz, hiç değilse bunu sağlayın kentliye.

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız