|

Bursa bugüne dek Ertuğrul Sağlam kadar kentle bütünleşen bir teknik direktör gördü mü? Bursaspor Başkanı İbrahim Yazıcı, Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe’yi kutlama ziyaretine Sağlam ile birlikte gidiyor. Altepe, iade-i ziyarette Sağlam ile birlikte karşılanıyor. Başbakan’dan yeni stat talimatı alan Altepe, Şükrü Saraçoğlu’ndaki inceleme gezisine giderken, yanına Sağlam’ı da alıyor. Nereden çıktı bilinmez, Ertuğrul Hoca BUSKİ’nin Doburca tesislerini ziyaret edip, Altepe’ye böyle bir tesisi Bursa’ya kazandırdığı için teşekkür ediyor. Başkan Altepe, Vakıfköy tesislerinde Ertuğrul Sağlam ile birlikte incelemelerde bulunuyor. Festivalin açılış konserinde Ertuğrul Sağlam, protokolde üçüncü sırada, Büyükşehir Belediye Başkanı ile AKP İl Başkanı’nın arasında. “Günaydın Bursa” diye Bursalıları selamlıyor bilboardlarda Altepe, yanında el sallıyor Ertuğrul Hoca. Belediyeden servis edilen haberlerde öne çıkan bu başlıklarla kafam karışmadı değil! Ertuğrul Sağlam, Bursaspor’un teknik direktörü mü, yoksa başkanı mı? Altepe’nin kerhen evet dediği Yazıcı’nın yeniden seçildiğini bildiğim kongrede, bir görünmez el Sağlam’a gizli görevler mi verdi? Allah muhabbetlerini artırsın, artırsın da korkuyorum, çok muhabbet tez ayrılık getirir diye. Bu futbol işlerinden hiç anlamadığım, camianın da içinde olmadığım için bilenlere sordum. “Normaldir” dediler, “Ertuğrul Sağlam, başarılı bir grafik çizdi, Büyükşehir Belediye Başkanı da kendisini ihmal etmiyor. Kentle bütünleşme bakımından da Hoca’nın motivasyonu açısından da sıcak ilişki iyidir!” Aldığım yanıtla yetindim. Hiç sormadım, Sağlam’ın Beşiktaş’a hoca olduğu dönemde ortaya atılan cemaat bağlantısı iddialarını. Hem sorgulasam, bu kez, canım Başkan’da mı cemaatçi, demek gerekmez mi? Koskoca Büyükşehir Belediye Başkanı, bu kentin her kesimiyle ilgili olacak, her tarafa aynı mesafede bulunacak ve bu arada her politikacı gibi Cumhuriyet’in yok etmeyi başaramadığı kimi dinsel örgütlenmeleri de unutmayacak! Zaten bunların hiçbiri ile ilgili değilim ben. Ne mi düşünüyorum o halde? Futbolun afyon olduğu ne kadar gerçek ise hayatın bütününün tam ortasında olduğu da gerçek. Üstelik burada az gelişmiş-çok gelişmiş ülke/kent ayrımı da yapamazsınız. İngiltere’de ne ise futbol, Gine’de de o değil mi? Ancak ister kent yöneticisi, ister futbol kulübü yöneticisi, ister taraftar olsun kendimizi ifade etmemizin başka yolları da olmamalı mı? Sadece futbola mı kilitlenmeli hayatımız? Yıllardır Bursaspor başarılı olsun, borcu harcı olmasın, kalıcı gelir sağlansın diye uğraşan kent yöneticileri ve onlara destek veren kentliler, örneğin Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası için ne yaptı? Sadece kurdu, sonra da topu Kültür Bakanlığı’na attı! Neden festivalden festivale hatırlar Büyükşehir Belediyesi bu orkestrayı! Neden kalan zamanlarda unutur! Neden oturacak bir sandalyeyi bile çok görür sanatçılarına! Örnekleri çoğaltmak mümkün… Diyeceğim o ki neden kilitlenip kalıyoruz futbola! Dans var, müzik var, sanatın bin bir dalı var. Bursa yıllardır kendini neden sadece futbolla ifade etmeye çalışıyor? Bu alanda köklü bir geleneği olduğu ve kentte top işine bulaşmamış neredeyse kimse olmadığı için mi? Başka işlere de bulaşsak ya, resme, baleye, operaya… O işlere bulaşanlara da Ertuğrul Hoca’ya verdiğimiz desteği versek ya! Sanat yaşamında 40 yılı deviren İlhan İrem mesela, ne ifade ediyor Bursa için! Sadece Dinamo Mesken söz konusu olunca mı anımsayacağız Erkan Can’ı, televizyon dizilerinde görünce mi Bursalı diyeceğiz Erdal Özyağcılar’a, AVP’den yetişme onca sanatçımıza!.. Onlar da günaydın diyemez mi Bursa’ya! Onlarla da ifade edemez mi kendini Bursa! Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|