Bir pazar günü
Pazartesi, 18 Mayıs 2009 16:47

alt

Çok sıcaktı hafta sonu. İki partide genel başkan, bir partide il başkanı değişti ve meydanlar yine gelincik tarlasına büründü.

BU NASIL DEMOKRASİ?
Fazla değil, üç hafta önce, Sedat Yalçın Ekonomik PUSULA’nın İş Yemeği’ne konuk olduğunda anımsatmıştım kendisine: AKP Bursa’da bugüne kadar atanmış hiçbir il başkanı kongreye giremedi!
Tabloyu isim isim çizdiğimde, endişesi yüzüne yansıyarak tebessüm etmiş, “Gidişata göre biz de giremeyebiliriz” demişti. Ardından da Türk siyasal yaşamının temel gerçeğini, şu sözlerle ifade etmişti: “Siyasette 24 saat çok uzun bir zaman. Son dakikada gerçek niyetlerin, gerçek iradelerin sergilendiğini gördüm.”
AKP’nin pazar günü yapılan il kongresi, bu gerçeği bir kez daha gözümüze soktu.
Şimdi Başkan Sedat Yalçın da Vekili Cafer Yıldız da sade birer nefer olarak, ilk genel seçimi bekleyecek! Çok merak ediyorum, o seçimin milletvekili listesinde olacaklar mı? Olacaklarsa bugün Ankara’da olan kimler Bursa’ya dönecek?
Hani diyor ya Başbakan, “Herkesin hukuku bizim omuzlarımızda” diye. İşte Yalçın’ın ve Yıldız’ın hukuku da Başbakan’ın, genel merkez yöneticilerinin, Bursa’nın patronunun, ona biat eden vekillerin ve tabii ki teşkilat yöneticilerinin omuzlarında.
Sadece “Böyle kongre mi olur?” diyen AKP delegesine sözüm yok!
Böyle kongre olmaz. 600 küsur delege, sandığa giden ancak yarısı, oy kullanan da onun yarısı… Bu tabloyu birileri değerlendiriyordur, sanırım.

DP ÖNCE KENDİYLE
HESAPLAŞMALI

Politika gazetecilik gibi… Biz matbaa kokusu ciğerlerimize işleyince iflah olmuyoruz ya, politikanın da öyle bir virüsü var, adını koyamadığım.
DP’de yaşanan yarış sadece Demirel-Çiller rekabetinden mi kaynaklanıyordu? Yılların emanetçisi Cindoruk, salt Demirel dedi diye mi, gitti genel başkan oldu DP’ye?
Cindoruk cumhuriyetin anlamını bilen, demokrasinin eksikliğini yaşamış bir deneyim olduğu için söz hakkı olan bir isim. Umarım merkez sağın gerçek kimliğini bulmasına katkı sağlar, birleşmeyi başarır. Ama öyle görünüyor ki önce kendi iç hesaplaşmasını tamamlamalıdır DP. Örneğin 28 Şubat hesaplarını kapatmalıdır.

DSP NEREYE KOŞUYOR?
Anımsar mısınız bir milletvekili vardı: Sema Pişkinsüt.
DSP’nin 29 Nisan 2001 tarihindeki 5. Olağan Kurultayı’nda Bülent Ecevit’in karşısında aday olmuş, oğlu parti görevlilerince tartaklanmış, konuşma yapma isteği bizzat delege oylarıyla reddedilmişti.
DSP, hafta sonu kendi tarihinin ve belki de Türkiye tarihinin en demokratik kongresini yaptı. Kurultay sabahı tam 16 aday vardı, düşünebiliyor musunuz?
DSP’de bir gelecek görüyor musunuz?

BİR NUMARAYA ZİYARET
Ergenekon iddianamesinin darbeye zemin oluşturmak amacıyla düzenlendiğini öne sürdüğü Cumhuriyet mitingleri yeniden başladı. İlk mitinglere hangi gözle bakıldığı iddianameye geçti. Ergenekon davasına inanmayan onbinlerce kişinin katıldığı ikinci dalga mitinglere nasıl bakılacağını da yakında öğreniriz!
Hoş bilinmiyor da değil!
Tv’de izledim, bir miting katılımcısı, Anıtkabir’e ziyarete giderken, “Bir numaraya gidiyoruz” diyordu. Sarı saçlı, göçmen tipli, sert mizaçlı… diye anlatılan bir numaraya…
Çok manidar değil mi bu sözler?

 

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız