Başarı ve çaba
Pazartesi, 09 Kasım 2009 16:15


Bursa’da basın tarihini usta kalemler yazdı, belgeselini deneyimli yayıncılar çekti ve hatta müzesi de Gazeteciler Cemiyeti tarafından kuruldu. Ne ki kimilerinin sandığı gibi tarih durağan bir bilim değil. Bursa basınında tarih yapıcılar boş durmuyor. Bir yandan da tarihin yazılmasına engel olmak için bin takla atıyor.
PUSULA, bir yıldır, sadece ekonomide, politikada, sporda değil; çalışma hayatında da temel görevini yerine getirmeye çalışıyor: Tarihe not düşüyor. Yerel basındaki gelişmeleri de bu kapsamda değerlendiriyor. İşin dedikodusunu yapmıyor, adam gibi haber yapıyor. Şu sıkıntılı dönemlerde, sesi çıkmayan meslektaşlarının da sesini duyurmaya çalışıyor.
Bunun mutlaka yapılması gerekiyor. Yerel basına ilişkin haberler bugün bir değer ifade etmiyor belki. Ancak ileride hiç olmazsa tarihe kaynaklık edecek. Bu notların mutlaka tarihe emanet edilmesi gerekiyor. Çünkü Bursa da Bursa basını da Türkiye’nin hem geçmişinde hem geleceğinde çok önemli bir yere sahip.
Bursa öylesine önemli ki, Mustafa Kemal, Anadolu Ajansı kurulduktan sonra, İstanbul ve yabancı basınla ilgili haberleri Bursa üzerinden öğrenmek istiyor. Bu amaçla da 12 Nisan 1920’de Bursa’daki 56. Fırka Kumandanlığına çektiği telgrafta, “İstanbul’daki ahval ve vaziyet hakkında alınabilen malumat-ı mevsukanın Anadolu Ajansı’na esas olmak üzere muntazaman işarı mecrudur” diyor. Mustafa Kemal, İstanbul ve yabancı basına ait gazetelerden elde edilebilecek olanların birer tanesinin Ankara’ya gönderilmesini de, Anadolu Ajansı’nın tebliğlerinde yer alan ve İstanbul için önemli sayılabilecek haberlerin basılıp çoğaltılmasını ve yeterli sayıda İstanbul’a gönderilmesini de yine Bursa’dan istiyor. (1)
Bu bilgi bile Bursa’nın neden öteden beri ‘İkinci Bab-ı Ali’ diye anıldığını açıklamak için yeterliyken, biz 21. yüzyılda kent basınında olup bitenleri yok sayarak, tarihi aldattığımızı mı sanmalıydık! Basındaki gelişmeleri çalışma hayatı kapsamında değerlendirip haberleştirmenin, fincancı katırlarını ürküttüğünü biliyoruz. Sesi olduğuna inandığımız meslektaşlarımızın, yazdıklarımızı pek umursamadığının da farkındayız.
Olsun, işimizi, daha doğrusu görevimizi yapıyoruz.
Yapmasa mıydık, yazmasa mıydık, deve kuşu misali başımızı kuma mı gömseydik ya da kimileriyle ona buna yaranma yarışına mı girseydik?
Atatürk’ün çok önemsediğim, günümüzde sadece Bursa’da değil, tüm Türkiye’de kalem sahiplerinin üzerine düşünmesi gereken bir açıklaması şöyle: “Bu memleketin içinden ve bu memleketin evladından - bilmiyorum evladından mıdır?- bazı insanların bütün hakikatlere göz yumarak kamuoyuna yanlış fikirler ve istikametler göstermesi hakikaten üzüntü vericidir. Bunu yapanlar ya muhitlerini göremeyecek kadar cahil ve ahmak, yahut hakikate temas etmekten korkacak kadar alçak ruhlu kimselerdir. Her iki halde de bu gibiler, Türk Milleti’nin yüksek kamuoyu karşısında hiç olmazsa hicap duymalıdırlar.” (2)
Ölümünün 71. yıldönümünde, anısı önünde saygıyla eğildiğim Büyük Önder, bir kez daha yol gösterici oluyor bize, PUSULA ailesine.
Cehaletten korkuyor, cahil kalmamak için çalışıyoruz.
Alçak ruhlu olmaktan da Tanrı korusun!
Kuruluş yıldönümü yazımda, son sözü yine Atatürk’e bırakayım: “Yolunda yalnız olmayacaksın; orada, aynı hedefi takip eden başkaları ile beraber yürüyeceksin. Bu hayat yarışında, diğerleri, kabiliyetleri itibariyle sizi geçebilirler. Bu muvaffakiyet, elinizden kaçabilir. Bundan dolayı, onlara kızmayınız ve elinizden geleni yapmışsanız, kendi kendinize de kızmayınız. Asıl mühim olan muvaffakiyet değil, gayrettir. İnsanın elinde olan ve onu memnun eden ancak gayrettir.” (3)
Bir yıl geride kalırken, PUSULA’nın başarı notunu siz okurlar vereceksiniz. Biz çaba göstermeye devam edeceğiz.

1) İlknur Güntürkün Kalıpçı, Anmaktan Anlamaya Doğru Atatürk (Birinci Baskı, İstanbul: Epsilon Yayıncılık, 2006) s. 207-208.
2) Aynı, s. 189.
3) Aynı, s. 167.

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız