|

Türkiye’nin AKP iktidarıyla girdiği yeni dönemin kentleşmedeki temel anlayışı, maalesef yıkarak yapmak. Bir daha Davos’a gitmeyecek ya Başbakan. Talimatı çoktan verdi: Uludağ’ı yıkın, yeniden yapın! Ne diyor Devlet Bakanı Faruk Çelik? Bursa’yı yıkarak güzelleştiriyoruz! Yıkarak yapan hizmet anlayışının son örneği Atatürk Stadı. Futbola ilgim yok, ama bir kentli olarak stat konusunda sözüm çok. Hiç düşündünüz mü, Bursa’nın futbol mabedinin adı neden Atatürk Stadı? Bir anlamı mı olmalı, Atatürk’ün adı nasıl caddelere, bulvarlara, okullara verildiyse stada da verilmiş, diye düşünmeyin. Çünkü bu stadın temelleri 1926 yılında Atatürk’ün bin liralık bağışıyla atıldı. Dolayısıyla erken Cumhuriyet dönemi mimari eserlerinden biri ve bence doğal olarak korunmayı hak ediyor. Hak ediyor etmesine de korunması için ne yapıldı bugüne dek? Koruma Kurulu’nun bölgeyi üçüncü derece doğal sit alanı ilan etmesiyle başlayan; Büyükşehir’in işi önce yargıya götürmesi, sonra davadan feragat etmesiyle süren; doğal sit kararından vazgeçilmesiyle devam eden bir süreç var karşımızda. Şehir Plancıları Odası Bursa Şubesi’nin girişimleriyle 16 Şubat 2008 tarihinde başlayan tescil süreci, olumlu ya da olumsuz, halen sonuçlanmış değil. Çünkü Koruma Kurulu kararları Bakanlık onayıyla kesinleşiyor. Atatürk Stadı’nın durumunun netleşmesi için de Ankara’dan ağabeyimizin gelmesi gerekiyor. Başkent’ten gelecek teknik ekip Bursa’yı dolaşacak, İskender’in tadına bakacak, biraz deniz biraz dağ havası alacak, arada stada uğrayıp keşif yapacak, rapor verecek, böylece kurul kararı kesinleşecek. Atatürk Stadı sit alanıdır ya da değildir, denecek. Deniyor ki 3-4 ay içinde temel atacağız, 1,5 yıl içinde bitireceğiz. Biter bitmesine de yukarıda anlattığım sürecin yaşanıp, koruma ile ilgili kararın verilmesinden önce Atatürk Stadı’nda çivi çakmak mümkün değil. Ne zaman gelir bu Ankaralı ağabeyler, diye sordum, Şehir Plancıları Odası Bursa Şubesi Yazmanı Murat İlkme’ye. Bursa’da 5-6 yıldır bekleyen yerler olduğunu söyledi. Tabii stat konusuna öncelik verildiğinden bu kez de Bursa’dan Ankara’ya gönderilen ağabeyler girecektir devreye. Gönlüm korumadan yana, açıkça söylemeliyim. Bursa, Atatürk’ün izi olan bir eseri daha yitirmemelidir. Merinos’u yitirdik. İşgalden 2 yıl 2 ay 2 günde kurtulmuştu Bursa. 2 yıl 2 ay 2 günde inşa edilmiş, 2 Şubat 1938’de hasta yatağından kalkıp gelen Atatürk açmıştı Merinos’u. Bursa’nın kurtuluşu olmadı mı Merinos? Sadece ekonomiyi değil, toplumsal yaşamı da şekillendirmedi mi? Yıkıldı, hala yapılamadı, ne yapılacağı, nasıl yapılacağı, hangi parayla yapılacağı belli değil! Bir başka Cumhuriyet eseri İpekiş… Atatürk’ün temelini 1 Ekim 1925 tarihinde attığı İpekiş’in geleceği de belirsiz. Otel ve alışveriş merkezi projesinden vazgeçilecek mi? Yoksa stat inşaatının finansmanına mı yardımcı olacak? Atatürk Stadı’nı yıkmak, tarihi ve kültürel mirasa sahip çıkmasıyla ünlenen, nerede eski bir eser görse dokunup yıldızlaştıran bir belediye başkanına kısmet oluyor. Ne büyük çelişki! Ne büyük talihsizlik, Atatürk’ün stadı yıkılıyor, yerine Timsah Arena yapılıyor. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|