Altepe’nin 2010’u
Pazartesi, 28 Aralık 2009 13:24


Bursa’nın 2009’da çokça konuştuğu iki proje, 2010’da da kent gündeminin ilk sırasında yer alacak: Yeni stat ve vagon üretimi…
Atatürk Stadı’nın yenilenmesi konusunda kamuoyu sabırsız. Hakkı da var, çünkü daha donanımlı bir stat, aslında bugünün değil, dünün gereksinmesiydi.
Vagon üretimi konusunda ise Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe ısrarlı. C etabının hat ihalesindeki sorunları kısmen de olsa aşan ve böylece hattın uzatılmasını sağlayan belediye yönetimi, Bursa’ya vagon satan Kanadalı Bombardier ile yaptığı görüşmelerden sonuç alamadı. Bu durumun, öteden beri “Otomotiv kenti Bursa, kendi vagonunu neden üretmiyor?” diye soran Başkan Altepe’yi biraz daha hırslandırdığı görülüyor. Başka deyişle, vagon konusu seçim vaadi olmaktan öte bir anlam taşıyor. Öyle ki Bursa’da demiryolu ve tramvay lokomotifleriyle vagonlarının üretimi, teşvik paketinde bile kayıt altına alınmış durumda. Tabii bu ısrarın gerisinde Altepe’nin mühendislik anlayışı da var. Altepe de mühendisliği Arthur Melen Wellington gibi tanımlıyor olmalı: “Beceriksiz birinin iki dolara kötü yaptığı bir şeyi, bir dolara iyi yapma sanatı…”
Sabırsızlık ve ısrar, kent adına sevindirici gelişmelerin habercisi olabilir. Ancak önemli bir sorun var. Onu da Altepe şöyle özetliyor: “Bursa’nın vagonunu yapacak üretim gücü ve potansiyeli var. Teknolojilerimiz uygun. Ancak mühendisliğimizi geliştirmemiz gerekiyor. Stadyum projesinde de aynı durum söz konusudur. Stadyum projesi UEFA standartlarına uygun olarak tasarlanıyor. Böyle büyük yatırımların projelerini yurt dışında çizdirmek zorunda kalıyoruz. Her şeyin en iyisini, en güzelini, en az malzeme ile en uygun fiyata yaptırmak zorundayız.”
İşte sorun burada: Mühendislik…
Stadın mimari projesi hazır. Doğru dürüst tartışılmasa da nereye yapılacağı belli. Koruma konusunda ortaya çıkabilecek pürüzlerin, iktidar gücüyle aşılacağı açık. Belediyenin kaba inşaatı yapabilecek gücü var. Yine de ilk kazmanın vurulması, ancak 6 ay sonra olacak. Çünkü inşaat başlamadan statik projenin de hazırlanması gerekiyor. Ancak anlı şanlı teknik üniversiteleri bulunan, hemen her alanda üretimin yapıldığı, yıllarca mühendis politikacılar tarafından yönetilen Türkiye’de mühendislik, o projeleri hazırlayabilecek yetkinlikte değil!
Aynı durum vagon üretimi için de geçerli.
Bursa Türkiye’nin Detroiti konumunda. İki büyük otomobil fabrikası bu kentte. Yüzlerce yan sanayi firması var. Otomotiv, tekstili tahtından çoktan etti. Ancak vagon konusunda neredeyse hiç bilimsel yayın yok!
Gazete yöneticileriyle geçen hafta Mudanya’da bir araya gelen Altepe’nin sözü, döndü dolaştı aynı noktaya geldi.
Üretebiliyoruz, ancak üretim öncesi gereken mühendislik, plan proje aşamalarını atlıyoruz. O yüzden de dışa bağımlılığımız artarak sürüp gidiyor.
İki konuyla ilgili diğer ayrıntılar ise şöyle:
Stat inşaatında ilk kazma 6 ay sonra vurulabilir. Kaynak konusunda Altepe çok açık konuşmuyor ve “Stadı Bursa yapacak” gibi genel bir yanıt veriyor. Kastettiği şu: 130 bin metrekarelik inşaat alanında, kafeden locaya, kapıdan tribüne değin nakite dönüşebilecek tüm bölümler değerlendirilecek. Belediye şimdiden kapılara koltuklara sponsor arayışına başlamış durumda.
Vagon konusu yılbaşında sonra biraz daha somut bir hal alacak. Önce bir numune üretilecek. O numunenin uluslararası standartlara sahip olup olmadığı, yine uluslararası kuruluşlarca test edilecek. Amaç vagon ihraç eder konuma gelmek. Bursa vagonlarının markası henüz belli değil. Belki ‘İpekböceği’ olabilir.    

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız