TOKİ kavgası
Pazartesi, 11 Mayıs 2009 16:31

alt

Son günlerin en çok konuşulan konularından biri nasıl bir Bursa istediğimiz. Çok değil, 20 yıl öncesine kadar ‘emekli olsak da gitsek’ denilen Bursa, şimdilerde herkesi bıktıracak ölçüde sorunlar yumağı haline geldi ki, nasıl bir kent istediğimizi tartışır olduk.

Bu sorunlardan en önemlisi de, mahalle aralarına sıkışmış 7 bin 500 imalathane. Gidin Santral Garaj’a, Genç Osman’a, Alemdar’dan Arabayatağı’na… Tıkış tepiş binaların altında üretim yaptıklarını göreceksiniz. Çalışana da, yaşayana da eziyet mekanlar.

Hasta olsanız başınızı yastığa koyamazsınız, binanın hemen girişindeki tornacının gürültüsünden. Pek çok insan böyle yaşıyor ve gelir düzeyinin düşük olması, o insanların hasta yatağında bile tornanın gürültüsüne katlanmak zorunda olmasını haklı kılmıyor.

Üstelik bu imalathanelerin çoğunda işler yanıcı, patlayıcı nitelik taşıyan boyalar, gazlar vs. ile yapılıyor. Dolayısıyla sağlıklı bile olsanız, her an risk altındasınız.

O halde bu işyerlerinin kent dışına çıkarılması kaçınılmaz. Peki, ama nereye? Bursa Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği, bu soruya 14 yıldır aradığı yanıtı nihayet buldu. Kestel’de Çataltepe köyünde. Burada TOKİ eliyle 600 hektarlık alanda bir sanayi sitesi yapılması için kolları sıvadı ve ortalık da ayağa kalktı. ‘Bu bölgeye bir sanayi sitesi kurulması yanlıştır’ diye Ziraat Mühendisleri Odası dava açtı. Bir dava da İnşaat Mühendisleri Odası’ndan gelmek üzere. İMO Başkanı Necati Şahin, Otosansit’in durumu ortadayken yeni bir sanayi alanı yaratmanın yanlış olduğunu söylüyor.

BESOB ise 1/100 binlik plan onayını alan ve 1/5000 onayı için önümüzdeki günlerde belediye meclisinde görüşülecek projeyi, yöreye bir basın gezisi düzenleyerek yerinde anlattı. Bilim adamı değilim. Bu yüzden çok doğru yorumlayamayabilirim. Ama o gün bir bilim insanından, projenin koordinatörü şehir plancı Nilüfer Taşan’dan dinlediklerim ve gördüklerimle bir yorum yapabilirim. Koskoca şehir plancı kariyerini tehlikeye atıp neden gerçekleri gizlesin ki. Taşan’ın anlattığına göre, yörede arazi dik, taşlık ve killi toprağa sahip, tarıma elverişli değil. Bölgeden NATO boru hattı ve enerji nakil hatları vs. geçiyor.

Akademik Odalar Birliği’nin karşı çıkışına yanıt veren Taşan, hukuka ve planlamaya aykırı hiçbir şey yapmadıklarını vurguluyor. Hatta, “1/100 binlik planı hazırlayanlardan biriyim. Hukuku benden iyi biliyorlarsa ben bu işi yapmayayım” diyor. Tepkilerin nedenini ise ‘kendi hataları’ olarak yorumluyor. ‘Çünkü’ diyor, ‘Bursa’da bu proje için görüş veren işin uzmanı kamu kurumlarının görüşlerini anlatmakta geç kaldık.’

Taşan, projenin parçalar halinde dağıtılması fikrinin doğru olmadığını söylüyor. Çünkü üretiminden arıtmasına bu entegre bir iş ve bölünmesi maliyeti artıracak, üstelik o kadar yer de yok.

Projede Dostoğlu ve Çevre Mimarlık ile birlikte çalışan Sözüneri Mimarlık’tan Hasan Sözüneri ise meseleye daha geniş bakıyor. ‘Karşı duruş olmazsa yanlış yapabiliriz’ diyor. Bir kuru temizlemecinin bir fabrika kadar atık suyu bıraktığını anlatan Sözüneri, ilginç de bir saptama yapıyor: “Aslında AOB’un çıkın demesi, esnafın da direnmesi gerekir ama tam tersi bir durum yaşanıyor.” Sözüneri Güneyde Uludağ, batıda Uluabat Gölü Ramsar koruma sınırı, doğuda Yeniceabat ve Bursa Ovası varken, objektif bakınca Çataltepe’den başka bir yer kalmadığını da söylüyor.

Tartışmanın en vurucu yorumu gün sonunda dönüş yolunda BESOB Başkanı Arif Tak’tan geliyor. Tak’a göre ortada ideolojik bir yaklaşım var ve TOKİ’nin Bursa’dan gitmesini isteyenler projeye karşı çıkıyor. Diğer bir deyişle Tak, konuyu rantın paylaşılamaması gibi görüyor. Ancak, küçük esnafın büyük sanayi sitesine kavuşması için TOKİ formülünden başka çare de olmadığını anlatıyor.

İnceleme gezisinde gördüklerime gelince… Başlangıçta göz alabildiğine yeşilliği görünce ‘evyah’ diyor insan ‘canım alanı yok edecekler.’ Biraz daha ilerleyip dev çukurlarla karşılaşınca da neye uğradığını şaşırıyor.

Çimento üretimi için kazılan ve yağmur sularıyla gölete dönüşen geniş alanlar adeta birer meteor çukuru. Çukur olmayan bölümler ise basamaklı hale gelmiş. Böyle bir arazinin neresinde tarım yapacaksınız.

Tabi bunu yalnızca gazetecilere anlatmak yetmiyor. BESOB gerçekten çok geç kaldı. Daha projeye karar verdiğinde, kentin paydaşlarını bir araya toplayıp, projenin olurunu-olmazını tartışmalıydı. Böylece daha sağlıklı bir sonuç alınabilirdi.


Gelelim TOKİ meselesine… İMO her fırsatta dile getiriyor. TOKİ Cumhuriyeti inşaat sektörünü bitirdi diye. Çünkü TOKİ ne kadar iş varsa alıp kendi taşeronlarına yaptırıyor ve haksız rekabet yaratıyor. Bu bilinen bir gerçek. Fakat AOB’a bağlı odaların itiraz ederken alternatifini de ortaya koyması gerekiyor. ‘Birkaç parçaya bölünerek farlı yerlere yapılsın’ fikrinin tutabilmesi için yer de önermek gerek. Bu dakikadan sonra yapılması gereken konunun taraflarının acilen bir araya gelip, ortak bir çalışma yürütmesidir.

 

 

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız