| Sarı çizmeli Haticeler |
| Pazartesi, 10 Mayıs 2010 14:03 | |||
![]() Kadın ve gençlerin isterlerse neler yapabileceklerini geçen hafta bir kez daha gördük. İki önemli zirvede kadınlar ve gençler geleceği, kendilerini ne beklediğini ve bu geleceğin şekillenmesinde rollerinin ne olması gerektiğini konunun uzmanlarından dinlediler, aktif katılımlarla görüşlerini dile getirdiler. Uludağ Üniversitesi İktisat Topluluğu’nun bu yıl ikincisini gerçekleştirdiği Uludağ Ekonomi Zirvesi ile Bursa İş Kadınları ve Yöneticileri Derneği’nin evsahipliğinde düzenlenen Anadolu Girişimci İş Kadınları Dernekleri Federasyonu’nun 4. Anadolu İş Kadınları Zirvesi, siyasi çalkantıların gölgesine karşın yerel ekonominin gündemini oluşturmayı başardı. Bu iki güzel etkinlikle ilgili haberleri okuduğunuzu kabul ederek, zirvelere dair aklımda kalan ayrıntıları anlatacağım. Geçen yıl 2 bin 400 kişinin katıldığı ve en girişimci aktivite ödülünü alan Ekonomi Zirvesi, bu yıl da organizasyon açısından oldukça başarılıydı. İktisat Topluluğu burada övgüyü hak ediyor. Ne var ki kriz sona erdi, işler yoğunlaştı da ondan mıdır, davet edilen Bakan gelmedi diye midir bilinmez; bu yıl salonu dolduranlar işadamlarından çok üniversite öğrencileriydi. Bu açıdan bakılınca, zirvenin sönük geçtiği söylenebilir. Bakan Ali Babacan, Bursa’ya gelemese de video görüntüsünü göndermişti ama siyasi arenada liste başı olan çirkin komplo videoları kadar izleyici bulamayacağını hesaba katamamıştı olasılıkla. Yahut geçen yıl 29 Nisan’da zirveye onur konuğu olarak katılan ekonomiden sorumlu eski Bakan Nazım Ekren’in Ankara’ya döndükten üç gün sonra 2 Mayıs’ta yapılan revizyonla Kabine dışında kaldığını anımsayarak aynı akıbete uğramaktan çekinmişti de gelememişti. Geçen ay Bursa’ya gelen ekonomist Prof. Dr. Nouriel Roubini’nin ülke ülke dolaşıp ücret karşılığında anlattıklarını bizim finansçıların ücretsiz paylaştığı zirve, para ve sermaye piyasalarına yön verenlerin ciddi sunumlarına karşın, reel sektör temsilcilerinin ilginç anekdotlarıyla hayli eğlenceli hale geldi. Krizin bireylerde yol açtığı etkiyi en iyi özetleyen, BUSİAD Başkanı Arif Özer’in yorumuydu. Krizin başlangıç döneminde tişört almak için Korupark’a alışveriş yapmak için gittiğini ancak, kriz psikolojisiyle bundan vazgeçtiğini anlattı Özer. Ama mezun olunca iş bulamayacağından adı kadar emin olan üniversite gençliği tetikteydi ve hemen “İşadamları tişört almaya korkuyor Bu insanlar bu paraları nereye gömüyor?” diye sordu. Tabi o anda ne yanıt veremeyeceğini bilemeyen Özer bir anlık şaşkınlıktan sonra, “Onu kriz psikolojisini açıklamak için söylemiştim ama bir yanlışı hemen düzelteyim, tişört değil, süeterdi” diyince kahkahalar patladı. O sırada soruyu soran öğrenciye destek niteliğindeki yanıt Ali Hazır’dan geldi: Paraları nereye gömdüklerini bilmiyorum ama gömüldüğü muhakkak. Eskiden yastık altı, çıkı denirdi. Şimdi gömü oldu. Hükümet de gömüldüğüne inanıyor ki, getirin diyor… *** Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’ndeki Anadolu İş Kadınları Zirvesi’nin ilk gününde ise organizasyonsuzluk hakimdi. İlk kez evsahipliği yapılıyor olmasından mı kaynaklanıyordu, kadının nasıl olsa adı yok mu demek istiyorlardı anlamadım ama Dokuzonbeş’in organizasyonunu üstlendiği zirvede daha kayıt masasında acemilik göze çarpıyor; katılımcıların yaka kartlarına yalnızca adları yazılıyor, soyadlarına yer verilmiyordu. Kadın girişimci ta nerelerden kalkıp gelmiş, yakasında yalnızca adı yazıyor: Hatice… İyi de hangi Hatice bu? Sarı çizmeli Mehmet Ağa der gibi… Kim bilir belki de kadının kocasına, annesine, babasına sırtını dayamadan kendi ayakları üzerinde durabildiğinin mesajı verilmeye çalışılıyordu böylece ama, bana öylesi marjinal bir yaklaşımdan çok acemilik gibi geldi. Oysa, üretime, istihdama katkı sağlamayı gerçekten isteyen, yola çıktıkları günden beri desteklediğim girişimci kadınlar, böylesi bir yanlışlığı hak etmiyordu. Neyse ki sonra yapılan uyarılar üzerine sarı çizmeli Haticelerin yakalarına soyadları konduruldu. Zirvenin açılışı da, 1,5 saat gecikme ile başladı fakat, beklenen son iki yılda girişimci kadınlar için ilahlaşan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’ydu. Kürsüye çıktığında yaptığı içten ve coşkulu konuşma, bir anda her şeyi unutturdu. Eğer bugün bir seçim olsa ve Hisarcıklıoğlu da parti lideri olsa, sırf girişimci kadınların desteği ile başbakan olması kaçınılmaz diye düşünüyorum. Bu arada zirvenin halı altına süpürülen yanlarını anlatmış olmam kadın girişimciliği konusundaki fikrimin değiştiği anlamına gelmiyor. Bir konuda hala iyimserim: Bir gün gelecek, her güçlüğe göğüs geren azimli Anadolu kadınının önündeki tek engel ayakkabı topuğunun takıldığı Arnavut kaldırımları olacak. Dilek Göral'ın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
|

