| Pahalı OSB’ler kaçak sanayiyi körüklüyor |
| Pazartesi, 07 Aralık 2009 15:32 | |||
![]() Bursa bir yüzüyle planlı sanayinin ilk başladığı ama öteki yüzüyle de fabrikalar kurulduktan sonra organize sanayi bölgeleri kurulmaya çalışılan bir kent. BTSO OSB, Deri OSB ve hazırlıkları süren Tekstil Boyahaneleri OSB dışında, önce OSB kimliğini alıp sonra faaliyete başlayan bölge yok. Hep oldubittiye getirildi. Önce bir fabrika kuruldu, o diğerlerini çekti, sonra da ‘ne kadar çokmuşuz, e artık OSB olalım’ denildi hep. Fakat geçmiş kimsenin peşini bırakmaz. Bugün ‘altyapımızı kendimiz yaptık, arıtmamızı da kurduk, çevreciyiz de’ sözleri, bugüne gelinceye kadar hangi verimli toprakların feda edildiğini unutturmuyor. Ne var ki mevcutları yıkıp yeniden tarıma kazandırmak da artık olanaksız. Bugüne nasıl gelindiği, sanayileşirken Bursa’nın nasıl bu denli hırpalandığı sorusunun yanıtı elbette ki tek değil. Birinci neden kentin sanayi alanlarının baştan planlanmaması, adına yakışır şekilde ‘organize’ olamaması. İkinci ve en az birincisi kadar önemli bir neden de mevcut OSB’lerdeki arsa fiyatlarının yüksekliği. Metrekaresi 300-350 lirayı bulan arsa fiyatları, OSB’lerin cazibesini ortadan kaldırıyor. Niye bu kadar yüksek fiyatlar? OSB olmanın bir bedeli olduğu için. Bunda bir sorun yok. Ancak, sırada çok talip olduğu ve hangisine evet diyeceklerini bilemedikleri için fiyatları yüksek tutanlar da yok değil. Durum böyleyken, yeni yatırım yapacak bir girişimci, daha başlangıçta ciddi bir arsa maliyeti ile karşılaşınca, ‘üretime başladıktan sonra da katılım payıydı, şusuydu, busuydu derken bir de OSB’de olduğum için para ödeyeceğime, gider başka bir yerde kurarım fabrikamı’ diyor ve gidiyor. Fakat nereye? En iyi olasılıkla, ucuz arsa bulacağı ilçe OSB’lerine. Ama pratikte bu kadar iyimser örnekler yok. Gidiyor, paşa gönlünün istediği yere kuruyor fabrikayı; arazi ovadan, su sondajdan, başlıyor çarkları döndürmeye. Şu kentte yaşayan iki milyon insandan geçtim de kendi çoluk çocuğunun geleceğini o çarkların dişlileri arasında öğüttüğünün de farkında değil… Tabii ki üretene, istihdam sağlayana ihtiyaç var, ama yolu bu olmamalı. Hoş şimdilerde Sanayi ve Ticaret Bakanlığı da ‘artık size sanayi yeter’, diyerek OSB izni vermiyor ya. Gelin görün ki Bakanlığın bile artık yeter dediği Bursa’da OSB kıyılarında tarlaların içinde, yatırıma göz yumuluyor, üstüne devlet teşviki veriliyor, önüne kırmızı halılar seriliyor. İşte bu da bir başka neden; kuralları önce kural koyucuların yıkması… Sonra istediğiniz kadar bağırın, kaçağa göçeğe izin verilmeyecek diye… Sözün özü; 1960’ların örnek ve öncü Bursası, tarım alanlarından çala çala, üstelik bunu tarımsal işletme ruhsatı adı altında yaparak, uzunca bir zamandır Ova’sı talan edilmiş, toprağı ve suyu kirlenmiş bir halde, adeta bronşite yakalanmış bir hasta gibi aksıra tıksıra hayatını sürdürmeye, zorla da olsa soluk almaya çalışıyor. Elbirliği ile acilen çözüm üretilmez, ortak bir akıl ortaya konulamazsa, astıma yakalanması yakındır. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|

