| Meslek kursları kime yarıyor? |
| Cumartesi, 29 Mayıs 2010 13:18 | |||
![]() İstanbul Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası geçen ayın sonunda yaptığı bir anket çalışmasının sonuçlarını açıkladı. Ama bu anketten önce izninizle, sizi biraz daha geriye götürmek istiyorum. Biliyorsunuz hükümet kriz önlemleri kapsamında 16 Temmuz 2009 tarihinde bir teşvik paketini yürürlüğe koydu. Paketin istihdamla ilgili bölümünde, 120 bin işsize geçici istihdam, 200 bin işsize İŞKUR tarafından mesleki eğitim ve 15 lira yevmiye, KOSGEB ve İŞKUR tarafından 10 bin kişiye girişimcilik eğitimi, 100 bin meslek lisesi veya meslek yüksekokulu mezununa staj ve yine günde 15 lira yevmiye olanaklarından söz ediliyordu. İSMMMO’nun anketine dönersek; ‘İşsiz Kursta’ başlıklı çalışmaya göre, 2009’da İŞKUR’un meslek kurslarına başvuranların sayısı bir yılda yüzde 500 artışla 181 bin 900’e çıkmış. Buna özel meslek kursları, diğer kurumların ve 5 büyükşehir belediyesinin kursları da eklenince sayı iki milyonu bulmuş. Bu kurslar için toplam 3,5 milyar lira harcanmış. Fakat işe yerleştirme sonuçlarına bakıyorsunuz, 2 milyon kursiyerin yalnızca 22 bini bir iş sahibi olabilmiş. Anketin alt detaylarında bu kurslarla ilgili diğer mali bilgiler var. Örneğin, mesleki eğitim için gerekli araç ve gerece yaklaşık 270 milyon lira harcanırken, 90 bin eğitim yeri için yıllık 324 milyon lira kira ödemesi yapılmış. Eğitmenlere de vergisiyle birlikte toplam 720 milyon lira ödenmiş. Anketin sonuçlarına bakarak, Ankara’nın meslek kursları iksirinin, sorunu çözmeye yetmediğini söylemek yanlış olmaz. Bu arada araştırmaya göre, kurs yoğunluğu sıralamasında Bursa, İstanbul, İzmir ve Ankara’dan sonra dördüncü sırada yer alıyor. Tabi Bursa mesleki eğitim açısından şanslı bir kent. Belediye ve İŞKUR’un kurslarının yanı sıra, kente özel modellerle yıllardır süregelen kurumlar var; BUTGEM gibi, Coşkunöz Eğitim Vakfı gibi. Şimdi, bu satırdan itibaren, 2 milyonun 22 bininin iş sahibi olduğu bilgisini aklınızda tutmanızı önererek devam edeyim. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası da geçen ayki meclis toplantısında bir anket yapmıştı. Onun sonuçlarının büyük bölümünü ‘İşsize yine kötü haber’ başlıklı yazımda değerlendirmiş, anketin irdelenmesi gereken diğer bazı sonuçlarını daha sonra yazacağımı ifade etmiştim. İşte şimdi, o ‘sonra’nın zamanı geldi. Ortalama 135 kişinin katıldığı anketin mesleki eğitime ilişkin sonuçları da bir hayli düşündürücüydü. Katılımcıların yüzde 5’i kalifiye eleman yetersizliğini iş hayatındaki en büyük sorunlardan biri olarak göstermiş, yeni istihdam sağlarken mesleki eğitime ihtiyaçları olup olmadığı sorusuna yüzde 82 gibi yüksek bir oranla ‘evet’ yanıtını vermişti. Ankete katılanların yüzde 12’si mesleki eğitim yetersizliğini işsizliğin nedeni olarak üçüncü sırada gösterirken, meclis üyelerinin yüzde 52’si işletmesinin BTSO’nun eğitimlerinden yararlanmadığını, yüzde 78’i de Bursa Tasarım ve Teknoloji Geliştirme Merkezi’nin (BUTGEM) yararlanmadığını belirtmişti. Personel talebini BUTGEM’den karşılayanların oranı ise yalnızca yüzde 2 düzeyindeydi. Rakamları art arda sıralayınca çok sevimli olmadığının farkındayım. Eğer hala 2 milyon ve 22 bin rakamları da aklınızdaysa, şimdi arkanıza yaslanın ve şöyle bir bakın. Ne görüyorsunuz? Ben ne gördüğümü hemen söyleyeyim. Kocaman bir çelişkiler yumağı… Mesleki eğitim önemli deniliyor, milyarlarca lira harcanıyor ama bir yandan da işe yerleşen sayısı 22 binde kalıyor. Nitelikli işgücü sorunumuz var diyen işveren sunulan olanaklardan yararlanmıyor ya da yararlanmak istemiyor. Bu durumda eğitimlerin tek yararı kalıyor geriye; eğitmenler açısından yarattığı istihdam. En azından o yönde bir sorun çözüme kavuşmuş oluyor. Yoksa tüm bunlar mesleki eğitime bakışı, büyük emek, zaman ve paralar harcanarak ortaya konulan çabaların nasıl değerlendirildiğinin özeti. Çünkü bizde her şey böyle yürüyor. Her iş büyük heveslerle başlıyor, sorası kaplumbağa hızıyla ilerliyor, kimi zaman da yerinde sayıyor; her şeyi sözde ya da yazıda kalıyor… Geçen yıl ağustosun ikinci haftasında yazdığım ‘Bahane’ başlıklı yazımda, yine mesleki eğitim konusuna değinmiş ve “Eğitim politikanızı doğru oluşturamazsanız, eğitimciliği açıköğretim kategorisine taşır, donanımlı mezunlar sağlayacak müfredat geliştiremezseniz, üniversite bitirip bir meslek sahibi oldukları halde bir iş sahibi olamayan gençleri istihdam garantili kurslarla yeniden yetiştirmek zorunda kalırsınız. Kazanç gibi görünse de, zaman, kaynak ve ruh sağlığı açısından bu tamamen kayıptır” demiştim. Bugün de aynı şeyleri söylüyorum ama bir ekleme yaparak: Bakış açınızı değiştirmediğiniz sürece, her çaba boşunadır. Dilek Göral'ın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
|

