Koku perdesi gerçeği örtmüyor
Pazartesi, 23 Kasım 2009 14:27


Artan kent nüfusu, su tüketimini ve bir taraftan da atıksu üretimini hızla artırıyor. Öyle ya, lavabo ve tuvaletlere neler attığımızı hatırlayalım, hepsi eriyip su olmuyor ki…
Örneğin kızartma yağı… Sudan arınması güç olduğu gibi arıtılmadan doğaya karışması halinde yüzeyde kalarak suyun oksijenini de kesiyor.
Birey olarak suyu dikkatli kullanmak ve olabildiğince az atıksu yaratmakla sorumluyuz. Organize sanayi bölgeleri dışındaki sanayi işletmelerinin sorumluluğu ise kent şebekesine gönderdikleri atıksuyu ön arıtmaya tabi tutarak, kirliliğini belli bir sınıra indirmek. Gerisi BUSKİ’ye (Bursa Su ve Kanalizasyon İdaresi) kalıyor.
Kent halkına sağladığı temiz su, yine bu kentin halkı tarafından kirletilip kendisine geri gönderilen BUSKİ, söz konusu atıksuları Doğu ve Batı Arıtma Tesislerinde temizleyerek Deliçay ve Nilüfer’e bırakıyor. Hatta arıtılan suda balıklar yaşıyor.
Buraya kadar her şey normal… Halkın temiz su kaynaklarına erişiminden sorumlu olan yerel yönetim, bu görevinin hakkını verdiği gibi, kirlenen suların temizlenmesi için de gerekeni yapıyor. Fakat asıl sorun bundan sonra, arıtılan atıksuyun ardında bıraktığı çamurla başlıyor.
Bursa atık çamurunu ne yapıyor derseniz, yanıt biraz can sıkıcı. Çamur bir süre Büyükşehir’in çöp sahasına gönderilmiş ancak, oraya giden çöplerin fazlalığı ve çamurun kayma sorunu nedeniyle Büyükşehir Belediyesi çamuru kabul etmemiş.
Sonuçta BUSKİ de ‘geçici süre için’ arıtma tesisleri içinde öngördüğü depolama alanlarında depolamaya başlamış. Depo dediysem, kapalı bir yer düşünmeyin. Çıkan çamur açık alanda, kireçlenerek dezenfekte ediliyor ve kurumaya bırakılıyor. BUSKİ, yer sıkıntısı nedeniyle, bu şekilde bir depolamayı en fazla iki yıl daha yapabilecek durumda. Dolayısıyla, iki yılı beklemeden çözüm üretilmesi gerekiyor.
Bir başka sorun da, bu şekilde depolanan çamurun çevreye yaydığı koku… Kokuya karşı alınan önlemler ise son derece ilginç. Daha önce de gazete ve televizyonlarda konu edildi. Doğu Arıtma Tesisi’nde çelik konstrüksiyondan, eğimli bir rüzgar perdesi oluşturuldu. Bir tür rampa ya da kalkan…
Bir yandan dolan kısımların üzeri kumla örtülüyor ama bu yeterli olmadığı için rüzgar perdesi ile hava akımı yukarı taşınarak yerleşim yerlerine kokunun gitmesi engellenmeye çalışılıyor. Ama sonuç değişmiyor: Alttan ya da üstten hiç fark etmez; koku yayılıyor…
Tabi bunlar geçici çözümler… Atık çamuru bertaraf etmenin çeşitli yolları var. Yakmak, kiremit yapmak, çimento fabrikalarında imha etmek, tarımda kullanmak, enerji elde etmek veya yalnızca depolamak bunlardan birkaçı… Çamuru değerlendirme biçiminde karar kılmak, onun yok edilme yöntemini de belirliyor.
İşte Bursa da, geçen dönem, çamuru kurutup hacmini düşürdükten sonra çimento fabrikasında imha etme yönteminde karar kılmıştı. Hatta merhum başkan Hikmet Şahin döneminde açılan 20 milyon avroluk ihaleyi Siemens kazanmış, ancak daha sonra teknik şartlarda anlaşma sağlanamadığı için ihale iptal edilmişti.
O günden bu yana da, kullanılacak teknoloji ve yaratacağı maliyet araştırılırken, Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, geçen hafta düzenlenen Ev Atık Yönetimi Konferansı’nda Mudanya ölçeğinde gazlaştırma yönteminde karar kıldıklarını, zararlı gazın ortaya çıkması engellenerek, çamurdan yüksek verimli enerji üretilebileceğini açıkladı.
Bu, bir yanıyla MESS ve Marzinc'in yaşadıklarından sonra tartışma yaratmayacak bir teknoloji arayan Büyükşehir’in Bursa merkezi için düşündüğü atık yönetimi planı hakkında da ipucu veriyor.
Ancak, düşünülen alternatif yöntemlerin kamuoyunda konunun uzmanları ile tartışılması gerekiyor. Tartışılması ve Bursa için en doğru, en uygulanabilir projenin bir an önce belirlenerek, bertaraf çalışmalarının başlatılması. Aksi halde perde kalktığında çamur görünecek.

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız