KOBİ borsaları
Pazartesi, 22 Haziran 2009 11:09

alt

Yaşlanmanın güzel yanları da var. Konuştuklarınız yadırganmıyor, konumunuz gereği bilmeniz gereken bir şeyi bilmediğinizi söylemeniz şaşkınlık yerine tebessüm yaratıyor. Aslında yaş almak biraz da özgürlük demek.
Türkiye Bankalar Birliği Başkanı Ersin Özince de, yaş almanın ve emekliliğe yaklaşmanın verdiği rahatlıkla, geçen hafta katıldığı TÜGİAD Bursa Şubesi’nin toplantısında son derece samimi açıklamalarda bulundu. Özince, Almira’daki toplantıda, karşısında genç bir dinleyici kitlesi bulunca, Türkiye’nin krizin neresinde olduğunu, ne yapması gerektiğini, banka-işadamı ilişkilerini oldukça esprili bir dille anlattı.
Keyifli bir toplantı oldu. Yaklaşık 2 saat süren konuşmasında hiç tekdüzeliğe düşmeden, en önemli konuları çok eğlenceli bir biçimde anlatmayı başardı. Sıkça emekliliğinin yaklaştığını ve kendisinin artık genç olmadığını hatırlatarak, bir anlamda neden bu kadar rahat konuştuğunu da ifade etmiş oldu. Geniş bir yelpazede IMF’den kredi kartı faizlerine pek çok konuya değindi ama bu yazıda KOBİ borsaları ile ilgili sözlerini bulacaksınız.
Anlattıkları bir yanıyla Türkiye’nin nereden nereye geldiğini ama aynı zamanda hiçbir şeyin değişmediğini gösteriyordu. Şimdiki gençlerin şanslı olduğunu anlattı örneğin. Fakat yine de eskinin daha iyi olduğuna inandıklarını söyledi ve çarpıcı bir hatırlatma yaptı: O zaman da her gün 40-50 kişi ölüyordu ve iş bulacak mıyız diye düşünmüyorduk, yeter ki sükunet olsun diyorduk.
Şöyle bir bakınca geçmişten bugüne, Özince’ye hak vermemek mümkün değil. Türkiye’de 40-50 yıl önce işletmelerin tamamı KOBİ’ydi, bugün ise yüzde 98’i... Demek ki bunca yıl çağ atladık, dünyanın bilmem kaçıncı ekonomisi olduk derken aslında bir arpa boyu yol alabilmişiz. Hoş KOBİ olmak kötü bir şey mi? Hayır, aksine dünya ekonomisini KOBİ’lerinin gücü sayesinde yönlendiren ülkeler var. Örneğin ABD.
Bu da teknoloji ve bilgiyi iyi kullanmaktan geçiyor. Ersin Özince de buna işaret etti konuşmasında. “Biz, kişisel bilgisayarı 30, interneti 40’lı yaşlardan sonra gören kitle, bilgiyi almakta ve onu değerlendirmekte dezavantajlıyız” diyen Özince’nin bu yorumuna katılmamak mümkün değil.
Hatırlarsanız, yakın geçmişte aralarında Bursa’nın da bulunduğu çeşitli illerde düzenlenen KOBİ Bilgi ve Eğitim Fuarı ile bin KOBİ’ye 1 milyar lira sloganı ile bir çalışma başlatılmış, fuara giden para ile döneceğini düşünmüştü. Ancak fuarda, KOBİ’lerin söz konusu kaynağa ulaşmak için ne yapması gerektiğine dair yol haritası belirleniyordu. Tabi durum anlaşılınca, hayal kırıklıkları yaşandı.
Diyeceğim o ki; evet KOBİ’lere destek paketleri açılırken, hiç de anlamı olmayan şartlarla kaynak temini güçleştiriliyor, bunu bu krizde çok daha iyi gördük. Fakat, KOBİ’ler de paradan önce bilgiye erişim için çok çaba göstermedi. e-ticaretle epeyce yol almak olanaklıyken, yazılım yatırımlarını hizmeti geliştirmeye odaklı kullanamadıkları ve dolayısıyla verimlilik sağlayamadıkları için gereken dönüşümü gerçekleştiremediler.
Bir anlamda armut piş ağzıma düş durumu. İstiyoruz ki, bilgiler hap haline gelsin, biz yutup bir gecede para sahibi olalım. TBB Başkanlığı’nın yanı sıra İş Bankası’nın Genel Müdürü olan Ersin Özince de buna dikkat çekiyordu. Hatta kriz sürecinin başından beri konuşulan bir noktayı, ‘bu kriz şirket birleşmelerini gündeme getirecek’ söylemlerini çözüm formülü olarak sunuyordu: Sermayeniz yoksa sermayeleri birleştirecek formüller bulun diyordu. Özince’ye göre bunu sağlamanın en iyi yollarından biri de KOBİ borsaları olacak.
KOBİ Borsası, sermaye piyasası araçlarının aracı kurumlar eliyle alınıp satılarak, işletmelerin sermaye piyasalarından fon sağlamalarına olanak veriyor. Türkiye’de bunun için geçmişte çalışmalar başlatıldı ama bir sonuca ulaşılamadı. Üzerinde durulmasında yarar var. Yoksa, her defasında önüne binlerce bariyer konularak kaynaklara erişimi bir hayli güçleştirilen KOBİ’ler mevcut yapılarıyla finans temininde zorlanmaya devam edecek.

 

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız