Kimlik teyidi çilesi
Pazartesi, 22 Aralık 2008 19:09

alt

Bankalarla ilgili şikayetlere her gün bir yenisi ekleniyor. Şimdilerde kredileri dağıtmakdaki cimrilik ve bu kredileri geri çağırmadaki atakları konuşulsa da, kredi kartı sözleşmeleri, kart aidatları ve faizleri, havale komisyonları vs. vs. dava açılmadık uygulamalarının kalmadığı unutulmadı daha.
Bankalarla ilgili bir şikayet de, ‘’Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmelik’’ ile 1 Temmuz 2008 tarihinden itibaren getirilen kimlik ve adres teyit zorunluluğu ile ilgili.
Bu kriz ortamında kredi sorunları had safhaya ulaştığı için, teyit işlemlerinde karşılaşılan zorluklar çok da kayda değer bir sorun gibi durmadı ama teoride çok kolay anlatılan bu işlem, uygulamada binlerce tasarruf sahibini saatler süren kuyruklarda perişan ederek, söylendiği kadar kolay olmadığını gösterdi.
Neyse ki bankalar, PTT, aracı kurumlar, sigorta şirketleri, noterler ve diğer yükümlülere getirilen, müşterilerine ilişkin adres teyit zorunluluğunda süre 31 Aralık 2008’den 30 Haziran 2009’a kadar uzatıldı da, yurttaşlar gerekse ilgili kurumlar biraz olsun nefes aldı.
Ama tabi sorun tek başına bu değildi. Çünkü bürokrasi dediğimiz anlamsız yükler yığını burada da kendisini gösterdi.
En iyisi bir örnekle açıklamak. Diyelim ki; Ankara’da bir banka şubesinde hesabınız var ve siz Bursa’da oturuyorsunuz. Bu durumda adres teyidinizi Bursa’dan yaptırabiliyorsunuz. Ancak hesabınız Mudanya’daki bir şubede ise bunu yapmanız mümkün değil. İlle de kalkıp Mudanya’ya gideceksiniz. Biraz zorlarsanız, Bursa merkezden başvuru yaptığınız banka şubesi, adres teyidi için gereken ikametgah örneğini, posta ile ulaştırıyor Mudanya’ya. (Mudanya yakın bir örnek olduğu için garip gelmeyebilir belki. Hadi  Mustafakemalpaşa diyelim de durumun ciddiyeti anlaşılsın.)
Şimdi düşünün, başınızı kaşıyacak vaktiniz yok ama yine de bankada birkaç saat beklemeyi göze alıp, gidiyorsunuz kimlik teyidine. Bir bakıyorsunuz ki asıl gitmeniz gereken yer bankanın Mudanya ya da Mustafakemalpaşa’daki şubesi. Oysa sizin vaktiniz yok, aracınız yok, sağlığınız uygun değil vs.vs. (olmaz demeyin, insanlık hali…) Ne yapacaksınız bu durumda? Son derece basit bir işlem, çoktan kabusunuz haline gelmiştir artık. Çaresiz katlanacaksınız. Neden? Yönetmelik hazırlanırken, insanlık halleri düşünülmediği için.
‘Bankalar haklı çünkü mudilerin şahsen başvurusu şart. Neticede kara para aklanmasının önüne geçilmeye çalışılıyor’ desek, evet son derece mantıklı. Fakat uygulama kendi içinde çelişiyor. Başka şehirlerden yaptırabildiğiniz bir işlemi, bulunduğunuz şehrin ilçeleri için yaptıramıyor olmanızın hiçbir mantığı yok.
Ayrıca, teknolojinin her türlü imkanı sunduğu bir ortamda, ‘e-devlet olma yolunda ilerliyoruz’ diye gururlanırken, bir tıkla trilyonlar havale edilebilirken, bir ikametgah bildirimi için bunca kilometre teptirmenin nasıl bir mantığı olabilir? Ya da diyelim ki, banka insafa geldi ve evrakı posta ile göndermeyi kabul etti. Banka PTT’ye her zarf için 65 yeni kuruş ödeyecek, postacıların iş yükü ve kırtasiye ve kağıt tüketimi artacak. Böyle bir lüksümüz olamaz.Hadi yurttaşımıza güvenmiyoruz, bankamızın memuruna da mı güvenmiyoruz? İlçedeki A şubesi yerine merkezdeki B şubesi, aldığı evrakı, teknolojinin nimetlerinden yararlanarak A’daki ilgili birime bildirse, bunun ne sakıncası olabilir? Hem zamandan tasarruf edeceksiniz hem de kırtasiyeden kurtulacaksınız. Hayatı kolaylaştırmak dururken, böylesi zorlaştırmak niye anlamak mümkün değjl...

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız