Kelebek etkisi
Pazartesi, 26 Ocak 2009 14:26

alt

Otomotivin başkenti, kriz ordularının kuşatması altında! Ana sanayisinden en küçük yan sanayisine kayıplar ciddi. Neticede zincirleme bir durum bu. Halkalardan biri zayıfladı mı zincir dağılır gider.
Fabrikalardan haberler geliyor da öğreniyoruz; “Şu fabrikada şu kadar işçi izne gönderildi, üretime ara verildi, kapısına kilit vurdu vuracak” diye. Yan sanayide kulaktan kulağa iflaslar konuşuluyor ama tabi ticari itibarı korumak adına kimsenin ağzını bıçak açmıyor.
Ana sanayideki iki fabrikada ise işler iki ileri bir geri sürüyor. İşten çıkarmaların beyaz yakalılara kadar ulaştığı ve Oyak Renault’nun kısa çalışma ödeneği için başvurduğu zaten biliniyor. Çalışma Bakanı Faruk Çelik, haftasonu BTSO’daki ‘Ekonomiye Değer Katanlar’ ödül töreninde bununla ilgili açıklamada bulundu.
Ödemeler bu hafta başlıyor. Bursa’da 19 firma yararlanacak. Dolayısıyla, yakın bir tarihte sektör az da olsa nefes almaya başlayacak. Böylece işçi çıkışlarının önüne geçilerek, kıpırdanma nihai tüketime de yansıyabilecek. Fakat, öncelikle uygulamada ne gelecek onu görmek gerek. Şimdilik sözde hepsi. Hep birlikte göreceğiz. Bugüne kadar gördüklerimize gelince; ceplerimizi tasa ile doldurmamıza yetiyor da artıyor bile…
Beşyol’da bir lastik ve jant bayii. Tabelasında koskoca afili ana firmanın adı. Fakat gelin görün ki, tabela kurtarmıyor. Satış Müdürü ile konuşuyoruz. Alacağım yanıtı bile bile ‘İşler nasıl?’ diyecek oluyorum. Bir vur bin ah işit gerisi.
Elektrik, su, kira vs. aylık giderlerinin 15 bin lira olduğunu söylüyor. Kazançlarını sorarsanız yok denecek kadar az. Kriz öncesi dönemde günde 150 kişinin uğradığı dükkandan 100’ünün bir ürün alarak çıktığını söyleyen Satış Müdürü, bugün ise günde ortalama 6 müşterinin geldiğini anlattı. O da öylesine bir bakmaya, alıcı yok. Çare olur diye indirim kampanyası yapmışlar ama o da pek ilgi görmemiş.
Biz bunları konuşurken iki genç girdi içeri. Bilirsiniz işte, 20’li yaşlarda araba tutkunu iki genç. Pırıl pırıl, göz kamaştıran çelik jantlara baktılar, belli ki içleri gidiyor. İndirimli fiyat uygun gelirse alacaklar. Sordular, Satış Müdürü fiyatı söyledi. 360 lirayı duyunca yüzleri asıldı, kredi kartına taksit seçeneğini sordular sonra. Satış Müdürü onu da açıkladı. Biraz düşündüler. Belli ki evdeki hesap çarşıya uymamıştı. Teşekkür edip gittiler.
Üzüldüm; alıcılara da, satıcıya da. Hatta alıcı ve satıcı üzerinden şehrime ve yurduma… Her yeni günün bir umutla doğmasına karşın, ‘memleketin derdiyle dertlenmesi gerekenler’ geç kaldıkları için umutsuzlukla bitmesine…
Sohbete devam ettik sonra. Son üç aydır onlar alışmış artık böyle sorup da gitmelere. Öyle söylüyor Satış Müdürü. Bir şey daha söylüyor ki çok çarpıcı; “Bizim meslekte bir işyeri kolay kolay batmaz. Az da olsa işler süreklidir, müşteri hiç eksik olmaz. İşyerinin batması için parayı orada-burada yemeniz lazım. Fakat, geçen yıldan bu yana Bursa’da lastik ve jant işi yapan çok sayıda firma battı. Hepsinin de nedeni iş yapamamaktı. Özellikle son iki ayda bu daha çok yaşanır oldu.”
Söylenecek söz kalmıyor. Araç sahiplerinin en sık tükettikleri şeylerden biri lastik. Aracın tekerinden başlayan sıkıntı, marşa basmaya kadar gider. Bugün lastik alamayan yarın farını değiştiremez, öbür gün bozulan kornasını yaptıramaz, her gün arıza çıkaran aracını satıp yenisini almak yerine, kapatır kontağını, garaja çeker.
Bugün yaşanan tam da budur aslında, içeride ve dışarıda. Bir kişinin aracını kullanmaması, kelebek etkisiyle, milyonlarca kişiyi işsiz bırakır.

 

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız