KDV’yi yaz deftere
Pazartesi, 18 Mayıs 2009 16:54

alt

Reel kesimin ‘kaynak yok’ çıkışları, Maliye’nin kasasına da yansıdı. Devletin en kolay toplayabildiği dolaylı vergilerden KDV tahsilatları, işlerin ne kadar yolunda olduğunu göstermesi açısından önemli.
Bursa Vergi Dairesi Başkanı İbrahim Saydam’ın verdiği bilgiye göre, kentte 2009’un ilk dört ayında tahakkuk eden KDV tutarı bir önceki yıla göre yüzde 8,94 oranında artarak 562,8 milyon liraya yükselmiş. Kriz sürecinin en zor aylarından biri olan Mart 2009’a göre ise yüzde 15,25 artış var. 2009’un krizle başladığı düşünüldüğünde, talepteki daralma sürerken, tahakkuktaki bu artışı işlerin yolunda gittiği şeklinde yorumlamak doğru olmasa gerek. Buna belki denetmenler mükellefin ensesinde iyi boza pişirmiş ve kayıtdışılık daha fazla önlenmiş diyebiliriz.
Ama bu rakamlar hemen sevindirmesin. Tahakkuktaki bu artış tahsilata ne kadar yansımış, bir de ona bakalım. İşte bu noktada fotoğraf biraz kararıyor. Geçen yılın ilk 4 ayında 312,2 milyon lirayı bulan tahsilat, 2009’un aynı döneminde yüzde 16,04 gerilemeyle 262,1 milyon liraya inmiş. Diğer bir ifadeyle tahsilattaki gerileme tahakkuktaki artıştın yüzde 7,1 üzerinde gerçekleşmiş, makas iyice açılmış. Mükellef kayıt altına girmiş girmesine de ‘yaz deftere’ demiş, ‘kriz bitince faiziyle öderim.’
Tabi bu rakamlara ithalattan alınan KDV dahil değil. Yılın ilk 2 ayında Türkiye genelinde toplam ithalden alınan KDV’nin yüzde 32,3 gerilediği dikkate alınırsa, daha sarsıcı sonuçlara da ulaşmak mümkün.
Başkan Saydam’ın verdiği bir bilgi de protestolu çek ve senetlere ilişkin. Rakam açıklamıyor ama Bursa’nın çek ve senet protestolarında da Türkiye ortalamasının üzerinde olduğunu ve nakit sıkıntısı çeken illerin başında olduğunu anlatıyor. Bu verileri alt alta sıralayınca Bursa ekonomisinde açılan gediklerin giderek büyüdüğü daha net bir şekilde ortaya çıkıyor. Fazla söze gerek yok. Özetle, 2007’den itibaren vergi iadesinin kaldırılmasıyla KDV tahsilatında hedefi yakalamakta güçlük çeken Maliye’nin bu kez ipin ucunu hepten kaçırması kaçınılmaz.

***

Gelelim bir başka önemli konuya… Son 15 gündür Bursa’nın gündeminde Çataltepe’de kurulması planlanan sanayi sitesi var. Geçen hafta bu sütunlarda BESOB ile Akademik Odalar Birliği arasında yaşanan yeni sanayi sitesi tartışmalarına, sanayinin konuşlanacağı Çataltepe’de gördüklerime ilişkin bilgilere yer vermiş, proje koordinatörü Nilüfer Taşan’ın anlattıklarını aktarmıştım.
Taşan’ın üyesi olduğu ve Başkanlığı’nı da yazarımız Füsun Uyanık’ın yaptığı Bursa Şehir Plancıları Odası’ndan bir açıklama geldi. Açıklamada projenin büyük kısmının tarım alanı ve su havzasında kaldığının resmi kurumlardan alınan yazılar ile sabit olduğu belirtilirken, 1/100bin ölçekli plan değişikliğinin iptali için açılan davada BŞPO’nun da İMO, MO, ZMO, İKK ve Bursa Barosu ile birlikte davacı olduğu hatırlatılıyor.
BESOB Başkanı Arif Tak’ın “TOKİ’yi Bursa’da istemedikleri için itiraz ediyorlar” sözlerine atıfta bulunularak itirazların TOKİ eksenine çekilmek istenmesinin de yanlış olduğu ifade edilen açıklamada, projenin kent içindeki esnafın çıkarılması ve bu bölgelerin dönüşümü konusunda ulaşım planlaması vs yapılmadığı dolayısıyla tepkilerin de projenin içerdiği yanlışlardan kaynaklandığı dile getiriliyor.
Açıklamayı aldıktan ancak birkaç gün sonra Füsun Hanım ile görüşebildik. Kendisine Oda üyesi olan Taşan’ın, ilgili kamu kurumlarının olur raporu verdiği şeklindeki sözlerini ve göz göre göre nasıl bir yanlışı savunabileceğini sorduğumda, “Görüş alınan kurumlar farklı” yanıtını verdi. Belli ki meslektaşını üzmek istemiyor ama söylediği son derece çarpıcı. O halde bana geçen hafta söylediklerimi yinelemekten başka söz kalmıyor.
Bu dakikadan sonra yapılması gereken konunun taraflarının acilen bir araya gelip, ortak akılla ortak bir çalışma yürütmesi ve soruna kalıcı bir çözüm bulmasıdır.

 

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız