| Kapıcı çocukları ne yapsın? |
| Pazartesi, 14 Eylül 2009 12:20 | |||
![]() Bursa iş dünyası, hükümetin kriz döneminde hız verdiği, iki kez para ve zaman harcamaktan başka anlam taşımayan mesleki eğitim kurslarından bir sonuç alınamayacağına nazire yaparcasına, önemli projeler başlattı. Temeli atılan UİB’in Otomotiv Anadolu Teknik Lisesi, protokolleri imzalanan BTSO Teknik Eğitim Kampusu ve işadamı Faik Çelik’in yapımını üstlendiği Uludağ Üniversitesi bünyesinde kurulacak Otomotiv Mühendisliği Bölümü ile deyim yerindeyse Bursa mesleki eğitim konusunda coştu. En erken 2014 yılında 720’si yalnızca otomotiv alanında olmak üzere 3 bin 720 teknik lise mezunu, işgücü piyasasına katılacak, 2016’da ise Türkiye’nin ilk otomotiv mühendisliği bölümünden 30 genç ‘ilk mezunlar’ olarak diploma alacak. Eğitime dair bu gelişmelerin yaşandığı geçen hafta iki konu zihnimi meşgul etti. Biri bu okullardan mezun olacak gençlerin geleceği ile ilgili. İşveren yana yakıla nitelikli eleman aradığını söylüyor. Çünkü eğitim sisteminin piyasanın taleplerine uygun işgücü yetiştiremediği bilinen bir gerçek… Ancak özelikle son bir yıldır yaşanan küresel ekonomik kriz bir gerçeği daha ortaya çıkardı: Bu ülkede en kolay vazgeçilen şey işgücü. Vergi yükü nedeniyle işgücünü enerjiden sonra en büyük maliyet unsuru sayan işverenler, ‘ya iş ya ücret indirimi’ tehdidiyle en nitelikli çalışanlarının bile gözünün yaşına bakmadı. Söze gelince ‘eğitimli işgücünü biz de kaybetmek istemeyiz’ denilse de pratikte böyle olmadığını, ne yazık ki son bir yılda gördük. Dolayısıyla 5 yıl sonra Bursa işgücü piyasasına kazandırılacak 3 bin 720 ara elemanın akıbetinin ne olacağını yaşayıp göreceğiz. İş ki okuyacakları okullarda alacakları eğitimler pratiğe taşınabilir olsun ve iş ki işveren onlara kapılarını gerçekten açsın. ***
İkinci konu ise bunca çaba harcayarak eğitime katkı sağlamaya çalışan işadamlarının yaptırdıkları okullarda yaşananlar. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın 1986’da eğitime kazandırdığı ‘ilk’ okul özelliği taşıyan BTSO Kükürtlü İlköğretim Okulu’nu bilirsiniz. Bursa’nın başarısını kanıtlamış okullarından biridir. Ancak son dönemde bu okulda öyle bir uygulamaya yapılıyor ki akıllara zarar.Eğitimde eşitlik ilkesinin son derece doğal bir sonucu olarak, Kükürtlü’deki apartman kapıcılarının da çocukları bu okulda okuma hakkına sahip. Ancak, önceki yıllarda bu tür bir uygulama olmamasına karşın geçen dönem okula ilk kez adımını atan minicik 19 çocuk, eğitim hayatından önce eşitsizlikle tanışıyor. Okulda çoğunluğu oluşturan diğer velilerin isteği üzerine, kapıcı çocukları bir sınıfta toplanıyor. Neymiş efendim, kapıcı çocukları, cüzdanı şişkinlerin çocukları ile aynı sınıfta eğitim alamazmış. Hatta kulağıma gelenlere göre velilerden biri, okula 10 bin lira yardımda bulunduğu için bunu istemeye hakkı olduğunu bile söyleyebiliyor. Anne-babaları, kim bilir ne zorluklarla bugüne getirdikleri evlatlarının, yüreği küçük cüzdanı büyük olduğunda bu denli eşitlikten uzak bir tutum takınacağını bilse, o zorluklara katlanır mıydı? Yahut cüzdanları büyüyen bu insanlar, dünyaya gelirken hiç kimsenin anne-babasını ve dolayısıyla mesleğini seçme şansının olmadığını düşünebilse, belki hayat daha başka olabilirdi. Hem ‘kapıcı çocukları doktor, mühendis, avukat olamaz’ diye bir kural mı var? İleride kapıcı çocuğunun işveren, kendisiyle aynı sınıfta okutulmak istenmeyen yaşıtının çalışan olmayacağını kim garanti edebilir? Çocuklarımız eğitimli yetişsin diye okul üstüne okul yaptıran, kalkınmanın yolunu açan, bunun için zaman ve emek harcayan gerçek insanların yanında böylelerini de görmek çok üzücü. Cüzdanı şişkin ailelere yalnızca şunu önerebilirim: Göklere çıkardığınız serbest piyasa kurallarını kendi yaşantınızda da işletin ve çocuklarınızı özel okullara gönderin. Gönderin ki kapıcı çocukları ve diğerlerinin istediği gibi eğitim alabilme hakkı elinde kalsın. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|

