İsteseler de konuşamazlar
Pazartesi, 08 Mart 2010 16:47








Krizin ilk aylarında art arda gelen iç karartıcı haberleri duyuruyordu medya. Bir süre sonra iş dünyasından ‘moral bozucu haberler okumak istemiyoruz’ sesleri yükselmeye başladı. O dönemde, işleri iyi olmasa da ayakta durabilenler bile bunu açıkça dile getiremiyordu. Çünkü hiç kimse ‘komşusu açken tok yatan’ görünmek istemiyordu. İşleri yolunda gitmeyenler ise ticari itibarını korumak adına işler yolundaymış gibi davranıyordu. Sonuçta az ya da çok herkes ağlanıyor ama kimse net bilgi vermiyordu. Bu yüzden de hasarın gerçek boyutunu tespit etmek güçleşiyordu .
2009’un bahar aylarında yazmıştım; ‘iş dünyası sesini duyurmak ve Ankara’ya karşı bir kamuoyu oluşturmak istiyorsa basına gerçekleri anlatmalı’ diye. Ama bunun yerine ‘moral bozucu haberler okumak istemiyoruz’ sesleri gelmeye devam etti.
Sonrasını biliyorsunuz… En başından beri krizin teğet geçtiğini düşünen bir Ankara vardı ve aldığı birkaç önlem dışında bu işle baş edemeyeceğini anlayıp, baş edebileceğini düşündüğü başka işlere yönelince, ekonomik krizin yol açtığı hasarın boyutlarını belirlemek iyice güçleşti.
Bugün ise ekonomi hiç konuşulmaz oldu. Daha bir yıl öncesine kadar moral bozucu haberlerden bıktığını söyleyen iş dünyası, şimdi o günleri ararcasına, ‘işin kötü tarafı artık ekonomi hiç konuşulmuyor’ diyor.
Yazılı ve görsel basında yine değişen bir şey yok. O günlerde 10 haberin dokuzu kötüyken şimdi 10 haberin 10’u da kötü. O zaman ekonomik kriz nedeniyle umutsuzluğa kapılanların bugün cinnet aşamasına geldiğini, o günlerde yuvasını ayakta tutmaya çalışanların bugün elinde kopmasına engel olamadığı pamuk ipliği ile ne yapacağını bilemez halde olduğunu okuyor, izliyoruz. Bunlara bir de akıl tutulmasına yol açan, Ergenekonları, balyozları, yargı müdahale ve mücadelelerini ekleyince iç açıcı hiçbir şey kalmıyor.
Verilerinin güvenilirliği tartışmalı hale gelen Türkiye İstatistik Kurumu bile işsizliğin 2009 sonu itibariyle yüzde 14’e yükseldiğini, memleketteki işsiz sayısının üç milyon 417 bine çıktığını açıklıyor. Asıl bakılması gereken tarım dışı işsizlik oranı ise yüzde 17,4’e kadar çıkıyor. Daha açık ifadeyle her yüz kişiden 17’si çalışmıyor, çalıştırılmıyor. Bunlar resmi rakamlar, bir de kayıt dışında kalanları eklerseniz, yüzde 20’yi aştığı bile söylenebilir.
Diğer taraftan şimdilerde piyasalarda canlanma belirtilerinin başladığı konuşuluyor ama şirketler yine bilançolarına ilişkin gerçekçi açıklamalar yapmadıkları için kimin ne durumda olduğunu, iyileşmenin somut sinyallerinin gelip gelmediğini kimse tam olarak bilmiyor.
Kaybedilmiş bir yılın ardından tam gaza basılması gerektiği dönemde, tercihini başka işlere yoğunlaşmaktan yana yapan Ankara, ekonomiyi rölantiye aldı. Zamanında sesini iyice yükseltmeyen, moral bozucu haberler görmek istemeyenler, şimdi nasıl çıkış yolu bulacak bilmiyorum. Artık isteseler de konuşamazlar.
Çünkü, artık konuşanlar duyulmuyor, dinlenmiyor veya susması için gereken ne ise o yapılıyor. Şimdi artık, kara haber yazıyor diye her fırsatta sitem ettikleri medyanın da önüne setler çekiliyor.
O yüzden, ‘işin kötü tarafı artık ekonomi hiç konuşulmuyor’ demenin, hatta bunu bir hayret ifadesi olarak dillendirmenin çok anlamı yok. İş işten geçiyor…

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız