| İşsize yine kötü haber |
| Pazartesi, 03 Mayıs 2010 13:16 | |||
![]() Başbakan’ın emek sömürüsü yaptıkları eleştirisini getirerek, “Herkes bir işçi alsın” çağrısına Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bir anket ile ‘olumsuz’ yanıt vermişti. Benzeri bir yaklaşım da TOBB’a bağlı Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’ndan geldi. Oda’nın son Meclis toplantısında Meclis üyeleri elektronik oylama ile yapılan ankete katıldı. Tabi bu anket, ‘Bir yanıt da biz verelim’ diye yapılmadı. Aslında anketin niye yapıldığı da açıklanmadı. Yalnızca Meclis Başkanı İlhan Parseker, üyelerden gelen talepler doğrultusunda farklı konularda benzeri anket çalışmalarının tekrarlanacağını söyledi. Bu arada bir bilgi notu da vereyim. Parseker, üyelere verdikleri oyları kimsenin görmediğini, istedikleri yanıtı verebileceklerini söylüyordu ama Meclis üyelerinden daha yukarıda bulunan basın koltuklarından gördüğümüz, Meclis üyelerinin birbiri ile etkileşim ve dayanışma içinde olduklarıydı. Kayda değer sonuçlar içeren 16 soruluk ankete ilişkin detayları haber sayfalarında bulacaksınız. Burada ilgi çekeceğine inandığım bazı sonuçlara yer vereceğim. 148 Meclis üyesinden oturuma katılanların ortalama 135’inin yanıtladığı ankete göre katılımcıların yüzde 39’u 100 kişi ve üzerinde istihdam sağlıyor, yüzde 26’sı işsizliği ekonomide artan risk faktörlerinin başında görüyor. Ancak, iç pazarda ve ihracat pazarında kısmen iyileşme gözlemlediğini belirten katılımcıların yarısı tıpkı TOBB’daki gibi 2010-2011 yılında şirketindeki istihdamın değişmeyeceğini söyledi. Her meslek kolunun temsil edilmesi nedeniyle Bursa ekonomisinin nabzı durumundaki BTSO Meclisi’nden böyle bir yanıt çıkması önemli, çünkü krizde en çok istihdam kaybı bu kentte yaşandı. Dolayısıyla aslında bu, Erdoğan’a yanıttan çok memleketin işsizine verilmiş karamsar bir haber; piyasalarda canlanma başladığına dair bilgiler gelirken bir anda umutları suya düşüren türden. ‘Kriz süresince ayakta kalabilmek için maliyet azaltma veya çalışan sayısını azaltma yoluna gittiniz mi?’ sorusuna verilen yanıtlar ise hayli düşündürücü. En yüksek oyu yüzde 36 ile ‘ikisini de yapmadık’ ve ‘her ikisini de yaptık’ seçenekleri alırken, katılımcıların yüzde 7’si çalışan sayısını azalttığını belirtti. Bu durumda yüzde 43’ünün işçi çıkardığı görülüyor ki, krizde Bursa’nın kaybını göstermesi açısından önemli. Ankette Türkiye’deki işsizliğin nedeni istihdam üzerindeki mali yükler olarak gösterilirken ve krizle mücadelede vergi yüklerinin azaltılmasının etkili olacağı en çok oyu alırken, iş hayatındaki en büyük sorunun ‘karlılığın azalması’ olduğu ortayla çıktı. Oysa seçenekler arasında vergiler de vardı, talep yetersizliği de, tahsilat yapamamak da, kredi kullanamamak da. İşte bu yanıt, oylamayı izleyen biz gazetecileri yanılttı. Çünkü son 1,5 yıldır sürekli kriz haberleri yazan, iş adamlarının krize ilişkin tüm sözlerini neredeyse ezberleyen bizler, her şeye rağmen iktisattaki temel tanımı (kuralı) göz ardı etmiştik: Faktör gelirleri… Emek, sermaye, toprak ve girişimci üretim faktörlerini; ücret, faiz, rant (kira) ve kar da onların gelirlerini ifade ediyor. Mantık son derece basit; girişimcinin geliri kardır, nasıl ki ücreti azalan emekçi ‘bittim’ diye feryat ediyorsa, karlılığı azalan girişimcinin de aynı şekilde hatta çoğu zaman daha fazla (çünkü girişimci emekçi kadar az kazanmaya alışık değildir) feryat etmesine çok da şaşmamalıydı. Durum böyle olunca haliyle Erdoğan’ın, “Şu anda Anadolu’nun birçok yerinde bu işin başında olanlar, insani olarak, işadamlarımızı söylüyorum, olaya yaklaşımda ne yazık ki parasal çıkar noktasındaki adımlarını birinci derecede ön plana çıkarıyor.” sözleri geliyor akla ve ‘bu kez haklı mı’ diye düşündürüyor. Fakat bilinmesi gereken şu ki, eski alışkanlıklarla hareket etmek yarar getirmeyecek. Özellikle enflasyonun getirdiği o aşırı karlar ve paradan para kazanma dönemi biteli çok oldu. Anketten çıkan bir başka önemli sonuç Bursa ekonomisinin izleyeceği rota ile ilgili. Bugün yüzde 35’i sanayi yüzde 5’i tarımla uğraşırken, ‘yatırım yapmak isterseniz hangi sektörü tercih edersiniz?’ sorusuna BTSO Meclis üyelerinin yüzde 30’u enerji, yüzde 30’u da gıda-tarım-hayvancılık yanıtını veriyor. Bu geç kalmış bir yanıt. Çünkü bu kent, toprağından uzaklaşalı çok oldu. Kaldı ki yatırımcı her fırsatta üretimin önüne konulan engellerin caydırıcılığından yakınıyor. Buna bir de hizmet sektörünün şimdilerdeki çekiciliğini eklersek, adı geçen yatırımların tarımsal kalkınmayı hızlandırıcı nitelikte olacağını söylemek hayalcilik olur. Anketle ilgili irdelenmesi gereken başka önemli başlıklar da var ama onlar ileriki haftalara bırakıyorum. *** Bursa basını geçen hafta çok ama çok önemli bir değerini yitirdi. Kıymetli büyüğümüz Yılmaz Amcamızı (Akkılıç) son yolculuğuna uğurladık. Çok şey söylendi, yazıldı ve daha çok şey söylenecek yazılacaktır. Adnan Baştopçu ağabeyimiz, Olay gazetesindeki ‘Zamane gençlerinin sonuncusu!’ başlıklı yazısını, “Bugün Bursa’da yayınlanan tüm gazetelerde, tüm köşelerde Yılmaz Amca’dan söz edildiğine eminim. Bundan sonra ölecek gazetecilerin arkasından yazı yazılacak mı, işte ondan pek emin değilim. Hem yazılacak adamlar azalıyor, hem yazacak adamlar çünkü...” cümleleriyle noktalıyordu. Bu yorum, hastane koridorundaki sessiz geçişine, beyaz vedasına tanıklık ederken düşündüklerimin de bir yansımasıydı: Koskocaman bir boşluk var şimdi, ne doldurulabilir ne de doldurmak için öykünülebilir. Nur içinde uyu Yılmaz Amca… Dilek Göral'ın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
|

