|

Lanet olası mayın… Varlığı ile sayısız şehit ve gazi yarattıktan sonra, yokluğunun nasıl sağlanacağı da ciddi bir krize dönüştü. Günlerdir tartışılıyor. Yap-İşlet-Devret modeli mi olsun, devir 44 yıllığına mı 20 yıllığına mı yapılsın, NATO mu üstlensin, Genelkurmay mı temizlesin, temizlik için özel yasa mı çıkarılsın, bölgeyi İsrail mi ele geçirecek, yeni bir Gazze mi yaratılacak, arazinin ne kadarı tarıma elverişli, mayın temizlendikten sonra çiftçiye bölünerek mi dağıtılsın, kim daha vatansever… Böyle sürüp gidiyor tartışma başlıkları. Haklı-haksız ayrımına girmeyeceğim, ‘büyüklerimiz’ zaten yeterince yorum yapıyor. Ancak bu tartışmaların içinde takıldığım bir konu var: Bölgeyi İsrail’in ele geçirmesi… Yıllardır konuşulur durur, hatta internette bununla ilgili mailler dolaşır, evlilik yolu ile İsraillilerin azar azar toprakları ele geçirdikleri anlatılır bu maillerde. Elimde belge olmadığı için ‘evet öyledir’ diyemem. Onun yorumunu da büyüklerimiz yapar. Fakat tartışmaya yalnızca bu noktadan bakınca, şeytan alarma geçiyor, türlü türlü fikirler salıyor insanın aklına. Başlıyor beyin kıvrımlarında sorular dönmeye. Toprak yalnız güney şeridinde mi elden kayıyor? Biraz araştırınca farklı iddialar ortaya çıkıyor. Bu iddialardan biri de çiftçinin ödeyemediği kredi borçlarına karşılık toprağa bankaların el koyduğu yönünde. Bu konuda da elimde belge yok ama ateş olmayan yerden duman çıkmaz, diyerek sesli düşünüyorum. Bugün geri plana itilen, unutulan tarım kesiminde sıkıntı içinde olmayan var mı? Ciddi stratejiler ve kalıcı politikalar üretilmeyip kaderine terk edilen çiftçi, çareyi banka kredilerinde buluyor. Gelin görün ki, iş krediyi geri ödemeye gelince bir hayli zorlanıyor. İlk çare olarak elindeki hayvanları satışa çıkarıyor, yetmedi, bağı-bahçeyi, tarlayı. Yok satmazsa, iddiaya göre banka borca karşılık el koyuyor. Şimdi bir bakalım; Türkiye Bankalar Birliği kayıtlarına göre, yurdumuzda bugün itibariyle faaliyet gösteren 45 banka bulunuyor. Bu bankaların 20 tanesi doğrudan yabancı sermaye tarafından kurulmuş veya şube olarak açılmış. 12 tanesi Türk sermayesince kurulmuş ancak sonradan tamamen yabancıya devredilmiş, dört tanesinde ise değişen oranlarda yabancı payı bulunuyor. Bankaların hangilerinin yabancıya geçtiğini, hangilerinde yabancı payı bulunduğunu anlatmaya ise gerek yok. Zaten biliniyor. Bilmediğimiz, hangi bankanın ne kadar toprağa bu yolla sahip olduğu. Ege bölgesinde bu şekilde yiten toprakları yıllardır duyuyoruz. Şimdilerde aynı konu Trakya bölgesi için konuşuluyor. Tekirdağ ve civarında çok sayıda araziye bu şekilde el konularak, üzerlerine “…. Bankası’na aittir” tabelalarının dikildiği yönünde. İddiaların aslını öğrenmek için Tekirdağ Ziraat Odası Başkanı Şerif Baykut ile görüştüm. Baykut, kendisinin bu tür tabelalara şahit olmadığını, ancak bunun gerçekleşmesinin kaçınılmaz olduğunu söyledi. Şerif Baykut, devletin dekar başına 1-2 litre mazot desteği verdiğini, gerçekte kullanılan rakamın 11 litre olduğunu, buğdaya 45 kuruş fiyat verilirken, maliyetinin 50-60 kuruşu bulduğunu, dolayısıyla çiftçinin de tabir yerindeyse ‘gırtlağına kadar banka borcuna battığını’, günü gelince ödeyemediği bu borçlar nedeniyle bankaların zaten toprakları alabileceğini anlattı. Aynı durumun Bursa Ovası’nda da önümüzdeki yıldan itibaren yaşanabileceği konuşuluyor. Demek ki neymiş; bankaları yabancının elinde olan bir ülkede toprak erozyonu mayına, topa-tüfeğe, İsrail’e bakmıyormuş. Uyanalım artık… Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|