İki ilaç, 1,5 milyon hayat
Pazartesi, 15 Haziran 2009 09:44

alt

Hollanda merkezli çok uluslu şirket Akzo Nobel, Organon Biosciences’i, ABD merkezli yine çokuluslu şirket olan Schering-Plough’a (SP) devretti. Devir işlemi 19 Kasım 2007’de tamamlandı ve Organon’un tüzel kişiliği 1 Ağustos 2008 itibariyle tamamen sona erdi.
‘Eee, ne yapalım’ mı dediniz? Bence demeyin. Çünkü bu devralmanın etkileri 2006’dan bugüne, sizin, ailenizden birinin veya bir arkadaşınızın hayatında önemli yer tutuyor olabilir. Hem de topu topu 20-40 gram ağırlığına karşın vücudun en yaşamsal bölümlerinden birini oluşturan tiroit bezi nedeniyle.
Sağlığı servet değerinde olan tiroitin fazla ya da az çalışmasına bağlı olarak da iki tür hastalık ortaya çıkıyor. Normalden az çalışması (hipotiroidi) hastanın hareketlerinde yavaşlama, kilo artışı, vücutta su tutulması, ciltte kuruma ve kabızlık belirtileri ortaya çıkarıyor.
Türkiye’deki toplam 20-30 milyon tiroit hastasından yaklaşık 1-1,5 milyonu trioit hormonunun az sagılanması şikayeti yaşıyor. Türkiye’de her 100 kadından 20’si ve yeni doğan her 4 bin bebekten birinde görülüyor.
Yaşamsal fonksiyonların sürekliliğini sağlayabilmek için bu hastalara verilen ilaçlar ömür boyu kullanılıyor. Dolayısıyla fiyatı da 2,5-3 lira. Ecza Odası Başkanı Kıvanç Atmaca’nın deyişiyle ‘üç kuruşluk fakat hayat kurtarıyor.’
İşte konunun en can alıcı noktası burası! Hipotiroidi hastalarınca bilinen iki ilaç var; SP’ye devredilen Organon’un ürettiği Tefor ve Abdi İbrahim’in ürettiği Levotiron. İlacın etken maddesi 10 yıl öncesine kadar yerli üreticilerce üretilirken, bugün yurtdışından geliyor.
Tefor’un üretiminde malum el değiştirme nedeniyle 2006 yılından bu yana sıkıntı yaşanıyor. Bursa’daki ecza depolarına son olarak Şubat 2009’da gönderilmiş. Talep 10 bin kutu ise gelen miktar 3 bin kutu. Aslında ilacın yokluğunda şirketin devrinden çok, ithal etken madde üreticisinin de değiştirilmesinin payı var. İlaç devi SP, şimdilerde, yeni etken madde ile ilgili test ve kalite kontrol süreçlerini tamamlamaya çalışıyor.
SP’nin Kurumsal İlişkiler Direktörü Esra Eker’in anlattığına göre, Sağlık Bakanlığı’ndan yeni ürüne ilişkin onayın alınmasıyla, en iyimser tahminle haziran sonunda yeniden Tefor tablet üretimine başlanabilecek, acil ihtiyacı olan hastalar ise Levotiron’a yönlendiriliyor. Onay aşamasında olumlu sonuç alınamazsa üretime ilişkin süre daha da uzayabilecek.
Hastaların yöneldiği diğer ilaç Levotiron’da da sıkıntı yaşanıyor. Bursa’ya gelen miktar 5-10 bin kutu düzeyinde. 2010 yılına odaklı olarak yapılan üretimin 100 bini daha Şubat 2009’da tüketilmiş durumda.
Abdi İbrahim A.Ş.’nin Satış Operasyonu’ndan Berrin Akdoğan’ın yorumu rakip firmanın üretimini durdurması nedeniyle çok tüketilen ilacın talebine yetişemedikleri, ancak azar azar da olsa gönderilmeye devam edeceği yönünde.
Bu arada, yaşanan sıkıntıdan Sağlık İl Müdürlüğü de haberdar değil. Ecza depoları, eczaneler, doktorlar ve hastalar, sorunu kendi içlerinde çözmeye çalışıyorlar.
Burada size sadece iki ilacın öyküsünü anlattım. Eminim ki, siz daha nicelerini duymuşsunuzdur ya da yaşamışsınızdır. Niye? Çok değil daha 10 yıl önce üretimini yaptığımız ilaç hammaddelerini ithal eder duruma geldik diye. Bugün bırakın hammaddeyi piyasadaki ilaçların bile yüzde 50’si ithal.
Uluslararası ilaç devlerinin elinde oyuncak olduğumuzu gösteren bu fotoğrafa bakarken, yalnızca esas amacı sınırsız kar olan tröstleri mi suçlamalıyız? Yıllardır ciddi sağlık politikaları oluşturamamış olmamızın bunda hiç etkisi yok mudur?
Geçen hafta açıklanan yeni teşvik ve istihdam paketinde ilaç sektörü, desteklenecek 12 büyük yatırım alanından biri olarak belirlendi. 100 milyon lira ve üzerindeki ilaç üretimi yatırımlarına teşvik verilecek. Paketin detayında, hammadde üretimi olup olmadığı henüz belli değil. Ayrıca, pakette yerli-yabancı ayrımı da bulunmuyor. Dolayısıyla, bu teşvikten hangi ilaç devleri karlı çıkacak, yerli ilaç sanayimizi güçlendirebilecek miyiz onu da kestirmek zor.
Umalım ki, bu teşvik gerçekten yerli ilaç sanayinin gelişimine bir katkı sağlasın ve her yıl milyarlarca lira döktüğümüz çokuluslu şirketlere de bağımlılığımızı da azaltsın. Yoksa daha çoook derdimize ilaç ararız.


Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız