| Hassasiyet |
| Pazartesi, 26 Ekim 2009 14:11 | |||
![]() Bir hassasiyettir gidiyor. Domuz gribi, açılım, Ermenistan, Azerbaycan, şu, bu hassasiyeti… Biz eğitime, bilime kafa yoracağımıza, iç ve dış politikamızı birilerinin emri ile şekillendirdiğimiz için artıyor hassasiyetlerimiz. Aşı, ilaç üreten bir ülke olmak yerine ilaç tröstlerinin deneme tahtası haline gelişimiz de ondan. Yalnızca bir okulu dezenfekte etmek için gerekli hijyen maddelerine 40 bin lira harcamaya mecbur bırakılışımız ve bunu okul aile birliklerinin yardımı olmadan yapamayışımız da ondan. 34 PKK’lının törenlerle karşılanmasına yol açıp, sonra yurttaş sesini yükseltince ne yaptığımızın farkına varışımız da ondan. ***
Yurdun çeşitli yerlerinde protesto yürüyüşleri yapılıyor.Şehit anneleri gözyaşları içinde, kınayanlar evlat acısı yaşasın diye beddua ediyor… Başbakan Türk halkının hassasiyetleri bulunduğunu, bunu görmezden gelemeyeceklerini söyleyince, DTP’li kadın vekil de 34 PKK’lıyı karşılamaya gidenler için ‘onların da hassasiyetleri var’ deme cüretini gösterebiliyor. Avrupa’dan gelecek PKK’lıların dönüşleri, güven bunalımı doğdu diye hükümetçe erteleniyor. DTP’liler vazgeçmeyin, diyor. Milliyet gazetesinin haberine göre Pakistan’a giderken uçakta bir gazetecinin, “Bu sevinç gösterileriyle böyle bir projenin sabote edilmesine izin verecek misiniz? Çok basit bir şeye kurban edilmiş olacak gibi görünüyor eğer tabii ki süreç uzarsa” sorusuna Başbakan, “Yani siz Güneydoğu’da olanları çok basite indirgiyorsanız doğrusu ben de ona şaşarım. Neresi basitse...” yanıtını veriyor. ***
Açılımın ‘a’sının konuşulmaya başlandığı gün, bunların olacağı bilinmiyor muydu? Aylar öncesinden bugünler görünmüyor muydu?Karanlık ve çıkmaz bir yöne doğru hızla yol alınırken hassasiyetleri hatırlamak için zamanlama yanlış değil mi? Aylardır yazılıyor, çiziliyor, anlatılıyor. Ankara’nın kulaklarındaki tıkaç daha o zamandan çıkarılmış olsa, eleştiriye tahammülsüzlük gösterilmese, eleştirenler; kan akmasına göz yuman, vatan haini, sabotajcı diye yaftalanmasa, savcılar teröristin ayağına götürülerek adalet duygusu zedelenmese bu noktaya gelinir miydi? Nasıl bir enkazın altında kalacağının geç farkına varan hükümet, şimdi hassasiyetlere sarılıyor. Birleştirici olacağız diye attığı her adım, lime lime ediyor. Öyle ki; konu Kurtuluş Savaşı’nda hangi ilin kaç şehit verdiğinin hesabını yapmaya kadar gitti; şimdi internette listeler dolaşıyor. Oysa cepheye giderken, siperde ölürken kimse bölünme hesabı yapmadı, kimse yanında ölen silah arkadaşının nereden geldiğini sormadı. Çünkü önemli olan ulusça nereye gittikleriydi: Kimseden emir almayan, bağımsız bir yurt. 87 yıl sonra bunların olacağını söyleseniz, çıldırmış olduğunuzu düşünürlerdi eminim. ***
Yüce önder Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet, 86 yıldır bunu hazmedemeyenlerin hazırladığı senaryolarla; dinle, ırkla, dille yıkılmaya çalışılıyor. Yetmedi başka yollar deneniyor; her yıl bir salgın hastalık türüyor.Onun içindir ki, dibi karanlık bir uçuruma doğru açılımın, minicik çocuklara musallat edilmiş domuz gribinin gölgesinde hassasiyetle idrak ediyoruz Cumhuriyet’in 86. yılını. Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|

