Hafta sonu planı su kıyısında
Pazartesi, 19 Ekim 2009 11:44


Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın kentte büyük heyecan uyandıran Hafta Sonu Bursa’ya projesi kamuoyuna ilk duyurulduğunda yazmıştım; gerçekleşme şansı yüksek ama aceleye getirilmemesi gereken bir proje, diye.
Hatta o tarihlerde projenin mimarı Markam şirketinin kurucusu Güven Borça ile İş Yemeği’nde yaptığımız sohbette, gerekli hazırlıklar tamamlanmadan harekete geçmek için erken değil mi, diye sormuş, Borça’dan ‘geç bile kaldık’ yanıtını almıştık.
Zamanın bizi yanıltmasını isterdim ama öyle olmadı. BTSO’nun üç yılda 1,5 milyon yerli turist çekmesi öngörülen Hafta Sonu Bursa’ya projesi, daha yolun başında hızını kesti. Örneğin “Ramazan’da Bursa’ya” sloganı ile yola çıkan ve 8 ili dolaşan Bursa TIR’ı beklenen geri dönüşü sağlayamadı.
Otellerde konaklamalı kaç konuk ağırlandığı konusunda yürütülen çalışma henüz tamamlanmış değil ama proje sponsorlarından aldığım veriler, TIR’lı tanıtım sayesinde Bursa’ya gelen tek bir kişi bile olmadığı yönünde.
TIR’lı tanıtımın ve özellikle İstanbul Sultanahmet’te 50 bin broşür dağıtmanın istenen etkiyi yaratmadığı söyleniyor. Bunun altında da kampanyanın hedef kitlesine ulaşılamamış olmasının yattığı konuşuluyor. Hedef öyle ıskalanmış ki, broşürü inceledikten sonra “TIR ne zaman Bursa’ya hareket edecek?” diyenler bile olmuş.
Oysa Güven Borça, İstanbul’da hafta sonu ne yapacağını bilemeyen, paralı 4-5 milyon insan olduğundan söz etmişti. Asıl sorun bu 4-5 milyon insanın kaçının Sultanahmet’ten geçtiğinde.
Ramazan TIR’ında ortaya çıkan olumsuz sonuç henüz başlangıç aşamasındaki bu proje için ölçüt olamaz ancak, izlenmesi gereken rota hakkında fikir verebilir. Valilik, Büyükşehir Belediyesi ve 17 sponsorun desteğini arkasına alan Hafta Sonu Bursa’ya projesinin, yarattığı rüzgarın hızına yetişemediği görüşü hakim.
Tabi bu düşünceye yol açan başka nedenler de var. Turizm Bakanlığı’nın marka kent çalışması gibi siyasi nedenler bunlardan biri… Daha ilk aşamada beklentileri karşılayacak sonuçlar getirmemesinin bir diğer nedeni de Bursa’nın ilk kez böyle bir işe girişmiş olması, diye özetleniyor. Projenin paydaşları, ‘neyi nasıl yapmamız gerektiğini yeni öğreniyoruz, çünkü hepimiz ilk kez böyle bir şey yapıyoruz’ diyor.
BTSO Başkanı Celal Sönmez, projeyi ilk duyurduğunda her yıl 3 milyon lira bütçe ayıracaklarını, bunun birer milyon lirasının BTSO ve Büyükşehir Belediyesi, kalan bir milyon lirasının ise sponsor kuruluşlar tarafından sağlanacağını açıklamıştı.
Başlangıçta hedeflenen sponsor sayısı 33-34 civarındaydı ve her bir kuruluşun 25 bin lira katkı koyması planlanıyordu. Katkı tutarı değişmedi, ilk ödemeler bile yapıldı ama projeye destek veren kuruluş sayısı 17’de kalınca kampanyanın bu yılki bütçesi de 2,5 milyon liraya indi.
Dolayısıyla reklam çalışmaları için bütçeden ayrılan kısımda da çok ölçülü gidilmesi gerekti. Bu arada bugüne kadar reklam çalışmaları için yaklaşık 800 bin lira harcanan Hafta Sonu Bursa’ya projesinin logo ve kreatif çalışmaları yetersiz bulunmuş. Bu nedenle ilk etabı Markam’ın belirlediği reklam ajansları ile yürütülen kampanyanın, ikinci etabı için ajansların değiştirilmesi de gündemde.
Hepsi bir kenara, projenin istenen hızda ilerlememesinin altında yatan daha başka ama çok da etkili bir neden var aslında. O da, ağırlıklı olarak Markam’ın kurucusu Güven Borça’nın gastronomi hayaline dayalı bir proje görüntüsü vermesi. Bu durumun, yalnızca Bursa kamuoyu değil projenin paydaşları arasında bile ciddi rahatsızlığa neden olduğu bilinen bir gerçek.
Peki, şimdi ne olacak? Henüz hiçbir şey bitmiş değil. Çabalar sürüyor. Örneğin Markam, BTSO Yönetimi’nin onayına iki proje sundu. Biri Bursa Fotoğraf Sanatı Derneği (BUFSAD) ile birlikte yürütülecek uluslararası fotoğraf festivali “Bursa Fotofest 2009”.
Diğeri de Anadolu Halk Mutfağı Derneği’nin birincisini Amasya’da yaptığı ve Bursa’nın da içinde olduğu 5 yıllık bir proje olan “Osmanlı Saray Yemekleri Yarışması”nın Hafta Sonu Bursa’ya projesi ile ilişkilendirilmesi. BTSO Yönetimi’nin proje paydaşları ile de görüşerek değerlendireceği çalışmalar için henüz onay çıkmış değil. Markam ile ilgili rahatsızlıklar nedeniyle, projelerin onay alıp almayacağı da merak konusu.
Bir taraftan da sponsorlar internette web sayfası günde dört milyon kişi tarafından ziyaret edilen İDO’nun tanıtım desteği ile günübirlik ve bir gece konaklamalı seçeneklerden oluşan yedi ayrı paket program üzerinde çalışıyor.
Görünen o ki, projenin ne yaratıcıları ne uygulayıcıları gelinen noktadan hoşnut. Yüksek sesle söylenmese de karşılıklı rahatsızlıklar söz konusu. Bu rahatsızlıkların aşılması için projenin içinin bir an önce daha dolu hale getirilmesi, belki de revize edilmesi gerekiyor.
Proje destekçilerini bile, ‘bu yıl ortaya çıkacak gerçekleşmelere göre gelecek yıl için adımımızı atacağız’ görüşüne iten bu bilinmezlik çözülmez, ayakları yere sağlam basmazsa, projeye de harcanan zaman ve kaynağa da yazık olacak.

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız