Hafta sonu nereye?
Pazartesi, 29 Haziran 2009 15:14

alt

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası, turizmden hak ettiği payı alabilen bir marka kent yaratmak için Hafta sonu Bursa’ya projesini başlattı. Bursa’yı iyi vakit geçirme kenti olarak tanımlayan, ana hedef kitlesi İstanbul olan bu proje, kentin değerlerinden yola çıkan, bütün paydaşlarının gönül birliği içinde gerçekleşecek ilk marka kent projesi olarak tanımlanıyor.
Markam firmasının BTSO için geliştirdiği Hafta sonu Bursa’ya projesi tarih-kültür-inanç, doğa-sağlık-spor, yemek-alışveriş-gezi olmak üzere üç ana konu başlığı ile Bursa’nın aklınıza gelebilen ‘en’lerini bir araya topluyor. İşin özü, emekliydik, çiftçiydik, sanayiciydik derken, BTSO’nun Hafta sonu Bursa’ya projesi sayesinde elbirliği ile turizmciliğe de soyunacağız.
Öyle eskisi gibi “emekli kentiyiz, dükkanı 10.00’da da açsak olur” türünden tok esnaf tavırları içinde olamayacağız artık. Sabah erkenden gece geç saatlere kadar, hatta belki Pazar günleri de çalışacak Kapalı ve Açık Çarşı. Yanı başımızda 20 milyonluk İstanbul ve orada para harcamak isteyen 3-4 milyon insan dururken, uyumak olmaz.
Uygulanabilirliği son derece yüksek, gelir getirici, doğru uygulanırsa iyi sonuçlar verecek bir proje. Ancak ille de şeytanın avukatlığını yapmak gerekiyor. Gerçi Markam firmasının kurucusu Güven Borça proje içinde geliştirilmesi gerekli altı alan bulunduğunu, bunlardan ikisinin ulaşım ve Uludağ olduğunu söylüyor, (diğerlerini, sanırım biraz da siyasi irade ile çözülecek işler olması nedeniyle açıklamıyor) fakat biz yine de sesli düşünelim.
Bursa’nın temel sorunu ulaşım. Bunu çözmeden hiçbir şeyi çözemezsiniz. Örneğin Hafta sonu Bursa’ya projesi inanç turizmi ile 21 Ağustos’ta başlayacak Ramazan ayına yönelik olacak. Okulların Ramazan nedeniyle eylül sonunda açılması planlanıyor ama araya bayram gireceği için veliler en azından 15 Eylül’den itibaren hazırlığa koyulacak.
Düşünün; biz bize yaşarken Ramazan geldi mi şehiriçi trafiği kilitleniyor, özellikle bayrama yakın yoğunluk iyice artıyor. Buna bir de okul alışverişlerini ve İstanbul’dan gelecek konukları ekleyin. Nereye sığacağız, hangi yoldan gidip geleceğiz? Trafikte birbirimize çatmalarımız, konuklara çatma halini alırsa ne yapacağız?
Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe’nin, Osmangazi Başkanı iken gündemine aldığı Cumhuriyet Caddesi’nde İstiklal Caddesi modeli, olasılıkla ağırlıklı kent merkezini esas alan bu proje kapsamında geliştirilecek konulardan biri, ancak sorunu ne kadar çözecek?
Ayrıca, Güven Bey’in anlattığına göre, proje Eskişehir, Ankara ve ileri aşamalarda yurtdışından konuklara da hitap edecek. Etsin etmesine de, ne zaman Ankara’dan bir konuğum gelse, “Bir tarifeli uçak seferiniz bile yok Ankara’ya, nasıl Avrupa kentisiniz” diye sitem eder. Daha fazlasını söylemeye gerek var mı?
Sonra, bir gerçeği de hatırlayalım. İstanbullu Bursa’yı her zaman arka bahçe ve taşra olarak görüyor. Çünkü onlara göre (Güven Bey her ne kadar Bursa’da gece eğlencelerinin bol olduğunu düşünse de) sosyal hayat çok fazla yok. Sadece doğal ve tarihi güzellikler var.
Diğer açıdan bakarsak, bir yanıyla da işçi memleketi olan Bursa’da, ücretli kesim ne kadar karlı çıkacak bu işten. Güven Borça, pansiyonculuk fikrini işaret ediyor ancak bunun için ikinci bir evinizin olması lazım. Her ücretlinin de bir evi bile olmadığına göre ve geçmiş yıllarda Arap turistlerin apartmanlarda yarattıkları rahatsızlıklar dikkate alındığında, gönüllük esasına dayanan bu proje tüm kente değil yalnızca kentin birkaç kesimine yarar getirecek.
Özetle, başta da vurguladığım gibi uygulanabilirliği olan bir proje ama Bursa’nın burada yalnızca bir kısmını sıraladığım kendi sorunlarını düşününce, bugünden yarına çok olumlu sonuç alınabilmesi kolay görünmüyor. Bunun için projenin aceleye getirilmemesi gerekiyor. Marka kent yapacağız diye, insanların yolda yürümekte bile zorlandığı bir Bursa yaratmayalım. Umalım Güven Borça’nın sözünü ettiği altı geliştirme alanındaki çözümler bir an önce üretilsin de bunca çaba boşa gitmesin.

 

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız