Güzel günler göreceğiz!
Pazartesi, 06 Temmuz 2009 13:59

alt

Ekonomi ilk çeyrekte yüzde 13,8 küçüldü. Cumhuriyet tarihinin bu en büyük daralması, durgunluk dönemi yaşadığımızı resmi olarak kanıtlıyor.
İşsizlik Şubat-Nisan 2009 döneminde yüzde 18,9’a kadar yükseldi. Mayıs ve haziran sonuçları henüz açıklanmadı. ÖTV indirimleri ile hizmetler ve inşaat sektöründeki mevsimsel hareket nedeniyle, ilk altı aya ilişkin rakamlar büyük olasılıkla bir miktar gerileyecek.
Bir de Bursa’ya bakalım… Türkiye İş Kurumu’nun verilerine göre ocak ayında 8 bin 25 olan işsizlik ödeneği alan kişi sayısı mayısa gelindiğinde 3 bin 228’e gerilese de rakamları alt alta koyunca, yıl başından hazirana sayının 27 bin 238’e ulaştığını görüyoruz.
Haziran ayı sonuçları da siz bu satırları okurken açıklanmış olacak. Türk-İş 8. Bölge Temsilcisi Mehmet Kanca’ya, haziran tahminlerini sordum. Geçen ayın yüzde 10 altında olabileceğini söyledi ki; bu yaklaşık 2 bin 900 kişi demek. Ardından hemen ekledi: İşçi çıkışı yok demiyorum, çıkışlarda azalma olabilir.
Bu gerçekten altı çizilmesi gereken bir cümle… Sekiz binlerden üç binlere gerileyen işsiz sayısı ‘kötünün iyisi’ bir durumu ifade etse de, istihdamdaki kara tabloyu değiştirmiyor. Çünkü, işverenin gelecek dönem planları içinde hala işçi çıkışları ilk sıralardaki yerini koruyor.  Bursa’daki işsiz sayısında yüzde 10’luk gerileme beklentisinin dışında buraya kadar okuduklarınızda yeni bir şey bulamadığınızı biliyorum.
Bundan sonraki bölümde de bulamayacağınızı söyleyebilirim. O halde ne diye art arda sayılar sıralayarak, şu yaz sıcağında biraz daha bunaltıyorum sizi? Ben izlerken, okurken bunaldım, paylaşmak istedim. Bir tür dertleşme diyelim… Ne de olsa insan insanın zehrini alır… TRT’de haber saati. Haber spikeri okuyor:
“Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Maltepe Üniversi-tesi’nin 2008-2009 yılı mezuniyet töreninde yaptığı konuşmada, öğrencilerin, küresel finans krizinin tüm dünyayı ağır bir şekilde etkisi altına aldığı dönemde üniversiteden mezun olduklarını belirtti. ‘Tarihi nitelikteki bu küresel kriz gelip geçicidir ve artık dip noktasının göründüğü, iyimser beklentilerin arttığı bir sürece girilmiş durumdadır’ diyen Erdoğan, gençlerin umutsuzluğa kapılmasına, karamsarlık içinde olmasına asla gerek olmadığını vurguladı.”
Ajanslar İzmir’den haber geçiyor. 32 yaşında Hacettepe İstatistik mezunu, yüksek lisansını endüstriyel tasarım alanında yapmış işsiz, genç bir kadın; dayısını ziyarete gittiği sırada yaklaşık 100 kişilik topluluğun kendisini alkışladığı Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e tepki gösteriyor:
“Bu ülkede neler oluyor bilmek istiyorum. Bu insanlar sizi neden alkışlıyor anlamıyorum.”
Olayın devamını bildiğinizi düşünüyorum. Gül, kadını yanına çağırıyor, iş sözü veriyor ve saire…
Ekonomiyi yönlendiren elbette ki beklentilerdir. Ancak Cumhuriyet tarihinin en ağır günlerini yaşıyorken, binlerce kişi ve üstelik kalifiye işgücü olarak nitelendirilen binlerce kişi işsiz kalmışken (örnek: Gül’e tepki gösteren kadın), yeni mezun gençlere ‘umudunuzu yitirmeyin’, demek ne kadar gerçekçi olabilir?
Başlangıçta teğetti, sonra sürtündü, şimdi dipten dönüyor. Havuz problemi gibi:
Ekonomi dipten dönerken, çarklar yeniden işlemeye başladığında, işe almada ilk tercihiniz hangisi olurdu? Mesleki deneyime sahip olanlar mı, eğitimine zaman ve para harcayacağınız yeni mezunlar mı?
Yüzde 13 daralmış bir ekonomide, binlerce kriz işsizi ve binlerce yeni mezuna kapıların ardına kadar açılması için, çarklar hangi hızda dönmeli?
‘Güzel günler göreceğiz.’ Kulağa hoş geliyor ama yurttaşın gerçekleriyle örtüşmüyor.


Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız