Düş kurmak
Pazartesi, 15 Şubat 2010 18:00


Çok değil 15-20 yıl önce de 2000’li yılların fotoğrafını konuşuyorduk. Milenyumu dilimize sakız etmiş, nasıl kalkınmış bir ülke haline geleceğimizi düşlüyor, teknolojinin nasıl bir değişim ve dönüşüm getireceğinden söz ediyorduk.
Derken geldi 21. yüzyıl ve hiçbir şeyin değişmediğini gördük. Öyle ya, masal değildi bu ve sihirli değnek değmişçesine bir anda değişmesi saçma olurdu.
Değişmedi… Çünkü güvenimiz yoktu; insanımıza, gücümüze, kendimize… İçinde bulunduğumuz sırça köşkler yıkılacak korkusuyla, hep tavşan uykularına yattık.
En çok konuştuklarımız, en yoksun olduklarımız olmaya devam etti; hukuk devleti, demokrasi, gerçekten bağımsız, eyvallah etmeyen bir Türkiye gibi.
O yüzden çok değerli insanların organize suç örgütleri kurdukları masalını yarattık, her gün darbe olacak diye korktuk.
O yüzden 21. yüzyılın teknolojik olanakları bizde; kendi ilacını, otomobilini üretmek, markalar yaratmak, hastalıklara kökten çözüm bulmak yerine, telefon dinlemeleri gibi muhteşem işler için kullanılır oldu.
O yüzden bir arpa boyu yol alamadık; yoksulumuz daha yoksul, çocuklarımız daha eğitimli ama sağlıksız, gelecek daha yakın ama öngörülemez oldu.
Bugün ise 2023 yılının Türkiyesi konuşuluyor. Cumhuriyetin 100. yılına erişmiş Türkiye’den. Nasıl olması, nasıl şekillenmesi gerektiği anlatılıyor.
Bugünden atılacak adımlarla Cumhuriyet’in 100. yılında nasıl bir kent ve yurtta yaşıyor olacağımızın düşü kuruluyor ve bu düşe inanmamız isteniyor.
İhracatı 500 milyar dolara ulaşmış, AB’ye üyeliği sorun olmaktan çıkmış, ileri teknoloji ve yenilikçi yaklaşımlarla küresel ekonomide önemli bir oyuncu, bölgesinde bir güç haline gelmiş, kendi içinde bölgeler arası gelişim farklılıklarını ortadan kaldırarak sürdürülebilir kalkınma hedefini yakalamış bir Türkiye fotoğrafı ortaya konuluyor.
Yeşilini, su kaynaklarını yitirmemiş, Uludağ’ını Davos yapmış, altyapı, ulaşım sorunu kalmamış, yeniden inşa edilmiş Bursa resmediliyor.
Yaşadıklarımız yaşayacaklarımıza ışık tutuyorsa eğer, 2023’te de değişen bir şey olmayacak.
Teknoloji bu kez sadece telefon dinlemeleri ile sınırlı kalmayacak, evlerin içini görecek.
Koltuk hırsıyla sorunları siyasi rant aracı olarak kullanma hala en iyi yöntem olacak.
Bugünlerde herkes üç çocuk yaptığı için nüfus artışı, göç ve işsizlik yine en önemli sorun olmaya devam edecek.
Gelir dağılımındaki adaletsizlik bugün hangi noktadaysa yarın yine orada olacak, hatta belki uçurum büyüyecek. Çalışanların tümü 4-C’li olacak.
Daha çok kazanma hırsı hiç geçmeyeceği için sermayenin küresel oyunları daha kuralsız olacak.
Bursa ise artık sudan ibaret olmayacak. Üreten kentten tüketen kente dönüşecek, yeni rant konuları türeyecek, havası, suyu, toprağı daha çok kirlenecek.
Ve yine bugünkü gibi İstanbul’un arka bahçesiydik, ön bahçesiydik tartışmalarıyla havanda su dövülecek.
Ve düşeyazmadan durulabilsin diye sırça köşklerde, düşlere inandırmaya devam edilecek.

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız