|

Dumansız hava sahası uygulaması başladı başlayalı, memlekette huzur kalmadı. Kişisel bir tercih olan sigara içmek, toplumsal bir strese dönüştü. Ekonomik krizin etkilerinin hafiflemeye başladığı bir dönemde, özellikle tüm umutların bağlandığı turizm sektörü 4207 sayılı kanunla getirilen dumansız hava sahası uygulamasından ciddi darbe aldı. Bu gidişle, restoran, kafe ve eğlence yeri işletenler dumandan değil kahırdan ölecekler. Yasak başlayalı bir haftadan biraz fazla oluyor ancak, dört etrafı açık bir ortam hazırlayacak olanağı olmayan lokantalar sinek avlamaya başladı bile. Tatil yörelerinde açık alanı bulunmayan eğlence mekanlarında insanlar keyif yerine kaş çatıyor. Sonra da çareyi bulunduğu mekanı terk edip, kendini sokaklara vurmakta buluyor. Açık havaya masa sandalye koyan işletme sahipleri bile yasak nedeniyle gergin günler geçiriyor. Restoranının bahçesinde dört etrafı açık olup da müşterilerini güneşten korumak için üstünü brandalarla kapatan işletmeciler, birisi kazara sigara yakacak ve o sırada orada bulunan fahri müfettiş cezayı basacak, diye diken üstünde çalışıyor. Hatta öyle ki, tüm müşteriler adeta göz hapsine alınıyor. Velhasıl, yemek mi yiyorsunuz dayak mı belli değil… Yasaya tümüyle karşı değilim, yalnızca bu kadar katı sınırlar çizilmesini anlamsız buluyorum. Kamu binaları, toplu taşıma araçları ve sair kapalı alanlarda yasağın uygulanması son derece yerinde. Ancak kafe, restoran gibi yerlerde sigara kullananlara özel alanlar ayrılması kararı kesin hükümlere bağlanarak yasak sorun haline gelmekten çıkarılabilirdi. Zararlarını bile bile sigara tüketen insanlara ‘hayır içemezsin’, demek çok mantıklı değil. Çünkü bu yasa insanları adeta eve hapsediyor. Gazeteler yazıyor; uygulama başladığından beri sigara satışları azaldı, sigarayı bırakanların sayısında artış var, diye. Güldürmeyin Allah aşkına. Kanun emretti diye kötülükten uzak durulsaydı, cezaevleri boş kalırdı. Yurttaşın sağlığını bu kadar önemsiyorsanız, yapmanız gereken çok daha başka şeyler var. Siyanürle altın aramanın önüne geçmek gibi, fabrikaların tehlikeli atıklarının sulara ve toprağa karışmasını engellemek gibi, yasaklı zirai ilaçların kullanımını önlemek, tarımsal ürünlerin genetiğinin değiştirilmesine izin vermemek gibi, verimli ovalara termik santral ya da tehlikeli atık bertaraf tesisleri kurulmasına göz yummamak gibi… Diğer yandan uygulamayı, sigara içmediği halde çok katı bulanlar da var. Bu yorumu yapan pek çok kişi, ‘sigaranın ardından alkole de yasak gelecek, burada amaç başka’, görüşünde. Aslına bakarsanız haksız bir yorum sayılmaz. Bursa’nın ‘kırmızı sokak’ tartışmalarını yaşadığı günler çok geride kalmadı. Bugün sigara, yarın alkol, öbür gün bir başka şey… Belli mi olur? 7 Kasım 1996 tarihinde çıkarılan ama içeriğinde değişiklikler yapılarak 3 Ocak 2008 tarihinde yeniden yayımlanan 4207 sayılı Tütün Zararlarının Önlenmesine Dair Kanun’da, gerekli alanları oluşturmak koşulu ile sigara içmenin serbest olduğu yerler de var. Örneğin otel odaları ve şehirlerarası veya uluslararası güzergâhlarda yolcu taşıyan denizyolu araçlarının güverteleri ve yaşlı bakım evleri. Kısaca yasa diyor ki; yolcu olacaksınız… Sigara içebilmek için ya dünya üzerinde herhangi bir yere ya da bu dünyadan öteye gitmeye hazır bir yolcu. Ayrıca cezaevleri ile ruh ve sinir hastalıkları hastanelerinde de sigara içmek mümkün. Çok isabetli… Her yıl çeşitli nedenlerle atlatılan ekonomik ya da siyasi krizler zaten psikolojimizi yeterince bozmuştu. Üstüne bir de bu denli katı, yasakçı zihniyet eklenince, sigara içilebilecek en keyifli yer ister istemez ruh ve sinir hastalıkları hastaneleri olacaktır.
Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|