Dibacenin Ertesi Günü
Pazartesi, 15 Mart 2010 11:26


Uzun zamandır heyecanla bekliyor, sıkça soruyordum: Kitap ne zaman yayınlanacak? Aldığım yanıtlar her defasında o güzel güne biraz daha yaklaştığımızı anlatıyordu. Derken geçen hafta aldığım, kitabın tanıtım kokteyline ilişkin davet beni bir hayli heyecanlandırdı: Değerli dostum, gazeteci Sevinç Baysal tarafından kaleme alınan Dibacenin Ertesi Günü/Ergun Kağıtçıbaşı’nın Anıları adlı kitap, 12 Mart 2010 tarihinde düzenlenecek kokteyl ile kamuoyuna tanıtılacaktı.
Baysal’ın bu kitabı yazdığı günlerin çok kısa bölümüne yakından tanıklık etmiştim. Yıllardır gazeteciliğini bildiğim arkadaşımın bu ilk edebi eserini kitaba dönüşmüş haliyle görmek başka olacaktı. Aradan beş yıl geçti ve Dibace’nin Ertesi Günü yayınlandı.
Bursa’nın sanayileşmesine öncülük eden birkaç isimden biri olan Ergun Kağıtçıbaşı’nın anılarının toplandığı bu kitap için ‘romANImsı’ diyen Baysal, aslında Kağıtçıbaşı’nı anılarını yazmaya ikna etmekle geçirdiği süreyi de ekleyince kitabın tam 14 yıllık bir çabanın ürünü olduğunu anlatıyor.
Dibace; önsöz demek. Osmanlı’nın ilk başkenti Bursa’nın, 1855 depremi ve ardından çıkan yangında büyük zarar görmesi üzerine Sadrazam Keçecizade Fuat Paşa, “Eyvah! Osmanlı’nın Dibacesi yok oldu!” diye feryat ediyor. Bu cümle kitabın adı için Baysal’a ilham kaynağı oluyor. Öyle ya, Bursa Osmanlı’nın Dibace’si ise, Cumhuriyet tarihi Dibace için yeni doğan gün; ertesi gündür.
Ergun Kağıtçıbaşı denildiğinde aklıma gelen üç şey: centilmenlik, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası ve sanayidir. 33 yıl Oda’da Genel Sekreter olarak görev yaptı. Ekonomi muhabiri olarak, bu görevindeki son yılında tanıdım kendisini. Ne zaman kapısını çalsam, hep aynı nezaket ve güler yüzlülükle karşılar, sorularıma hep aynı içtenlikle yanıt verirdi. Karşısındakinin yaşı kaç olursa olsun aynı nezaketi sergilerdi.
Bursa ekonomi tarihi için başvurulacak en doğru kaynaklardan biri kuşkusuz ki Kağıtçıbaşı. İşte Dibacenin Ertesi Günü bir yanıyla Bursa’nın ekonomi tarihini ve hatta iki yıl iki ay iki gün süren Kurtuluş Mücadelesi’ni anlatırken, bir yanıyla da Kağıtçıbaşı’nın özel yaşamından kesitler veriyor.
Kitap, 1999 Marmara Depremi, Ergun Bey’in depremle birlikte aldığı evlilik kararı ve eşi Fügen Hanım ile tanışmaları ile başlıyor. Yıllarca neden evlenmediğinin öyküsünü anlattığı bölümde kendisine, mükemmel kadını mı arıyorsunuz, diye soran gazeteciye verdiği yanıtı anımsıyor; “Mükemmel kadınlar vardır elbette…  Ama mükemmel evlilik azdır. Ben mükemmel kadını aramıyorum. Benim durumum yanlış bir yerde yanlış şeyler aramaktan kaynaklanıyor.”
Ardından Bursa’nın Yunan işgali altında geçirdiği günler ve Kağıtçıbaşı ailesinin Milli Mücadele’deki rolü, Kurtuluş Savaşı’nın ardından başlayan ekonomik kurtuluş savaşı, Bursa’nın sanayileşme hamlesi ve bu hamlede yaşanan yanlışlar-doğrular anlatılıyor.
TOFAŞ’ın, Bursa Organize Sanayi Bölgesi’nin, Bursa Çimento’nun kuruluşunda önemli katkıları olan Kağıtçıbaşı’nın, Vehbi Koç’un iş, Turgut Özal’ın ANAP’la siyasete girme tekliflerini reddettiğini de öğreniyoruz. Dibacenin Ertesi Günü’nde BTSO’nun efsane Başkanı Ali Osman Sönmez’in koltuğunu Mutlu Uraz’a kaptırdığı Oda’nın 1989 seçimlerine, TOFAŞ kurulurken İtalyanların Torino’ya çok benzettikleri Bursa için, her türlü altyapıyı bizden isteyin, demesine karşın fırsatların kaçırılmasına, sanayi bölgesinin trafo sorununun Renault’nun açılış töreninde Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay aracılığı ile çözülüşüne tanıklık ediyoruz.
Kitapta Ergun Bey, kendine soruyor: Bursa’nın kaderini çizen etkin kişilerden biri olarak bugünkü bakış açısına ve olgunluğa o günlerde sahip olsaydım acaba farklı bir şey yapar mıydım? Yanıtı yine kendisi veriyor: Üç şeyi daha farklı yapardım…
O üç şeyin ne olduğunu Dibace’nin Ertesi Günü’nde bulabilirsiniz. Baysal’ın akıcı bir üslupla kaleme aldığı, kimi zaman heyecan, kimi zaman gözyaşı içinde okuduğum ve sizin de okumaktan keyif alacağınıza inandığım bu eseri Uludağ Üniversitesi yayınladı.
Bursa dışından okuyucular için üzülerek söylemeliyim ki, kitabın piyasada satışı yok. Dolayısıyla yolunuz Bursa’ya düştüğünde Uludağ Üniversitesi’ne uğramanızı öneririm. Daha ilk eserinden iyi bir romancı olacağını kanıtlayan Baysal’ın, “…. dört kuşaktır Bursalı olan Ergun Kağıtçıbaşı’nın, Bulgaristan doğumlu gazeteci Sevinç Baysal eliyle tarihe düştüğü bir dipnottur” dediği Dibace’nin Ertesi Günü, kütüphanenizde bulunması gereken, arşivlik bir eser.

Dilek Göral'ın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız