Çelişkiler…
Pazartesi, 08 Şubat 2010 18:00


Bazen olan biteni anlamakta güçlük çekiyorum. Sanki film hızla akıp giderken, birden film makinası arıza yapıyor ve tüm kareler birbirine karışıyor. Görüntü alaca bulaca oluyor, renkler, yüzler, sesler ayırt edilmez oluyor.
Böylesi zamanlarda ‘gerçek olan hangisi?’, sorusu endişelerimi artırıyor. Özellikle son üç yıldır Türkiye’de yaşananlar, gerçeğin ne olduğunu çoktan unutturdu sanırım. Kendimi anlamaya zorladığım zamanlardan kalan kareler var şimdi aklımda. İçinde zıtlıklar olan kareler.
***
Lapa lapa yağan kar herkes için aynı ölçüde sevindirici olmayabiliyor. Kimine kayak keyfini hatırlatır da kimisi için uyuduğunu sanırken aslında yavaş yavaş ölmek demektir.
Kuşlar aç kalıyor diye ekmek ağacı kampanyası başlatmışlar. Ağaç dallarına ekmekler asılıyor. Aynı şekilde kediler ve köpekler için kapı önlerine ekmek ve bir kap su bırakılıyor. Sekiz bin küsur destekçi ile duyarlılıklarını internet üzerinden herkese gösteriyorlar. Samimiyet ve duyarlılıklarına inanıyorum da ne ölçüde adaletli bir samimiyet olduğunu bilmiyorum.
Düşünüyorum, aç karnına derme çatma hayatlar yaşayan çocuklar için ne yapılıyor? Onların geleceğe bir kuş gibi kanat çırpabilmesi için kim çaba harcıyor? Bir kuş kadar değerleri var mı acaba?
***
Petrol-İş Sendikası, basında duyuramadığı sesini reklam yoluyla duyurmaya, sendikalaşmayı özendirmeye çalışıyor. Kendi çabasıyla başlattığı ‘Sendikalı Ol’ kampanyasıyla, çalışanların tek güvencesinin sendika şemsiyesi altında toplanmak olduğunu vurguluyor.
Gülümseyen, güzel bir kampanya. Bilboardlardaki gülen yüzler sendikanın öcü olmadığını anlatıyor. Çok iyi düşünülmüş; kapitalist sisteme, yine o sistemin kendi araçları ile karşı koyan bir çalışma.
Eskiden sendikalı oldukları için işten atılan fabrika işçilerini haber yapan basın, şimdilerde sendikal çabaları medyaları saran zehirli sarmaşık gibi görüp kökten sökmeye çalıştığı için mi, artık fabrikadan atılan işçiye de sahip çıkamıyor?
Gazeteciler sendikasızlaştırılarak, basın tarihinde siyah bir sayfa yazıldığını kimse görmüyor, ama bilboradlardan yapılan sendikalı olma çağrısını herkes görüyor.
Hangisi gerçek? Anayasal haklarını savundukları için işsiz kalanlar mı, sendikayı nakde dönüşmüş bir reklam kampanyası olduğu sürece sahiplenilecek bir olgu gibi görenler mi?
***
Tekel işçisi iki aydır eylem yapıyor. Hükümetin umrunda bile değil. Hatta polis-işçi düellosu için bir ay sonrasına tarih veriyor. Hürriyetin, hukukun ve hoşgörünün ne demek olduğunu bilmeyen ama kendilerini 3H (Hürriyet, Hukuk, Hoşgörü) Hareketi diye tanımlayan bir grup da karşı protesto yapıyor.
Tekel işçilerine normalin çok üstünde maaş ve haklar verildiğini savunarak, protesto ediyor. Sadaka anlayışını o kadar kanıksamışlar ki, insanca yaşam koşulları onlara ‘normalin çok üstünde’ geliyor.
Hatta işçilere ‘normalin çok üstünde’ maaş ve haklar veren bütün hükümetleri suçluyorlar. Devletçi ekonomi anlayışına son verilsin istiyorlar ama liberalizmin nasıl işlediğini de bilmiyorlar. Bin 500 lira normalin çok üstündeyse, normal olan kaç lira?
***
Kendilerini Yeşil İnci diye adlandıran Bursaspor taraftarı gençkızlar, ‘Ayağa Kalk Bursa’ kampanyası kapsamında TOFAŞ fabrikası önünde protesto eylemi yapıyor ve 175,8 milyon TL net kar açıklayan ‘TOFAŞ’ın Bursaspor’a neden destek olmadığını’ soruyor.
Tüm kenti, Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe’nin başlattığı yardım kampanyasına katılmaya davet eden gençkızlar, kent dinamikleri Bursaspor’un yanında olmadığı sürece ‘nice kuruluşun önünde’ ‘biz Bursaspor için yaşıyoruz, ya siz?’diye sormaya devam edeceklerini söylüyor.
Timsah’a para istemek için gittikleri fabrika önlerinde Çağdaş Eğitim Kooperatifi ilköğretim okuluna destek çağrısı yapmak gibi anlamlı bir sorumluluk üstlenmek hedeflerinde yok.
 ‘Nice kuruluşa’ ne için yaşıyorsunuz diye soruyorlar da, Nilüfer çayına atıksularını deşarj edenlere ‘neden geleceğimizi çalıyorsunuz’ diye sormak akıllarının ucundan geçmiyor.
Yaşamlarını yalnızca Bursaspor’a adayan ve onun dışında ne olup bittiğine kafa yormayan çocuklar, gerçekten bu memleketin geleceği olabilir mi?

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız