| BUSİAD ve Mükellef Hakları Platformu |
| Pazartesi, 25 Ocak 2010 15:02 | |||
![]() Türkiye’de solculuk genellikle 30 yaşına kadar savunulur. İstisnalar hariç bu yaşı geçen sol görüşlülerin büyükçe bir bölümü sağda yelpazenin herhangi bir yerine konuşlanmayı tercih eder. Bu, kimi zaman liberal-demokratlık şeklinde ortaya çıkar ‘bırakınız yapsınlar-bırakınız geçsinler’ görüşüne yakın durulur, kimi zaman yaşam felsefesi din ekseni üzerinde yeniden inşa edilir. Bazen de milliyetçi olunur. Burada asıl sorun 30’undan sonra nereye gidildiği değil, neden gidildiğidir. Neden; genellikle ekonomiktir. Çünkü Türkiye’de sol hep tehlike addedilmiştir. Tehlikenin olduğu yerde de can ve mal güvenliğini korumak güçleşir. Oysa 30 yaşını aşanların, -o zamana kadar çok talihsizlik yaşamamışlarsa- artık düzenli bir işleri (hatta belki kendi işleri) vardır, çoluk çocuğa karışmışlardır ki, bu da kaybetmeyi göze alacakları şeylerin sayısını azaltır. Kaybetmeyi göze alacaklarının sayısı azalanlar, merkezi yönetimlerle ters düşmek istemezler. Çünkü ortada korunması ve hatta çoğaltılması gereken az ya da çok bir servet vardır. Dolayısıyla başlangıçta bir-iki şikayet edilir, ardından tehlikesiz görünen liberal ekonominin sığ sularında yüzmek tercih edilir. İşte bu noktada sağ-sol ayrımı biter, eşit ve adil paylaşım unutulur ki bu da aslında feodalizmin kapitalist sistemdeki yeni aksidir. Toprak yerine artık fabrika veya iş merkezi vardır ve hedef tektir: Daha çok kazanmak. Mevcutlara 30’undan sonra liberal olanların eklenmesi ile sayıca güçlenen kapitalist yaklaşım ise öteden beri örgütlülüğe karşıdır. Çekinir örgütlülükten. Hatta öyle çekinir ki kendi çıkarına bile olsa örgütlü bir girişimde bulunmak yerine kişisel ilişkilerini devreye sokarak sorunlarını çözmeyi tercih eder. Sessiz, gürültüsüz, kaybetmekten korktuklarını kaybetmesine neden olmayacak yollarla. Bu yüzden sermayenin rengi yoktur. Yine bu yüzdendir kaybetmekten korkanların rengi olmayanlarla sınırlı kalmaması ve yine bu yüzdendir, ‘sendikalar bir şey yapamaz, millet getirir, millet götürür’ sözleri. ***
Haftasonu gerçekleşen BUSİ-AD’ın 2010 olağan genel kurulunda bunları düşünmeden edemedim. Genel kurulda, Bursa’da ekim ayında kurulan ve Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyan Mükellef Hakları Platformu konusu gündeme geldi. Yönetim Kurulu, platformda BUSİAD’ın da temsil edilebilmesi için genel kuruldan yetki istiyordu. Bu arada bilmeyenler için yeniden hatırlatayım, Mükellef Hakları Platformu Uludağ Üniversitesi, Bursa Serbest Muhasebeciler ve Mali Müşavirler Odası’nın öncülüğünde ve BUSİAD’ın desteği ile kuruldu. Platformun yürütme kurulu başkanlığını da Uludağ Üniversitesi Öğretim üyesi ve gazetemizin de yazarı olan Doç. Dr. Adnan Gerçek yürütüyor. Tamamen bilimsel temele dayalı olan platformun amacı, mükellefin adil ve sosyal devlet ilkesini gözeten vergi sistemi, kayıtlı ekonomi ve mükellefin daha iyi hizmet almasını sağlama konularında devlete yön göstermek. Şimdi bu amaca bakınca da anlaşılıyor ki mükelleften yana bir oluşum. Fakat, az önce anlatmaya çalıştığım nedenlerle ve özellikle de ülkede son dönemde yaşanan gelişmelerin yarattığı sindirmişlikle, adında birlik, dernek, sendika, platform olan her şeye şüpheyle yaklaşılır oldu. Bu şüphe BUSİAD üyelerini de öylesine etkilemiş ki, her biri birer vergi mükellefi oldukları ve çok kez vergilerle ilgili şikayetlerini dile getirdikleri halde, Mükellef Hakları Platformu’na temsilci gönderme konusunda çekincelerini ortaya koydular. Yönetim Kurulu Başkan Vekili Prof. Dr. Ali Ceylan’ın, platform ile ilgili bilgilendirme açıklamasının ardından söz alanlar, çizgisinin bozulması halinde platformdan çekilme ve katılım için platformun faaliyetlerini gözlemek üzere bir yıl beklenmesi önerisinde bulundular. Prof. Ceylan, BUSİAD içinde olmazsa platformun verimlilik gösteremeyeceğini, üniversitenin bu işin içinde yer almasının önemli bir güvence olduğu söyleyerek delegeleri ikna etmeye çalıştı. Sonuçta, birden çok muhalif görüşe karşın yapılan oylamada bir ret oyfu ile BUSİAD Yönetim Kurulu’na Mükellef Hakları Platformu’na temsilci gönderme ve gerektiğinde platformdan çekilme yetkisi verildi. Verildi ama sanırım BUSİAD üyelerinin aklındaki soru işaretleri gitmedi. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|

