BRD’nin a’sı
Pazartesi, 01 Mart 2010 22:00


İlk gördüğümde bana üniversite yıllarında fotokopiyle çoğaltılmış ve tanıdık bir matbaada kitap haline getirilmiş ders notlarını hatırlattı. En ilgi çekici yanı kapağındaki ‘a’ harfiydi. Merak uyandıran, kapağın ardından gelen sayfalarda ne olduğunu bir an öğrenmek için engellenemez bir istek uyandıran ‘a’ harfi.
Bursa Reklamcılar Derneği (BRD) mesleğe disiplin getirmek, İstanbul’un arka bahçesi olmaktan çıkarmak için kolları sıvadı. Ekonomik PUSULA’nın okuyucuları bunu BRD Başkanı Ferahi Güzelsözlü’nün İş Yemeği’nde yaptığı açıklamalardan hatırlayacaktır. Güzelsözlü, dernek olarak bir dergi hazırladıklarını da ilk kez o röportajla duyurmuştu. ‘Bursa’nın reklamcılık dergisi’ sloganıyla yayınlanan BRDergi geçen hafta elime ulaştı. Mizampajı, fotoğrafları ve içeriği ile gerçekten okunası bir dergi olmuş. Sektörün kendisini anlattığı ama bunu yaparken sıkıcılığa düşmediği BRDergi’ye emek verenleri kutlamak gerek.
Sektörel pek çok dergiden farklı olduğunu daha kapak tasarımı ile kanıtlıyor. İlk sayı için sayı 1 yerine no 1 demeyi tercih etmişler. Beyaz zeminli kapakta fotoğraf unsuru yok, derginin içinde neler bulunduğuna dair hiçbir ipucu yok. Yalnızca bir ‘a’ harfi. Harfin hemen yanında hangi yazı karakteri (font) olduğunu anlatan helvetica yazıyor.
Zaten derginin hemen ilk sayfalarında da bu sıra dışı tasarımın ve helvetica ‘a’ harfinin nedenini, ‘… reklam dünyasının içine kapanık çocukları grafik tasarımcıların, biz reklamcılar için ne kadar önemli olduklarına dünyanın en tanınmış fontları üzerinden atıfta bulunmak …’ diye açıklamışlar. Üç ayda bir yayınlanacak derginin her sayısı farklı bir yazı karakteri ile yazılmış harfle adlandırılacakmış.
Sektörle ilgili haberler, makaleler, web sayfası ve kitap tanıtımlarının yanı sıra tahterevallinin iki ucundakiler; reklamveren ve reklamcılarla söyleşilerin yer aldığı 84 sayfalık BRDergi’nin dosya konusu Bursa’da reklamcılık. Sektörün deneyimli isimleri sorunlarını irdeleyip özeleştiri yaparken, reklamverenin görüşlerine de yer veriliyor.
BRD Yönetim Kurulu Saymanı ve Martı Ajans’ın kurucusu Nail Özer, ‘Bursa reklamcılığının yüksek çözünürlüklü fotoğrafı’ başlıklı yazısında, temel sorunları net bir şekilde ortaya koyuyor.
Sektörün parlak bir karnesinin olmamasında, markalaşmayı önemseyen reklamverenlerin sayıca azlığının etkili olduğunu, krizlerin de bunu tetiklediğini anlatıyor. ‘… Ajansların dışlandığı bir medya sürecinden söz ediyoruz…’ diyerek, sağlıksızlaşan medya-ajans ilişkilerini irdeliyor.
Bir çarpıcı yorum da önceki hafta reklam Oscarı sayılan ‘Kırmızı Ödülleri’ kapsamında Emine Civanoğlu ile birlikte tasarladıkları ‘internet derya deniz’ başlıklı eskizle ‘Canlı Kırmızı’ ödülünü alan Mürekkep Ajans’ın kurucusu ve BRD Asbaşkanı Cüneyt Şenyavaş’tan geliyor.
Şenyavaş, tesadüf ki, BRDergi’de de kendilerine ödül getiren internet kullanımını irdeliyor. ‘İnternet dost mu düşman mı?’ başlıklı makalesinde markalaşmanın teknolojik gelişim karşısındaki önemini vurguluyor. ‘....İnsanlar yeni tanıştıkları kişinin adını ve soyadını Google arama motoruna yazıyor ve kiminle tanıştıklarını öğrenebiliyorlar….’ diyen Şenyavaş, bilginin internet yoluyla saniyeler içinde yayılabildiği günümüzde, ayakta kalabilmenin markalaşmak ve bu markayı doğru strateji ile anlatmaktan geçtiğini bir cümle ile özetliyor: ‘Yeni bir makina daha almanın değil, güvenilir bir markayla pazarlama iletişimi yapmanın zamanıdır.’
Derginin son sayfasında daha önce bir mesleki örgütün yayınında rastlamadığım ‘fiyat önerileri’ne yer verilmiş. Rekabet kuralları açısından böyle bir listenin yayınlanması ne derece doğru bilemiyorum ama reklamverenin hangi işi en az kaç liraya yaptırabileceğini bilmesi ve piyasadaki yıkıcı rekabet-niteliksiz iş sorununa bir ölçüde çözüm üreterek sektörü disipline etmesi açısından önemli.
Yazıyı Yard. Doç Mehtap Sağocak’ın ‘Çağın iletişim biçimi olarak reklam’ başlıklı makalesinden bir alıntı ile bitirmek istiyorum. Şenocak ‘sihirli değnek’ diye tanımladığı reklamların ekonomik etkilerinin yanı sıra sosyal etkilerinin de unutulmaması gerektiğini çarpıcı bir yorumla hatırlatıyor;
“Üretmeden tüketmek; gelişirken yozlaşmak, teknoloji uğruna yok olmak, bireyselleşirken yalnızlaşmak, zenginleşirken yoksunlaşmak, küreselleşirken ‘yersizleşmek’ gibi tehlikelere karşı hassasiyetle kullanılması adına…”

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız