|

Kriz derinleştikçe endişeler artıyor. Kaynak sıkıntısı bulan işletmelerin işten çıkardığı çalışan sayısı günde ortalama 309’a ulaştı. Ekonomik PUSULA’nın 11 Kasım’da yayımlanan ilk nüshasında yıl sonunda işsizlerin sayısının 50 bini bulacağını yazdığımızda, ‘abartı’ diyenler olmuştu. Gerçekler ortada… Bursa’da bayrama 47 bin 303 kişi işsiz girdi. Reel sektörün yanı sıra finans kesiminden de işçi çıkışları başladı. Bilinen ilk örnek Akbank’tı. Ancak bayram arifesinde, adı bir sektörle özdeşleşen ve Bursa’da iki şubesi bulunan bir başka banka ise her iki şubede toplamı 25 olan personel sayısını 15’e düşürdü. Personel indiriminin bu bankanın tüm Türkiye’deki şubelerinde gerçekleştiği konuşuluyor. Gelişmeler gösteriyor ki, yılbaşından sonra istihdam kayıplarının artacağı öngörülerinin gerçekleşme olasılığı bir hayli yüksek. Peki, ne yapmalı? İşletmeleri ayakta tutacak temel çözüm kaynakların artırılmasından geçiyor. Ankara, kasım sonundan itibaren peyder pey dağıtılan kredilerle likidite sağlamaya başladı. Gerçi öncesinde yaz aylarına girerken esnafa ve ihracatçıya sağlanan destekler vardı ama krize yönelik krediler, cansuyu ile aktif hale getirildi. Önce 350 milyon YTL ile başlayan ilk paket, bu hafta içinde başvuruları yapılacak ikinci etap ile 700 milyon YTL’ye kadar çıkarıldı. Üçüncü adımın ise 1,5 milyar YTL’lik bir kredi hacmi ile yılbaşından sonra atılması bekleniyor. Ne var ki, çok ilgi gören bu kredilerden gerçekten kimin yararlandığı belli değil. Çünkü uygulamada, bu krediler söylendiği kadar kolay alınamıyor. Kime sorsanız, ‘bankalardan olumsuz yanıt aldık’ diyor. Özetle hükümetin göğsünü gere gere açıkladığı kredi destekleri, bankalardan geri tepiyor. Gerekçeleri döviz kurundaki yükseliş… Bankaların kredi anlaşması yapılırken hükümetle yüzde 5 faiz için anlaştığı, ancak aradan geçen sürede dolar kurunun bin 300’lerden bin 570 seviyelerine çıkmasıyla, faizin artırılmasını istediği ve ‘zarar ettikleri’ gerekçesiyle de kredi ödemesi yapmadığı belirtiliyor. Çalı Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren Çimsan’ın sahibi Hüseyin İleri, feryat figan, dibe vurduklarını söylüyor. ‘Üç aydır izin yaptırıyoruz, üretim yok’ diyen İleri, cansuyu kredisinden yararlanmak için gerekli tüm şartları sağladıkları halde bankaların kapısından dönen çok sayıda KOBİ olduğunu anlatıyor. Bir başka uygulama da kredi talep edenlerden istenen yüksek ipotekler. Örneğin bir kamu bankasının, kredi taleplerine karşılık 25 bin YTL’lik ipotek gösterilmesini istediği konuşuluyor. E haliyle, selam verip borçlu çıkan KOBİ’ler “25 bin YTL’lik ipotek gösterecek mülküm olsa, kelepir fiyatına bile olsa satar, başımın çaresine bakarım, niye kredi alayım ki” diye haklı olarak isyan ediyor. Bu işte bir yanlışlık var… Her kesimin gerekli fedakarlığı üstlendiği böylesi ateşten günlerde, reel sektörü destekliyormuş gibi görünenlerin de elini taşın altına koyması, ‘mühür kimdeyse Süleyman odur’ tavrından vazgeçmesi gerekiyor. 2001 krizinde darmadağın olan bankaların, bugün unuttuğu şey, yaşanan krizin yalnızca sokağın değil herkesin krizi olduğudur. Birileri ‘batıyoruz’ derken, ‘yüzde 5 mi kar ederiz, yüzde 7 mi’ diye hesaplar içine girmenin, en azından ‘etik’ olmadığı ortada. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
|