Ali Sabancı model olursa
Pazartesi, 21 Aralık 2009 14:20


Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, kadınlardan sonra gençleri girişimciliğe özendirmek için illerde örgütlenerek, Genç Girişimciler Kurulu’nu (GEGİK) oluşturdu. Bursa’nın genç girişimcileri de ilk toplantısını yapıp, başkanını seçti. (Bu satırlar yazılırken, gençler TOBB çatısı altındaki ilk kongreye katılmak üzere Ankara’ya doğru yola çıkmıştı.)
TOBB Yönetim Kurulu üyesi İlhan Parseker KAGİK’te olduğu gibi GEGİK’in de Koordinatörü. KAGİK’in ilk kongresi toplanırken, çalıştığım günlük gazetede kaleme aldığım yazıda şöyle demiştim;
“Doğrusunu isterseniz, kadını merkeze alan böylesi bir çalışmada, koordinatörlük görevinin bir erkek tarafından üstlenilmesi alınganlık konusu yapılması gereken bir durum gibi geliyor bana. Çünkü bu şekilde, kadın girişimciliğini destekleyen TOBB bir yandan da ‘Evet sizi destekliyoruz fakat erkeklerin yol göstericiliğine ihtiyacınız var’ demiş oluyor. Bu yaman çelişkiye karşın, iş yaşamında hep ikinci planda tutulmaya çalışılan kadının girişimciliğinin desteklenmesi yine de önemli bir adım.”
Bu satırları okuyan Parseker, Ankara’da kongrede karşılaştığımızda biraz sitem etmişti. Büyük olasılıkla bu yazıma da sitem edecek ama işimiz, şeytanın gör dediğini görmek, elden ne gelir ki…
50 kişilik GEGİK Bursa, ‘sözde’ demokratik bir şekilde başkanını seçti. Sözde; çünkü bir aday önceden belliydi, ikinci aday (Nurgül Kaynak) toplantı sırasında başkanlığa talip olduğunu söyledi ve yapılan açık oylamada Murat Coşkunkan (önceden başkanlığı belli olan aday) oy çokluğu ile başkan seçildi.
İlk konuşmasını yapmak üzere Parseker’in kürsüye davet ettiği, aynı zamanda TÜGİAD Bursa’nın da Başkanı olan Coşkunkan, konuşmasını cebinden çıkardığı metinden yaptı. Sırf bu bile seçimin yeterince demokratik olmadığının bir göstergesi. Ayrıca GEGİK’te TÜGİAD’ın ağırlığı ciddi ölçüde hissediliyor ki, bu da başkanın kim olacağını önceden anlatıyordu.
Yanlış anlaşılmasın, Coşkunkan’ın başkanlığına karşı değilim. Aksine kendisini gerek üçüncü kuşaktan yöneticisi olduğu Bursa Birlik’te gerekse TÜGİAD’da son derece başarılı buluyorum. Dolayısıyla sözüm Coşkunkan’a değil, seçilme biçimine.
Dikkatimi çeken bir nokta da 50 genç girişimcinin yalnızca 13’ünün kadın olması. Neyse ki kurulun beş kişilik başkanlık divanına Gemlik’ten Nilgün Durmaz Genel Sekreter olarak seçildi de zamanla kadın sayısının artabileceğine dair bir umut belirdi.
Gelelim esas konuya. GEGİK Bursa’nın bu ilk toplantısında İlhan Parseker gerçekten çok önemli bir konuşma yaptı. Başkanlığına Ali Sabancı’nın seçildiği bu organizasyonu önemsediklerini anlatırken, 6,3 milyon işsizin bulunduğu Türkiye’de nedeni ideolojikmiş gibi görünse de yaşanan son olayların temelinde ekonomik gerekçelerin yattığını vurguladı. GEGİK üyelerine, kendilerinden sonrakilere girişimcilik konusunda rol model olacaklarını söyledi.
Parseker sözlerinde çok haklı fakat rol modellik konusu tartışılır. Organizasyonun en tepesindeki isime bakıyorsunuz; Ali Sabancı, Bursa ekibine bakıyorsunuz; Murat Coşkunkan, Baran Çelik, Ali Cem Sönmez, Ali Tatveren, Ersin Yazıcı, diye devam ediyor.
Bu isimler ve kuruldaki pek çok isim neyi çağrıştırıyor? Babadan, dededen gelen bir işi ve işletmeyi… Daha açık ifadesiyle kendi işini kurmuş genç girişimci sayısının bu kurullarda yeterince temsil edilmediğini.
Elbette ki yukarıda adı geçen GEGİK üyelerinin her biri bir değerdir ve bugün sorumluluğunu üstlendikleri işletmeleri ailelerinin onlara emanet ettiği noktadan daha ileri taşıyacak eğitim, bilgi ve yeteneğe sahip olduklarını kanıtlamışlardır. Hepsi de gerçekten iyi niyetli pırıl pırıl gençlerdir ve bu kurulda yer alarak ellerini taşın altına koymuş, çorbaya bir tutam tuz katmıştır.
Zaten mesele onlar da değildir. Mesele bu çatıyı kurarken ne kadar gerçekçi davranıldığındadır. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun 10 gün önce Bursa’da ekmek-emniyet-hürriyet üçlemesi ile özetlediği demokrasi için güçlü ekonomi-güçlü ekonomi için demokrasi söyleminin yerini bulabilmesi ve beklenen başarı öykülerinin yazılması için daha gerçekçi rol modelleri ortaya konulabilirdi.
Asgari ücretle geçinen bir ailede yetişen gence, hatta yöneticisi olduğunuz şirkette çalışan bir mavi yakalıya Ali Sabancı’yı örnek gösterin bakalım, ne yanıt alacaksınız? Aslında biliyorsunuz ama yine de yazayım: Ben de Sabancı’nın oğlu/kızı olsaydım…

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız