| Aceleye gerek yok (mu)? |
| Pazartesi, 01 Aralık 2008 22:14 | |||
![]() Hükümetin ‘paket açıklayacağız’ sözü-nün üstünden bir haftadan fazla zaman geçti. ‘Hindistan dönüşü’ demişti Başbakan ama olmadı. Kaybedilen her dakika aleyhimize. Bunu artık neredeyse çocuklar bile biliyor. Fakat Ankara hala sakin. Geçen haftaki sayımızda sormuştuk ‘Daha ne bekliyorsunuz?’ diye. Yanıtı haftasonunda verdi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan; ‘Ne aceleniz var?’ diye. Kızılca kıyamet yurt sathına dalga dalga yayılırken, Ankara’da tencereli tavalı kriz mitingi; taşlı sopalı, biber gazlı krize dönüşürken, Başbakan Kızılcahamam’dan ‘İlla ambalajlı bir paket mi olması gerekir’ diyor. Hatta can suyu kredisini örnek gösteriyor. Demesi o ki, “Biz, işimizi sessizce yaparız, öyle patırtı gürültü yaratmadan.” Kimsenin itirazı yok zaten buna… Olması gereken, yapılması farz olan neyse yapılmalıdır, gösterişe gerek yoktur, bu görevse (ki görevdir), yerine getirilir. Fakat, iki yasal düzenleme, bir kredi desteği ile bu iş çözülecek gibi değil. Bu sayımıza manşet olan OSB’ler çalışması, zaten tabloyu net şekilde ortaya koyuyor. Daha fazla söze gerek yok. Nitekim BTSO üyeleri ile yaptığımız anket çalışması da aynı şekilde, kanayan yaranın büyüklüğünü gösteriyor. Sancı giderek artıyor. Çarelerin bir an önce açıklanması, ilaçsa ilaç, ameliyatsa ameliyat, bir an önce yapılması gerek. Geçen hafta içinde TÜYAP’ta üç fuar açıldı. ELECO 2008, 2. Tekstil Kimyasalları Fuarı ile Tekstil Makineleri ve İplik Fuarı. İlk gün, koridorlar bomboş, stand açan firmalar can sıkıntısından ne yapacaklarını şaşırmış haldeydi. Ara sıra gelen ziyaretçilere hevesle anlatıyorlar ne iş yaptıklarını, ürünlerinin neler olduğunu, nasıl bağlantı kurabileceklerini. Katılımcılardan, fuarların sakinliğini krize bağlayan da vardı, haftaiçi olmasına da. Fakat, haftasonu da tablo çok değişmedi. Ziyaretçiler vardı ama akın akın değil. Fuara Uşak’tan katılan ve tekstil kırpıntılarını otomotiv ve tekstil firmalarına işlenmiş halde satarak, ekonomiye geri kazandıran bir sanayici ile konuştuk. Tekstilde son 10 yılda gösterdiği ciddi çıkışla, Bursa’ya rakip hale gelen Denizli’de pazarın bittiğini söylüyor, faaliyet gösterdikleri Uşak’ta ise durumun Bursa’dan farklı olmadığını. Son iki ayda Uşak OSB’de de binlerce kişi işsiz kalmış, “Yapılabilecek bir şey yok çünkü, tümden batmamak için küçülmek tek çare” diyor sanayici. Denizli ve Uşak’ta pazar daralınca, krizi fırsata çevirir, diye fuara katılmış. Amacı Bursa pazarından müşteri sayısını artırabilmek. Yurtdışı fuarlara da katıldıklarını, yeni pazar arayışından vazgeçmediklerini söylüyor…. Özetle… İşvereniyle, işçisiyle üreten kesim, mücadelesini veriyor ve koşullar ne olursa olsun hala direniyor. Ve istiyor ki, taşın altında kanayan eline bir destek gelsin, 100 birim olarak hissettiği ağırlık 50 birime düşsün. Bu isteğine gelen yanıt ise ‘ne aceleniz var?’ oluyor. Gün kavga değil, ortak akılla, ortak çözümü bulmak günüdür. Vatandaşına sırtını çevirmek, azarlamak değil, ülkenin kalkınmasında emeği geçen milyonları dinlemek ve güven vermek günüdür. Aksi halde iyileşmesi zor yaralar açacak bu kriz… Dilek Göral Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|

