|

AKP’nin yeni dönemdeki vurgusu dürüstlük üzerine olacak. 2002’nin yeni parti ve 2007’nin mağdur parti kozları krizle birlikte bir miktar örselenen AKP’nin 2011’e kadarki stratejisi en azından Bursa’da bu yönde olacak. Bunu Çalışma Bakanı Faruk Çelik ve İl Başkanı Sedat Yalçın’ın söylemlerinden anlamak mümkün. İl Başkanı Yalçın, PUSULA’nın İş Yemeği’nde, seçim sürecinde adayların mal varlıklarını açıklaması ve seçim sonrası il örgütü olarak ortaya koydukları seçim harcamaları çalışması ile siyaset kurumuna güven ve saygınlık kazandırmayı amaçladıklarını anlattı. Çalışma Bakanı Faruk Çelik de, seçim öncesi verdiği sözü yerine getirerek 25 Nisan Cumartesi akşamı basın mensupları ile bir araya geldiği yemekte, siyasete ve siyasetçiye güveni sağlamak için bundan sonra siyasetçinin verdiği sözü tutacağını söyledi. Ancak bu buluşmanın seçim öncesi yapılan iki toplantıdan farkı, katılımın sınırlı sayıda tutulmuş olmasıydı. Çelik, bunun nedenini daha sohbet havasında geçmesi ve gazetecilerin daha rahat soru sormasına imkan tanımak diye özetledi. Gerçekten de yararlı bir toplantı oldu. Çelik, sorulara içtenlikle yanıt verdi. Stadyum, BursaRay’ın üniversiteye taşıyacak C etabı ve Merinos ile ilgili soruları yanıtlamayı ise Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe’ye bıraktı bırakmasına da sonunda dayanamayıp girdi söze. Merinos, C etabı ve Kent Meydanı denince adeta gözlerinden ateş saçan Bakan, Merinos’a harcanan 200 ve C etabına ayrılan 500 milyon lira ile 15 tane Kamberler kentsel dönüşümü yapılırdı, diye hayıflanıyor: “Yasa belediyeye büyük yetkiler veriyor. Belediye seçimi geldi, vatandaş Bakanlığa getirdi tablo bu diye. Öyle şey olmaz dedik, baktık ki tablo öyle. Böyle sorumsuzluk olur mu? Yasa yetki vermiş diye Kral Faruk olmaya hakkımız yok. Bugün varız ama yarın ne Recep Bey olacak ne ben. Hizmet kalıcı olmalı. Arkadaşımız parti değil, kendisi hesap verecek sanıyordu. Bugün Bursa’nın önüne 700 milyonluk fatura geldi.” Kent Meydanı için 6 ay uğraştıklarını söyleyen Çelik’in bugün yukarıdan bakınca gördüğü Bursa’yı hiç beğenmediğini vurgulaması çarpıcıydı. “Kent Meydanı ve yollar yapılabilseydi Bursa 15 bağlantılı meydan kazanırdı. Bir kere olur bu işler, Yalova Yolu’ndan gelirken karşımıza Kent Meydanı çıkıyor, dağı göremiyoruz. Bursa’yı yıkıp alternatif yol yapın dedik Ankara asfaltı delindi. Merinos’ta da kongre merkezine gerek yoktu. BUTTİM’in oraya yapılır işletmesi de BTSO’ya verilirdi” diyor. Altepe, “Sayın Bakan’ın morali bozuluyor bunları konuşunca” diye araya girince de Çelik, “Doğru söylüyor, konuşmayın bunları yanımda” yanıtını veriyor. Çelik, geriye dönüp bakınca, Bursa’nın kaderini belirleyen projelerde yapılan hataları görüyor ve hem giden zamana hem de paraya yanıyor. Öyle ya, kendisinin de söylediği gibi böyle işler bir kez olur. Bakan’a katılmamak mümkün değil. Yalova Yolu’ndan gelirken gördüğüm dağ manzarasını engelleyen Kent Meydanı görüntüsü benim de hoşuma gitmiyor. Evet, ortada günahları ve sevapları ile yiten 5 yıl ve yanlış iki yatırımla toprağa gömülen 700 milyon lira söz konusu. Ancak Çelik’in buna karşı duramamalarına gerekçe gösterdiği, başkanlara kral yetkisi tanıyan 5215 sayılı Belediyeler Kanunu ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu da uzaydan gelmedi. Her iki yasa da 2. AKP Hükümeti döneminde, birer gün arayla 9-10 Temmuz 2004 tarihlerinde yasalaştı. Dolayısıyla Çelik’in öfkesi yalnızca yasaların tanıdığı yetkileri sorumsuzca kullananlara mıydı, yasa çıkarılırken bugünlerin hesaplanamadığına mıydı, yoksa beş yıl önce bu işi başarır diye referans olduklarına mı anlayamadım. Bu arada adı geçmese de eski Başkan Hikmet Şahin’in kulaklarının bir hayli çınlatıldığı yemekte, Çelik’in Altepe’ye karşı mesafeli tavrı da en az 700 milyonluk öfkesi kadar dikkat çekiciydi. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|