Kriz yüzde 50 küçülttü!
Pazartesi, 01 Şubat 2010 22:00

Bursa’da resmi olarak hizmet veren 18 yabancı dil merkezi bulunuyor. Bu merkezlerden 7’si bir araya gelerek sektörde hizmet ve kalite standardını yükseltmek için Bursa Yabancı Dil Kursları Derneği (DİLKURDER) kurdu.

Küresel ekonomik pazarlara ulaşmak ve o pazarlarda rekabetçi olabilmek için gerekli yetkinliklerden birisi de iyi derecede yabancı dil bilen çalışanlar. Bursa’da gelişen sanayi yapısı ile birlikte, eğitim sisteminde aldığı yabancı dili yeterli bulmayan öğrencilerin çokluğu yabancı dil kurslarının sayısını hızla arttırdı. Bursa’da ruhsatlı olarak hizmet veren 18 yabancı dil kursunun yanında 5-6 kayıtdışı merkezin bulunduğu belirtiliyor. Sektörün öncülerinden Globus, Dilmer, Ukla, Amerikan Kültür, Anadil, Feyza gibi kuruluşlar, hizmet ve kalite standardını yükseltmek için bir araya gelerek ekim ayında Bursa Yabancı Dil Kursları Derneği’ni kurdu.

YÜKSEL: ÇITA YÜKSELECEK
Derneğin başkanlığını yapan Globus Dil Okulundan Zülfikar Yüksel, kuruluş sürecini şöyle anlattı; “Aynı hizmeti sunan bizler birbirimizi tanımıyorduk. Osmangazi İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü sınavlarla ilgili dil kursları temsilcilerini bir toplantıya çağırdı. Bir kaç kez bir araya geldik ve baktık ki, herkes aynı sorunları paylaşıyor. Devamında örgütlü hale gelme fikri doğdu. Üyelerle daha iyi iletişim kurarak öncelikle dil eğitimi ile ilgili son bilgileri paylaşmak, çıtayı yükseltmek istiyoruz.”
Sektörün tümünün dernek çatısı altında toplanacağına inandığını söyleyen Yüksel, “Maalesef halen merdiven altı kurslar var. Yasaya göre kaçak kurs açmanın 6 aydan 2 yıla kadar cezası var. Ayrıca bir bilgisayar kursu açtıysanız bir öğretmen bulup dil kursu da açabiliyorsunuz, mevzuat aynı. Biz dernek yönetimi olarak karar aldık; iyi niyetle ruhsat için başvuru yapan, eksiklerini tamamlamak için çabalayanlar var. Onlara yardımcı oluyoruz. Ancak kötü niyetlileri şikayet edeceğiz” dedi.

İŞ ODAKLI YABANCI DİL EĞİTİMİ
Dil eğitiminin Türkiye’de en çok palavranın atıldığı alan olduğunu söyleyen Yüksel, “Bunun nedeni şu; Türk eğitim sisteminde dil eğitiminin yeri var ama dilin kendi yok. Ortaokul, lise ve üniversitede 10 yıl dil eğitimi veriliyor ama alan kişi kendini ifade edemiyor. Bir başka yanlış da ‘yabancı öğretmenle dil iyi öğrenilir.’ Hiç dil bilmeyene, başlangıç kursiyerine yabancı eğitmenin faydası olamaz.
İnsanlar, işinde kullanmak için iş İngilizcesi veya başka diller istiyorlar. Ama hiç İngilizcen yoksa iş İngilizcesi de mümkün değil” şeklinde konuştu. 
Yüksel, iş alanında yabancı dil öğrenimini konusunda şöyle devam etti; “Önce bir alt yapının olması lazım. İş İngilizcesi nedir? Yaptığım işe odaklı dil öğreneceğim derse kişi, bu güzel... Çünkü makina mühendisinin, kimyacının, muhasebecinin de iş İngilizcesi var. Hangisi?.. Dernek amaçlarından birisi; insanları bir dil kursu tercih edilirken nelere dikkat etmeliler konusunda da bilgilendirmek. AB Dil Kriterleri diye 2004 yılından bu yana kriterler var. Bizim eğitimimiz o standartlara göre gidiyor.

FİRMALAR NELERE DİKKAT ETMELİ?
Dünyada yeni konseptler oluştu. Artık herkes her ürünü üretebilir. Türkiye’de her şey üretiliyor, Güney Kore’de de, İran’da da... Ticaret yapmanın temel ilkesi, satış ve sonrası hizmet. Bunun için dil şarttır. Kalifiye eleman olmanın unsurlarından birisi de dildir. Firmalar kriz ortamında çalışanlarına dönük yabancı dil eğitim maliyetini azalttı veya kesti. ‘Niye dille uğraşayım, alırken dil bilen eleman alayım’ diyor. Ama o da yeterli değil. Dil bilenleri ölçerken güvenilir bir sertifikasyonu var mı?. 
Dilde dört ayak üzerinden yola çıkılır; dinleme-anlama, konuşma, yazma ve okuma-anlama. Bizim eğitim sistemi dil bilgisine odaklı, okuma-anlama ve boşluk doldurmalıdır. Dil biliyor diye alınan elemanlar o ortama göre yetişmiş midir? İş konusunda yabancı dil öğrenmede, yapılan işe odaklı öğrenim önemlidir. Firmalar, bu konuda titiz davranmalı ve bu alana yatırımlarının kendilerine fazlasıyla katkı sağlayacağını unutmamalıdır.”