|
Pazartesi, 29 Haziran 2009 14:31 |
|

Siz bu yazıyı okurken, 2009 yılının ilk üç ayında (çeyreğinde) Türkiye ekonomisinin büyüme (küçülme) oranı açıklanmış olacak. Muhtemel ki, küçülme oranı iki haneli bir rakam olacak. Eğer böyle ise Türkiye İstatistik Kurumu’nun yeni seriye göre belirlediği büyüme oranları içinde bir rekor küçülme yaşamış olacağız. Çünkü yeni seride bugüne kadar görülen en büyük küçülme 2001 yılının son üç ayında yüzde 9.8 ile gerçekleşmişti. Zaten onun ardından da Türkiye’nin yönetimi değişti, Adalet ve Kalkınma Partisi kadroları göreve geldi. Türkiye ekonomisi, 2001 yılındaki kendi krizinin ardından bu yeni yönetim ile ard arda 27 çeyrekte büyüme gösterdi. Daha 6 ay öncesine kadar bu yönetim, 27 çeyreklik büyüme rakamları ile övünür dururdu. Türkiye ekonomisi, 2008 yılındaki ABD’nin krizinin ardından ise son çeyrekte yüzde 6.2 küçüldü. 2009’un ilk çeyreğinde yüzde 12-14 arasında küçülecek gözüküyor. Üst üste iki büyük daralma rakamı. Elbette bunun övünülecek bir tarafı yok. Zaten bu tabloyu kimsenin sahiplendiği de yok. Dedik ya, kriz ABD’nin krizi!.. Sanayi üretimi bu yılın ilk üç ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 22 gerilemiş, kapasite kullanımı mart ayında yüzde 64.7 olmuş. Bu oran 2001 yılından bile çok kötü. 2001 yılının ilk üç ayında oran yüzde 70’in üzerindeymiş. İmalat sanayi üretimi bizim milli hasılamızın tek başına dörtte birini oluşturur. Bunun için oradaki kapasite kullanım ve üretim oranları büyümeye ilişkin doğru fikirler verir. Diğer kalemleri baktığımızda şöyle bir tablo var; milli hasılanın yüzde 13’ünü oluşturan toptan ve perakende ticaretin yanısıra inşaat sektörü, ulaştırma gibi alanlarda da veriler iç açıcı değil. Buraya kadar yazdıklarımı dönüp okudum. Yazının başlığındaki ilk kısma ilişkin yeterince veri ortaya koydum kanaatindeyim. Şimdi gelelim, ikinci bölüme... Umutluyuz, çünkü; 2009 yılının ikinci çeyreğinden itibaren büyümedeki küçülmenin hız kestiğine ilişkin verilere sahibiz. Hatta biraz daha ileriye bakıp bu yılın üçüncü ve dördüncü çeyreklerinde küçük de olsa yeniden pozitif büyüme rakamlarını görme olasılığımız var. Bu son cümle bir veriye dayanmıyor. Bir sezgiden ibaret! Bu sezginin ve umudun en büyük kaynağı, küresel aktörlerin aldıkları ekonomik önlemler, uyguladıkları ekonomi politikaları. Kriz küresel ise eğer, krizden çıkışta dış önlemler iç önlemlerden etkilidir! Zaten içeride ekonomi dışında her şey manşetlerde. Yıllardır süren tutuklusu bol hükümlüsü az, arada bir alevlenen bir soruşturma, mayınlar, fotokopiler vs... Şimdi de yargılama meselesi... Dikkat buyurun, tarihi bir ekonomik kriz yaşıyoruz ama Türkiye’nin gündemini meşgul eden tüm bu konularda ekonomi değil asker başrolde! Durum iyi değil ama biz yine de umutluyuz.
BÜYÜK DÜŞÜNÜYORUZ! Gazetemizin bu sayısından itibaren Bursa’nın etkin iki ismi yazılarına başladı. Yerel seçim sürecinde yerel siyasetin en önemli aktörlerinden Sedat Yalçın ve Sena Kaleli Ekonomik Pusulu’nın yazı ailesine katıldı. Onlarla birlikte çıtayı biraz daha yukarıya taşıdık. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|