| Toparlanma kalıcı mı? |
| Pazartesi, 11 Ocak 2010 15:52 | |||
![]() Gazete olarak organize sanayi bölgelerini yakından takip ediyoruz. Dolayısıyla kriz sonrası sanayideki her gelişimi yorumlayıp, krizin izlerini ve seyrini yansıtıyoruz. Bu sayımızda, 2008 yılının son üç ayında ülkemizi etkisi altına alan küresel krizin 2009 yılındaki seyrinin izlenmesinde önemli verilerden birisi olan sanayi bölgelerindeki elektrik tüketimlerini mercek altına aldık. Ekonomik gelişmenin öncü göstergelerinden birisi olan elektrik tüketimleri yılın son üç ayında, özellikle de aralıkta umut verici şekilde artış gösteriyor. Eğer özel bir durum yoksa –ki kasım ayındaki Kurban Bayramı tatili dışında olmadığı görülüyor- elektrik tüketim göstergeleri sanayide ekonomik kriz etkilerinin atlatılmaya başlandığına işaret ediyor. Burada kritik olan sorular şunlar; Bu artış bir istikrarı mı yoksa geçici bir durumu mu gösteriyor? Sanayideki toparlanma kalıcı mı ve yukarı yönlü hareket devam eder mi? YIL GENELİNDEKİ SEYİR Yıl geneline bakarak, Bursa sanayisinin kalbinin attığı Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Organize Sanayi Bölgesi, Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi ve Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi’ndeki seyri irdeleyelim. Her üç bölgedeki elektrik tüketim verilerinin hareketi birbiriyle büyük paralellik gösteriyor. Bu durum, bizi daha gerçekçi sonuçlara ve güvenilir yorumlara götürüyor. 2009 yılına üçer aylık periyotlar halinde incelediğimizde, ilk çeyrekte ekonomik krizin sanayiyi neredeyse durma noktasına sürüklediği gözüküyor. Gerçekten de bu dönemde büyük bir panik yaşanmış, kapasiteler boş durmuş, üretim yarıdan fazla düşmüş ve büyük bir işçi çıkarma dalgası yaşamıştık. Ardından nisan-mayıs-haziran dönemini kapsayan üç aylık ikinci çeyrekte krizde dipten dönüldüğünü gördük. Herkesin ‘dip ne zaman’ dediği günlerde, elektrik tüketimleri dip noktasını işaret ediyordu. Yaza denk gelen üçüncü üç ayda kısmen yatay bir seyir izlendi. Bu dönemde KDV ve ÖTV indirimleri gibi iç talebi canlandırıcı önlemler de devreye girmişti. BÖLGELERDE NELER OLDU? İmalat sanayiinde, yükseliş trendinin geçici bir durum olmadığına, yılın son üç ayındaki veriler ikna etti. Ekim, kasım ve aralık aylarında elektrik tüketimleri kriz öncesi seviyelere doğru yükselişini sürdürdü. Kasım ayında ekime göre yüzde 10 civarındaki gerilemeyi Kurban Bayramı tatili ile açıkladığımızda, yukarı yönlü hareketin bir istikrar demek olduğunu söyleyebiliriz. Söz konusu üç aylık dönemde BTSO Organize Sanayi Bölgesi’nde 2008 yılının aynı dönemine göre yüzde 41, Demirtaş OSB’de yüzde 46, Nilüfer OSB’de yüzde 18’lik bir artış gerçekleşti. Yılın son ayındaki tablo önemliydi. Aralık ayında 2010 yılı için de umut verici olan verileri aldık. Bu veriler karşısında ‘Sanayi Aralıkta coştu’ manşetini attık. Zira, BTSO OSB’de yüzde 95, Demirtaş OSB’de yüzde 57, Nilüfer OSB’de yüzde 77’lik elektrik tüketim artışı görülüyordu. Verileri karşılaştırdığımız 2008 yılının aynı döneminde krizin etkilerinin görülmeye başlandığı, dolayısıyla baz etkisinin gözardı edilmemesi gerektiğinin bilincindeyiz. Bunun için hem üç aylık hem de aylık verileri ayrıntılarıyla sizlere aktarıyoruz. Ayrıca, yıl toplamları da bu konuda destekleyici bir argüman. Bursa ve Türkiye’nin en önemli sanayi bölgelerinde 2008 yılındaki toplam elektrik tüketiminin altında kalınmadı. BTSO’da 695 milyon kilovatsaat olan 2008 yılı elektrik tüketimi 2009’da 696 milyona çıktı. DOSAB’da da 707 milyon kilovatsaat olan toplam tüketim 708 milyon olarak gerçekleşti. Bütün bunların sonunda yazımızın başında sorduğumuz sorulara; çıkışta bir istikrarın söz konusu olduğu, mevcut şartlar altında bunun devam edeceğini söyleyebiliriz. Ancak bunları söylerken, toz pembe bir tablo sunduğumuzu da sanmayın. Öylesine kötü bir yıl geçirdik ki, en küçük iyileşmeyi bile önemser hale geldik. Türkiye’nin kendine has sorunları yanında, işletmelerin ciddi bir nakit akışı sıkıntısı, finans bulma sorunu olduğunun farkındayız. Bunlar kriz öncesinden gelen ve çözülemeyen sorunlar. Ayrıca dünyada ekonomik gelişmelerin 2008 öncesi gibi olmasının zor olduğunu unutmayalım. Dış piyasalardaki olumlu seyir ve içeride meşhur ‘açılım’lara ekonomik açılımı da ekleyebilirsek, 2010 geride bıraktığımız yıldan iyi olabilir. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|

