Nasıl bir sinyal gerek?
Pazartesi, 22 Aralık 2008 18:13

alt

Başbakanımız, ekonomik krizde yeterli ve gerekli önlemlerin alınıp uygulamaya geçirilmediği eleştirileri karşısında ‘Ölmemiş hastaya kefen biçtirmem. Ben Türkiye’nin doktoruyum. Henüz ölüm sinyalleri vermeyen bir hastaya kefen hazırlayan bir doktor duydunuz mu?’ görüşünde olduğundan, bekliyoruz!
Son olarak dev firmalar Oyak Renault, Tofaş, Bosch üretimlerini durdurdu. Adını burada sayamayacağımız yüzlerce işyerinde üretim yapılmıyor, insanlar işten çıkartılmış.
İşletmelerde nakit akışı durmuş, alacaklar tahsil edilemiyor, finansman ihtiyaçları had safhaya ulaşmış. Bankalar kredi açmıyor, açsa da maliyeti büyük. Dolayısıyla kimse yükümlülüklerini yerine getiremiyor.
Başbakanımız hala ‘sinyal yok’ diyor. Fabrikaların durması, işçilerin işsiz kalması ‘sinyal’ değil mi? Daha nasıl bir sinyal bekliyor acaba?
ABD’de ve Avrupa ile Asya’nın birçok ülkesinde hükümetler bir kaç ekonomik önlem paketinin kararını alıp uygulamaya geçti, şimdi sonuçlarını ölçüyor. Bu sonuçlara göre yeni paketlere bakacaklar.
Bizde halen durum kabul edilmek istenmiyor. Tabii Başbakan böyle deyince, aşağıya doğru kimse kolunu kıpırdatmıyor.
Bir de herkes IMF ile anlaşmaya takılmış durumda. Sanırsınız ki, IMF ile anlaşılınca herkes kurtulacak. Birileri kurtulacak geniş halk kesimi o kurtuluşun faturasını ödeyecek.

AKTAŞ’IN YAKLAŞIMI
Elbette bu tür kriz dönemlerinde ne felaket tellallığı yapmak doğru ne de toz pembe tablolar çizmek... Gerçekçi ve tedbirli olmak, insanlara moral vermek ve pozitif düşünceye yöneltmeye çalışmak doğrusu.
Geçen hafta içinde yukarıdaki cümleye uygun iki davranışa; Şentürkler Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sami Şentürk ve Aktaş Group Yönetim Kurulu Başkanı Şahap Aktaş’la görüşmelerimizde tanık oldum.
Aktaş Group’un Almira Hotel’deki toplantısında Şahap Bey, grup çalışanları nezdinde aslında tüm iş dünyasına önemli mesajlar verdi.
Pozitif düşünmenin ve gerçekçi yaklaşımın önemine değindi. Grup olarak kendileri de krizden etkilenmişlerdi. Şahap Aktaş’ın aklımda kalan önemli bir sözü de; “Biz dünyanın 70 ülkesindeki müşterilerimizle, tedarikçilerimizle görüştük, krizi her yönüyle gördük şimdi ona göre davranıyoruz.”
Yani bir önlemler ve yapılacaklar paketi hazırlamışlar şimdi de gereğini yapıyorlar.
İş adamının, işçinin, esnafın, çiftçinin beklediği de Aktaş Group Yönetiminin yaptığını hükümetin ülke için yapması.

ŞENTÜRK’LE GÖRÜŞME

Şu dönemde en çok tiraj yapan, en etkin olan fısıltı gazeteleri. Çok iyi çalışıyorlar!
Bize de hemen her gün bir çok fabrika, işyeri ile ilgili fısıltılar geliyor. Batıyormuş, fabrikayı kapatmış, kaçmış, şu kadar işçi çıkartmış vs.
Tabii hepsinin gerçekliğini araştırmak mümkün değil. Benzer şeyler Bursa’da Şentürkler Grubu için de yüksek tonda seslendirildi. Geçen hafta Sami Şentürk’le, Botanik Park İskender Efendi Konağı’nda buluştuk, konuştuk.
İş Yemeği sayfamızda söyleşiyi okuyabilirsiniz. Ben yalnızca bir kaç gözlemimi burada aktarmak istiyorum.
Sami Beyi de moralli ve pozitif buldum. Krizi gerçekçi değerlendirmelerle karşılayıp, gerektiği kadar kaygı duyan ama panik içinde olmayan bir portre çizdi.
Sohbette benim için en yeni olan konulardan birisi de Fethullah Gülen’le ilgili söyledikleriydi. Çünkü bu konuda da çok şey duymuştum. Sami Bey “Gülen sermayesi ile büyüdü. Gülen kaynağı kesildi, batıyorlar” gibi iddiaların doğru olmadığını, yıpratma amaçlı olduğunu söyledi.
Çocuklarının Fethullah Gülen okullarında okuduğunu, Gülen Vakfı inşaatlarının taahhüdünü üstlenmelerinin bazı yakıştırmalarda etken olduğunu, bir eğitimci olarak Gülen’in eğitime verdiği önemi ve dünyada yaygınlaşan çalışmaların kendisini etkilediğini anlattı.
Bademli’deki villa inşaatını bitirip kendinin oturmaya başladığını, Gülen’le BUGİAD davetinde İstanbul’da görüştüğünü, Bursa valisi (!) olmadığını söyledi.
Bunları ilk ağızdan ilk kez duydum.

 

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız