| MB faiz indiriyor ama bu kredilere yansımıyor |
| Pazartesi, 26 Ekim 2009 13:42 | |||
![]() Merkez Bankası, son olarak 15 Ekim tarihinde borçlanma faiz oranını 0.50 puan indirerek 6.75’e, borç verme faizini ise yüzde 9,25’e çekti. 2008 yılı Ekim ayında 16.75 olan gecelik faiz oranı bir yıl içinde tam 10 puan düşmüş oldu. Peki 10 puan düştü de ne oldu? Merkez Bankası’nın faiz indirimleri ile bankalar kredilerini mi arttırdı? Üreten kesim ve özillikle ihracatçı daha ucuz ve kolay mı kredi buldu? Normal şartlarda olması gereken faiz indirimleri ile yatırım ve tüketimin artmasıdır. Çünkü düşük faiz nedeniyle yatırımcılar bankalardan borçlanır, yatırım yapar. Bu yatırım üretim artışı, istihdam, vergi, ihracat vb. artışı sağlar. Yine, borçlanma maliyeti ucuz diye tüketiciler kredi kullanır, toplam kalep artar ekonomide çarklar dönmeye başlar. Tüketici kredilerinde kısmen iyileşme görülse de girişimciler için iyi bir ortam yok. Reel sektör banka kredisi kullan(a)mıyor. Bankalar, kredi talebi gelen krizde sıkıntıda olanlara kredi vermek istemiyor. Dolayısıyla Merkez Bankası’nın faiz indirimlerinin olumlu etkilerini, tıpkı petrol veya elektrik fiyatlarında olduğu gibi göremiyoruz. Ülkemizde, güya akaryakıt pompa fiyatları da petrol fiyatları ile paralellik gösteriyor ya! Nedense dünyada petrol fiyatları son 15 ay içinde 150 dolardan 50 dolara indi ama bizde pompa fiyatları 3.40’dan 2.80’e geriledi o kadar. Merkez Bankasının faiz indirimleri de o hesap. Son bir yılda 10 puan inen faizlere rağmen ortalıkta maliyeti düşük, uygun şartlı kredi yok! EKONOMİDE CANLANMA DİREKT FAİZLE İLGİLİ DEĞİL Buradan şu sonuç çıkıyor; faiz ne kadar ucuzlarsa ucuzlasın ihracat artmadan, iç talep yükselmeden ekonomide canlanma olmuyor. Özellikle ihracat artışının ve ekonomide canlanmanın önünde en büyük sorun gözüken konulardan birisi de değerli TL. Son 5 yıldır ihracatçı kesim bu konuda deyim yerindeyse söylemediğini bırakmadı! Ne var ki, yerden göğe kadar haklı oldukları bu konuda 5 yıldır bir arpa boyu yol gidilemedi. Dolar bugün yine 1.50 TL’nin altında. Dolar dünyada Avro karşısında değer kaybettiği için bu seviyenin altında. Bu bir nedeni. Bir başkası da ülkemize dolaylı veya dolaysız sermaye hareketleri nedeniyle bol döviz girişi söz konusu. Ekonomi politikalarımız hep bu para girişi üzerine kurgulanıyor. Biz tasarrufu olmayan, daha doğrusu çok tükettiği için açıkları olan bir toplum haline getirildiğimiz için dışarıdan gelecek paraya hep ihtiyaç oldu. Bundan dolayı sıcak ya da soğuk para girişlerine hep kapılar açıldı, işleri kolaylaştırıldı. BREZİLYA YABANCIYA VERGİ KOYDU Bakın geçen hafta Brezilya ülkesine daha fazla döviz girmemesi için sermaye girişlerine yüzde 2 vergi koydu. Bizde tahvil ve bono piyasasında yatırım yapan ve bir getiri elde eden yerli yatırımcılar, kazançları üzerinden yüzde 10 stopaj öderken, yabancı yatırımcılar hiç vergi ödemiyor. Anayasa Mahkemesi geçen hafta verdiği kararla, yerli yatırımcı ile yabancı yatırımcının aynı oranda vergilendirimesini istedi. Şimdi ya yabancıya da vergi gelecek ya da yerli için de vergi ortadan kaldırılacak. Brezilya vergi koydu da tüm para ülkeden kaçtı ya da hiç gelmedi mi? Elbette bu olmadı, olmayacak. Çünkü sermaye, kazanç nerede varsa oraya gider. Yüzde 2 vergi ödemesi durumunda hala kar elde ediyorsa Brezilya’da, oraya gider. Onun için bizim de ‘eyvah yabancıları ürkütmeyelim’ diye dikensiz gülbahçesi yaratmamıza gerek yok. Yabancı, para kazandıktan sonra biraz diken acısına katlanır. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|

