Çelik, ‘Çağlar’ı kolluyor’ imajından rahatsız
Pazartesi, 23 Mart 2009 18:15

alt

Türkiye, ekonomik krizin en yoğun günlerini yerel seçim atmosferi içinde geçirdi.
Dolayısıyla başta Başbakan ve hükümetin hemen bütün bakanları ile muhalefet enerjilerinin büyük bir bölümünü seçim için harcadılar.
Ancak bu hafta son. Pazar günü oylarımızı kullanacağız ve ardından ekonomik krizin tahribatına yoğunlaşıp hasarı daha sağlıklı tartışacağız. Çünkü seçim ortamında iktidarın da muhalefetin söylediklerinin içinde oy hesabı vardı. Bu yüzden krize dönük ne hükümetin yaptıkları dört dörtlüktü ne de muhalefetin eleştiri ve önerileri…
Seçimin hemen ardından daha iyi düşünülmüş daha organize krizle mücadele planlarının ve uygulamalarının hayata geçirilmesini umalım.
Bu arada seçimin ekonomik krize önlem kararlarının alınmasında engel değil tetikleyici olduğunu da unutmayalım!
Zira, Başbakanımız başta iktidar sahipleri ekonomik krizin ülkemizi kasıp kavuracağını kabul etmekte hala çok nazlılar. ‘Teğet’ geçeceğine hala inananlar var.
Demek ki, seçim süreci olmasa ‘teğet geçecek’ rahatlığı içinde, bırakın dört önlem paketini bir paket bile göremeyebilirdik.
Örneğin son ÖTV indirimi olmayabilirdi. Bir yılda vermeyi planladığımız bütçe açığını iki ayda vermez, belediyeler aracılığı ile ekonomiye bu kadar parayı aktarmış olmayabilirdik.
Seçime iyi tarafından bir de böyle bakın!

***

Perşembe günü Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik ve Ak Parti İl Başkanı Sedat Yalçın ile üç saate yakın sohbet etme şansımız oldu.
Sohbette bir kez daha fark ettim ki, Bakan Çelik inanılmaz enerjisi olan bir kişi.
Hükümetin en zor bakanlığı onda. Bunu laf olsun diye yazmıyorum gerçekten öyle.
Sosyal güvenliği uçurumdan aşağıya yuvarlanmış, çalışma hayatı, mevzuatı ve işleyişi bakımından geri kalmış, yarısı kayıtdışı olan çalışan kitlesine ve ekonomiye sahip, sendikacılığın asli amaçları doğrultusunda yürümediği bir ortamda bu koltuk en zor koltuktur.
Fakat Faruk Çelik, bu koltukta kısa süre içerisinde sosyal güvenlik reformu başta çok zor görülen icraatları başardı. Mevzuatı geliştirdi. Krizde de kısa çalışma ödeneği performansı ile öne çıktı.
Elbette seçim bölgesi Bursa için hemen her icraatta başrolde O var.
Yerel seçim çalışmalarında aktif olarak seçim bölgesinde. Son haftalarda zamanının büyük bölümünü sahada geçiriyor.
‘Hemen her gün bir torba dolusu yazılı not ve onlarca telefonla insanlar bana geliyor’ diyor.
Aslında Faruk Çelik, uzunca bir süredir bu yoğun temponun içinde çalışıyor. Bundan şikayetçi de değil. Ancak sohbetimizde ilk kez olarak O’nu ‘kızgın ve kırgın’ gördüm.
Sifaş işçilerinin alacakları meselesini çözerken Başbakan’dan Cumhurbaş-kanı’na kadar olan bir yelpaze içinde TMSF ile mücadelesinin sonucunda karşılaştığı tablo onu memnun etmemiş. ‘Cavit Çağlar’ı kolluyor’ imajından da oldukça rahatsız.
Bursa ölçeğinde başta bu konularda ülke genelinde reformist çalışmalarının yeterince karşılık bulmaması kızgınlığının sebebi gözüküyor.
‘Ben bakanlık koltuğu meraklısı değilim, millete hizmet benim için esas. Başbakanımız (bakanlık anlamında) ‘müsa…’ dese ben hemen onu müsaade anlayacağım’ diyor.

 

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız