Bursa krizi daha çok hissediyor!
Pazartesi, 29 Aralık 2008 15:55

alt

2008 yılının son yazısında, ekonomik krizin genel olarak ülkemiz ve özel olarak Bursa üzerindeki izlerini bir kez daha göstermek amacındayım. Böylece, 2009’a nasıl bir devirle girdiğimizi göreceğiz. Belki sonra daha gerçekçi yeni yıl dilekleri üretiriz!
Küresel kriz doğal olarak ülkeleri farklı farklı etkiliyor.
ABD,  Japonya ve Avru-pa’da gelişmiş bazı ülkeler, ciddi varlık kayıpları yaşadı. Hızlı reaksiyonlar gösterip kamu kaynaklarını harekete geçirdiler.
Enerji ve petrol gelirleri nedeniyle Rusya ve büyük üretim hacmi ile Çin gibi ülkeler, krize dış ticaret fazlalıklarından kaynaklı döviz varlıkları ile girdiler.
Ayrıca bizim de dahil olduğumuz gelişmekte ve krize önemli cari açık rakamları ve borçla giren ülkeler söz konusu.
Görüldüğü gibi üç temel grup oluşturduk.
Türkiye’nin dahil olduğu grup için krizin etkilerini azaltmak ve birinci grubun tüketmeye başlamasını beklemek gerek. O zaman biz üretip satacağız.
Bu arada biz minimum kriz etkisi için ne yapıyoruz? Para ve maliye politikalarını yeteri kadar gevşetemiyoruz. Yabancı sermaye de eskisi gibi gelmiyor.
Bu ortamda krizden çıkmak için IMF (Macaristan, Ukrayna, Gürcistan, Pakistan, İzlanda destek aldılar) alternatifine sarılıyoruz. Ama iktidar da bu sarılmayı, kendi yararına olacak şekilde yansıtmaya çalışıyor. Sarıldığını söylemiyor. Sanki IMF’yi hizaya getirmiş gibi tavır sergiliyor. Geçen hafta Mehmet Şimşek’in açıklamaları bunun açık deliliydi.
Kriz bizde ne tür temel sorunlar yarattı?
-İç talep ve ihracat azaldı
-Üretim geriledi
-İşsizlik artıyor
-Yatırımlar azaldı, durdu
-Varlıklarımız eriyor
Orta ve uzun vadede pazarımız olan başta Avrupa ülkelerinde yine başta otomotive olmak üzere talep canlanmazsa, bu temel sorunlar daha derinleşecek. Eğer söylendiği gibi yılın ikinci yarısında canlanma başlarsa, o zamana ulaşmadan kapanan, dağılan yapıları tekrar nasıl toparlayacağız?
Dolayısıyla o zamana ulaşmayı sağlayacak ekonomi politikaları konusunda iyi bir karneye sahip miyiz? Şu an görünen değiliz.
Olaya yazımızın buraya kadar olan kısmı doğrultusunda bakılmadığı sürece de tembel öğrenci olmaya devam edeceğiz.

NEDEN BÖYLE DİYORUM?
Ben şuna karar verdim; krizin etkileri Türkiye’nin şehrinden şehrine farklılık gösteriyor. Dolayısıyla her yerden farklı hissediliyor.
Yazımın başlığını ‘Bursa krizi daha çok hissediyor’ dememin nedeni bu.
Tabloya bakın; 7 bin işçinin çalıştığı Tofaş, 5 bin 300 işçinin çalıştığı Renault 12 Ocak’a kadar üretime ara verdiler. 3 binden fazla istihdam yaratan Bosch tatilde.
Önce vardiyalar düşürüldü. Sonra çalışanlar azaldı. Ücretsiz izinler başladı. Tamamen kapanan fabrikalar artıyor. BTSO OSB’de, DOSAB’da, NOSAB’da, HOSAB’da bir çok organize sanayi bölgesinde onlarca fabrika kapalı.
NOSAB, otomotivde küçük ve orta ölçekli yan sanayi firmalarının yoğun olduğu bir bölgedir. Başkan Yalçın Aras, geçen hafta görüşmemizde ‘70’e yakın fabrikada üretim ya azaldı ya durdu’ dedi.
Resmi rakamlar 40 bin civarını gösteriyor, ama iki katı insan işini kaybetti.
Dolayısıyla ülkemizde üretimi vuran finansal kriz, bir üretim merkezi olan Bursa’da daha büyük yıkıma sebep oldu. Bursa’da yılların emeği fabrikasını kaybeden, işinden olan insanlar çok fazla. Onun için ‘Bursa krizi daha çok hissediyor.’
Korkarım durum önümüzdeki günlerde kötüleşmeye devam edecek. İnsanlar ocak, şubat ve mart aylarını göremiyorlar. Bu aylarda sıkıntının daha büyük olacağını düşünenlerin sayısı az değil.
Bütün bunlar felaket tellallığı değil. Bir durum tespiti. Yazımızın başında dediğimiz gibi 2009’a nasıl bir devirle giriyoruz, bunun anlatımı.
İyi seneler!..

 

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız