Bu bir kriz paketi değildir!
Pazartesi, 08 Haziran 2009 10:49

alt

Yeni teşvik sistemi konusunda iş dünyası çoğunlukla olumlu görüş belirtti. Bazı açıklamalarda ‘Tamam, bu kriz ancak böyle bitirilebilir, helal size’ tadını da görmek mümkün. Konunun detayları öğrenilmeye başlandıkça bu coşku (!) devam eder mi, bilemeyiz.
Daha Başbakan açıklamasını bitirmeden iş dünyasının bazı temsilcilerinin görüş belirtme yarışına girdiğini gördüm. Gerek ulusal düzeyde gerekse yerelde teşvik ve istihdam paketi ile ilgili hızlı bir şekilde yorumlar yapıldı.
Son dönemde dikkatimi çeken şeylerden birisi, siyasi iktidara kendini yakın hisseden örgütlenmelerin sorgusuz sualsiz her icraatı övmeleri.
Başbakan ve ekonomi kurmayları daha masadan kalkmadan, basın danışmanları açıklama geçmeye başladı; “Çok olumlu bulduk, her şey güzel olacak.”
Bunu gören medya da, diğer iş dünyası örgütlenmelerinin başları da etkileniyorlar olacak ki, onlardan da aksi ses pek çıkmıyor. Söylemlerde genel olarak olumlu havadan, ne kadar iyi işler yapıldığından bahsediliyor. Arada da ‘ama’lı küçük bir cümle ile “şöyle olsaydı, bunu da beklerdik...” gibi sözler sarfediliyor.
‘Yandaşlık ve karşıtlığın’ bu hale getirildiği bir dönem, bizim kuşak görmemiştir herhalde.
Neyse... Neticede, teşvik ve istihdam düzenlemelerinden benim anladığım şunlardır:
-Türkiye için temel olarak böyle bir ekonomik teşvik sistemi olumludur. Bölgesel ve ekonominin yapısına uygundur. Ama bu kağıt üzerinde böyledir. Uygulamada başarılı olacak garantisi yoktur. Çünkü ülkemizin batısının-doğusunun ekonomi dışında da bir çok özel durumu var.
-Söz konusu paketteki düzenlemelerin çok azı sıcaklığı halen devam eden ekonomik krizle ilgilidir. Ekonomimizin yapısal sorunlarını çözmeye dönük, orta ve uzun vadeli yıllardır yapılması gereken ama yapılamayan düzenlemeleri içermektedir.
-Krizle ilgili en önemli iki başlık, kredi garanti fonu ve istihdam paketidir. Fondan yararlanma oranı ne olacak onu görmek gerekir. Benim içlerinde en başarıyla uygulanacak başlık olarak gördüğüm istihdamdır. Zira, 2011 yılında seçim var ve istihdam meyvelerinin olgunlaşıp toplanmaya başlayacağı ideal bir zamandır, siyasi iktidar açısından... Zaten ilk işaretler de böyle bir kurgunun olduğunu göstermektedir.
Bursa özelinde duruma baktığımızda ise Bursa’nın birinci bölgede oluşu, teknoloji yoğun teşviklerin verilecek oluşu da temelde olumludur.
Çünkü Türkiye’nin en değerli topraklarına sahip, en çok organize sanayi bölgesini barındıran Bursa’da artık tekstil boyahanelerinin yenilerinin oluşmasına, ikinci el dokuma tezgahlarının girişine tahammül elbette olmayacaktır. Onun yerine teknolojik tekstil burada olmalıdır.
Bu kimsenin itiraz edemeyeceği bir husustur ama gerçekleşmesi birden bire olacak bir şey değildir. Bir geçiş süreci ister. Bu süreçte doğru işler yapmak gerekir.
Şimdiki sıkıntı, bu geçiş sürecini ve mevcutların teknoloji yoğun formata dönüşümünü sanki bir günde öngörüyor gözükmesidir.
Özetle, temel olarak teşvik sistemini bir önceki iki düzenlemeye göre daha kapsamlı, üzerinde daha çalışılmış, yapısal dönüşümü öngören mantığı içinde barındıran halde doğru buldum.
Tabii ikincil mevzuatı, uygulamaları görmek gerek. Daha olumlu görüş belirtmek için bugün erken... Bazıları gibi uçmamak gerek!
Şunun da iyi bilinmesi gerek, söz konusu paketlerin içeriği çoğunlukla ekonomik krizle ilgili değil. Yani bu paketler kısa sürede kriz etkilerini ortadan kaldırmaz. Yapısal dönüşüm unsurları daha çoktur ve etkileri uzun süre sonra alınabilir.
Konuya bu temel perspektiften bakmak lazım.

 

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız