|
Hükümetlerin, temelinde doğru ve iyi niyetle koyduğu birçok fonun yönetimi konusundaki karnesi bizde genelde iyi değil. Tasarruf teşvik, konut edindirme gibi fonlar bu tespite örnektir. Son dönemde işsizlik fonu benzer tartışmalara konu olmaktadır. Ayrıca ülkemizde oda ve borsaların, organize sanayi bölgelerinin, ihracatçı birliklerinin, sendikaların, derneklerin vb. üyelerinden, katılımcılarından veya firmalardan yasal çerçevede çeşitli adlar altında aldığı ücretler vs. vardır. Dolayısıyla bu kurumların elinde ciddi birikimler, fonlar oluşmaktadır. Organize sanayi bölgeleri için geriye dönük iki yıl içinde bazı düzenlemelerle bu birikimlerin oluşması artık mümkün değildir! Ancak, ticaret, sanayi veya ticaret ve sanayi odalarının, ihracatçı birliklerinin veya sendikaların aynı doğrultuda düzenlemeye maruz kaldığını bilmiyorum. Konuyu getirmek istediğim nokta şu; kriz tartışmaları ile birlikte gördük ki, bahsettiğimiz yapıların bazılarında büyük çaplı fonlar var. Örneğin, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin 5 milyar doları aşan bir fonu olduğu açıklandı. Çok büyük bir rakam… Bu fon, firmaların aidatlarından veya aldıkları hizmetlerin karşılığı ödedikleri ücretlerden dolayı oluşan birikimlerdir. Benzer şekilde, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın, organize sanayi bölgesinin, Uludağ İhracatçı Birlikleri’nin, on milyon dolarlarla ifade edilen fon varlıklarının olduğunu hep duyarız. Genel olarak; bu yapılarda bu kadar birikimin olup olmaması ve birikimlerin üyelere dönük katma değer üretecek, fayda sağlayacak en iyi şekilde kullanılıp kullanılmadığı ayrı bir tartışma konusu... Ama kriz ortamındaki özel durumda ve kısa vadede; bu fonlara, kişiler ve firmalar üzerindeki kriz etkilerini hafifletmeye dönük bir misyon verilip verilemeyeceği bu yazımın temelini oluşturuyor. TOBB, Halkbank’a 100 milyon YTL’lik bir kaynağı mevduat olarak aktardı. Her ay anapara ve faizi de bankada kalacak. Böylece 185 milyon YTL TOBB kaynağı olacak. Halkbank da 800 milyon YTL ve 400 milyon dolar ihracat kredisi ekleyecek, KOBİ’lere toplamda 1,5 milyar YTL’lik bir kredi sağlanacak. TOBB bunu yaptı, hemen ardından BTSO Meclisi bayram öncesi olağanüstü toplandı, yıllık faizi yaklaşık TOBB’unki kadar olacak 50 milyon YTL’lik bir kaynağı üyelerine kredi olarak kullandırma kararı konusunda yönetim kurulunu yetkilendirdi. Bunlar doğru atılmış adımlar. Ancak yetersiz. Görünen o ki, özellikle KOBİ’lerin daha fazla desteğe ihtiyacı var. Üst örgütlerini bu kötü dönemde daha fazla yanlarında görmek istiyorlar. Bu kredi kaynakları mümkünse artırılmalı. Maliyeti düşürülmeli. Sonuçta o fonlar, bugün zor durumda olanların koydukları ile oluştu, büyüdü. Bu noktada BTSO’ya bir önerim var: Mevzuat konusunu tam olarak bilmiyorum ama sanırım yapılabilir; gelin, 2009 yılında aidat ve hizmet kalemlerinde artış yapmayın. Hatta mümkünse indirime gidin. Bu kriz ortamında bu kararın, işletmeler üzerindeki yükü hafifletici etkisinden çok moral yönü önemli olacaktır. BTSO, 2009 yılı bütçesini bu koşullara göre belirleyebilir. Belki Uludağ İhracatçı Birlikleri de benzer konuda kafa yormalıdır!
Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
|