| Avro hızla değer kaybediyor |
| Pazartesi, 01 Mart 2010 22:00 | |||
![]() 2010 yılının ilk iki ayı geride kaldı. Türkiye’nin dış ticaretinde ocak ayı rakamları çok da iç açıcı gelmemişti. Ocak ayında ihracatta yüzde 11 civarındaki artış pek memnun etmemişti. Çünkü 2009 yılının Ocak ayı krizin etkilerinin en çok hissedildiği aylardan biriydi. Dolayısıyla baz etkisi ile ihracat artışı daha fazla bekleniyordu. İhracat ayağında bir sorun görülüyordu. İthalat cephesinde ise yüzde 24’lük bir artış gözlenmişti. Pazartesi günü Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) şubat ayı ihracat verilerini açıkladı. Buna göre ihracat şubat ayında bir önceki yılın aynı ayına göre miktar bazında 1 milyar 390 milyon dolar arttı. Oransal olarak artış yüzde 20 dolayında oldu. Kriz öncesi yıl olan 2008 yılının şubat ayı ile değerlendirdiğimizde miktarsal olarak 2.3 milyar dolar oransal olarak da yüzde 22’lik bir gerileme gözüküyor. Mevcut durumda, ihracatçı firmalarımız açısından Avrupa Birliği’nin ve avronun hasta yapısı bu yılın en büyük dış risklerinden birisi olarak görülüyor. İhracatçılar,henüz fazla dillendirmese de endişeli bir şekilde avronun durumunu takip ediyor. İhracatında yarıdan fazla ağırlığı olan Türkiye için avrodaki değer kaybı önemli. Zira, bir çok firmamız için asıl kriz Avrupa Birliği ve avronun tepetaklak olması ile başlar. Böyle bir potansiyel risk var ve her geçen gün artıyor. DÜZENİMİZ BOZULDU Risk artıyor öngörümüzü, önce dünyada son 10 yılda neler yaşandı, özetleyerek anlatmaya çalışalım. 1. Ucuz döviz ve ucuz sanayi malları bolluğu vardı. Ucuz dövizden kastımız ABD dolarıdır. ABD’nin cari açık vermesi, dünyada dolar bolluğu yaşattı. Türkiye olarak bundan biz de fazlasıyla yararlandık, iyi gittik. 2. Ucuz sanayi malları bolluğu Çin sayesinde oldu. Eğer petrol ve başka bir doğal zenginliğiniz yoksa, dışa satacağınız şey yarattığınız katma değerdir. Bu değer de sizin emeğiniz sayesinde olur. Çin’de emek bolca var. Bu avantajlarını iyi kullandılar. 3. Son kriz ABD’de patlayınca, dolar kıtlığı dönemine girildi. Dünya parası dolar dünya krizini getirdi. 4. Biz dış açık veren, büyümesini bu düzene oturtan bir ülke olduğumuz için sıkıntı içine düştük. Bol dolarlı günlerdeki rüzgar tersine döndü, düzenimiz bozuldu. İKİ AYDA YÜZDE 3.35 DÜŞTÜ Durum tespitine dönük bu tür bir genelleme yaptıktan sonra ihracatta yaşadığımız/yaşayacağımız zorluklara bakalım. 1. Bizim ihracatımızda Avrupa Birliği ülkeleri yarıdan fazla paya sahip. Geçen yıl yüzde 4 civarında küçülen AB ekonomisi bu yıl ancak yüzde 0.7 büyüyebilir, deniliyor. Dolayısıyla bu iyi haber değil. 2. İspanya, Yunanistan ve İrlanda’nın kötü durumları AB ekonomisine ve para birimi avro’ya nasıl etki eder, henüz bilemiyoruz. Ancak, AB gibi avroda da hastalık işaretleri var. Bu durum avronun dolar karşısında değer kaybetmesi sonucunu doğurduğunda, biliyoruz ki, Türk Lirası da avro karşısında değer kazanacak. Bu bizim avro bölgesine ihracatımızı destekleyici değil. 3. 2009 yılı sonu itibariyle avro 2,15 TL idi. Şu anda 2,10’un altına geldi. İki ayda yüzde 3,35’lik düşüş var. Dolar aynı dönemde 1,48’den 1,54’e geldi. Yüzde 2.50 arttı. Bu tablo ihracatçımıza kazandıran değil kaybettiren bir tablo. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|

