| Madencinin kabusu grizu |
| Pazartesi, 14 Aralık 2009 14:07 | |||
Kömür madenlerindeki galerilerde bulunabilen metan gazının belirli şartlar oluştuğunda patlaması durumunda yaşanan facialar ve göçükler, madencilerin ölümlü iş kazaları arasında ilk sırada yer alıyor. Maden ocaklarında meydana gelebilen kömür tozu ve grizu patlaması, göçük, karbonmonoksit zehirlenmesi, metan gazı ve karbondioksit boğulması gibi kazalarda çok sayıda madenci yaşamını yitirebiliyor. Zonguldak’ta taş kömürü üretiminin başladığı yıl olarak kabul edilen 1848’den bugüne dek ocaklarda yaşanan kazalarda 4 bini aşkın madencinin öldüğü havzada, işçilerin hayatını kaybetmesine en fazla göçük ve grizu neden oluyor.Türkiye Taşkömürü Kuru-mu’na (TTK) bağlı Kozlu Müessesesi maden ocağında 1992’de 263 madencinin hayatını kaybettiği grizu faciası, Türkiye’de en büyük can kaybı yaşanan iş kazalarında ilk sırada yer alıyor. Jeolojik devirlerde kömür oluşumu sırasında meydana gelen, havayla yüzde 5-15 oranında karışmasıyla da patlama riski bulunan metan gazının, 1983 ve 1992’de infilakıyla 366 işçinin hayatını kaybettiği TTK’da, iş güvenliği ve işçi sağlığına yönelik yatırımlar yapılıyor. GAZ KONTROLÜ Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şube Başkanı Erdoğan Kaymakçı, Mustafa-kemalpaşa’da 19 kişinin yaşamını yitirdiği maden ocağında gaz izleme istasyonunun olmadığını tahmin ettiklerini söyledi. Gaz izleme istasyonu kurulmasının çok büyük yatırım ve bilgi isteyen bir konu olduğunu anlatan Kaymakçı, şöyle konuştu: “Maden ocaklarındaki bilgisayarlı gaz izleme ve kontrol sistemleriyle, ani gaz boşalmaları dışında patlamaların önüne geçilebiliyor. Sistem, gazları erken izleme imkanı tanıyor. Böylece önlem alabiliyorsunuz. Ancak buna rağmen ani gaz boşalımı madenlerde yaşanabilir. Gerekli önlemleri bütün olarak alacaksın, gaz ölçümlerini sürekli yapacaksın. Havalandırman da iyi çalışacak. Bunların ihmal edilmemesi faciaları önler. Yeraltı kömür madenciliğinde grizu ve göçük, madencilerin korkulu rüyasıdır.” MADENLERDEKİ GRİZU TEHLİKESİ Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü’nün ‘Madenlerde Grizu Tehlikesi’ başlığıyla hazırladığı broşürde, madenlerde kaza sonucu en fazla ölümün grizu patlamalarında oluştuğu belirtildi. Broşürde, şu bilgilere yer verildi: “Metan zehirli olmamakla birlikte, maden havzasında oksijen oranını yüzde 12’nin altına düşürecek kadar yoğunsa boğucu özellik göstermektedir. Grizu patlaması, madende yüzde 4-15 metan bulunduğu durumlarda gerçekleşebilir. Metan patlaması yeterli miktarda oksijenin ve patlayıcı gazın bir araya gelerek tutuşturucu kaynakla teması sonrası gerçekleşir. Tutuşturma kaynakları açık ateş, fazla ısınan yüzeyler, sürtünme ve elektrikle oluşan kıvılcımlar olabilir.” 19 işçiye mezar olan ocak 6 ay süre ile kapatıldıMustafakemalpaşa’ya 28 km. uzaklıkta bulunan Bükköy Madencilik’e ait kömür ocağında 10 Aralık’ta akşam saatlerinde meydana gelen patlamada 19 işçi yaşamını yitirdi. Patlamanın ardından uzun süre kurtarma karmaşası yaşanırken, işçi yakınları saatlerce ocağın yanı başında kendilerine bilgi verilmesini bekledi. Ancak yetkililer hiçbir açıklama yapmadı ve Ankara’da bulunan Bursa Valisi Şahabettin Harput ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer’in olay yerine gelmesi beklendi. Dinçer ve Harput, ancak sabaha karşı ocağın bulunduğu köye gelirken, resmi açıklamayı yapan Bakan Dinçer, “Maalesef işçiler Hakk’ın rahmetine kavuştu” dedi. 24 yıldır faaliyette olan maden ocağının en son mayıs ayında denetimden geçtiği ve eksiklerin giderilmesi için yılbaşına kadar süre verildiği öğrenilen maden, 6 ay süre ile kapatıldı. Bu arada, Başbakanlık ölenlerin yakınlarına 5 bin TL ödenmesi kararı aldı.‘Ölümler kader olmamalı’ Türk-İş 8. Bölge Temsilcisi Mehmet Kanca, ölümlü iş kazalarının halen sürüyor olmasının, güvenli çalışma ortamının sağlanmasında niyet ve irade eksikliğinin bir ifadesi olduğunu savundu.Mustafakemalpaşa’daki maden ocağında meydana gelen patlamanın, Türkiye’de işçilere sağlıksız ve güvenliksiz bir çalışma ortamının dayatıldığını bir kez daha gösterdiğini dile getiren Kanca, kayıt dışı ekonominin var olduğu bir yapıda, sosyal güvenlik haklarına uyulmadığını, hatta var olan hakların da geriletilmeye çalışıldığını ileri sürdü. Kanca, işçilerin örgütlenme hakkından yoksun ve sağlıksız ortamlarda, korumasız ve istismara açık olarak çalışmak zorunda bırakıldığını öne sürerek, “Ülkemizde trajik ölümlü iş kazalarının halen sürüyor olması, güvenli çalışma ortamının sağlanmasında niyet ve irade eksikliğinin bir ifadesidir. İş kazaları sonucu meydana gelen ölümler, kader olmamalıdır” dedi. ILO’nun hazırladığı ‘Güvenlik Kültürü Raporu’na göre, meslek hastalıklarının tümünün, iş kazalarının ise yüzde 98’inin önlenebilir kazalar olduğunu vurgulayan Kanca, şöyle konuştu: “Maden iş kolu, risk ve tehlikelerin en fazla olduğu iş kollarının başında gelmektedir. Ülkemizde çok sayıda maden işletmesi teknolojiden uzak, gözetim ve denetim olmaksızın kötü koşullarda çalıştırılmaktadır. Bu iş kolumuzda iş güvenliği önlemlerinin tam olarak uygulanmasını sağlamak için etkin denetim mekanizmaları oluşturulmalı, maden ocakları sistemli olarak denetlenmelidir. Yaptırımlar etkin ve caydırıcı olmalı, iş güvenliği önlemleri eksiksiz uygulanmalıdır.”
|

Maden ocaklarında meydana gelebilen kömür tozu ve grizu patlaması, göçük, karbonmonoksit zehirlenmesi, metan gazı ve karbondioksit boğulması gibi kazalarda çok sayıda madenci yaşamını yitirebiliyor. Zonguldak’ta taş kömürü üretiminin başladığı yıl olarak kabul edilen 1848’den bugüne dek ocaklarda yaşanan kazalarda 4 bini aşkın madencinin öldüğü havzada, işçilerin hayatını kaybetmesine en fazla göçük ve grizu neden oluyor.
Türk-İş 8. Bölge Temsilcisi Mehmet Kanca, ölümlü iş kazalarının halen sürüyor olmasının, güvenli çalışma ortamının sağlanmasında niyet ve irade eksikliğinin bir ifadesi olduğunu savundu.