Krizde 62 bin kişi işsiz kaldı
Pazartesi, 18 Ocak 2010 17:36

Bursa’da 2009’da işini kaybedenlerin sayısı 46 bin 381 olurken, küresel krizin başladığı Eylül 2008’den 31 Aralık 2009’a kadar 16 ayda 62 bin 32 kişi işsiz kaldı. İşsiz sayısı, Temmuz 2009’dan itibaren iki binli seviyelere gerileyebildi.

Dilek GÖRAL
Bursa çalışma hayatı açısından parlak bir yıl geçirmedi. 2009 yılı küresel krizin etkisiyle pek çok olumsuzluğun bir arada yaşandığı bir yıl oldu. Eylül 2008’den itibaren yoğun işçi çıkışının yaşandığı Bursa’da işten çıkarılanların sayısı 2008’de toplam 56 bin 700 olurken, 2009’da getirilen kısa çalışma ödeneği uygulaması ve benzer bir takım ek önlemler, işsiz sayısının bir miktar gerilemesini sağladı ve 2009 yılında işten çıkanların sayısı 46 bin 381’e indi.
Ocak 2009’da 8 bin 25 kişinin işini kaybetmesi ile yıla olumsuz bir başlangıç yapan Bursa’da özellikle ilk üç ay bir hayli zor geçti. Nisan ayına kadar işten çıkışlar 5 binlerdeki düzeyini korurken, bu ayda ocak ayından itibaren yürürlüğe konulan kısa çalışma ödeneği ile mart sonundan itibaren uygulanmaya başlanan ÖTV indirimlerinin etkisi ile rakam dört binlere geriledi. İşsiz sayısı ancak yılın ikinci yarısından itibaren üç binlerin altına düştü ve bu aydan itibaren iki binli seviyelerini yılsonuna kadar korudu.

16 AYDA 62 BİN İŞSİZ

Ağustos 2009’da 2 bin 596’ya düşen işsiz sayısı eylülde 2 bin 684, ekimde 2 bin 803, kasımda 2 bin 490 ve arlıkta da 2 bin 647 olarak gerçekleşti. Son çeyrekteki söz konusu rakamlar bir önceki yıla göre azalışı ifade etse de küresel krizin başladığı Eylül 2008 öncesindeki rakamlarla karşılaştırıldığında kriz öncesi döneme dönüşün henüz gerçekleşmediğini de gösteriyor. Öte yandan küresel krizin başladığı Eylül 2008-Ocak 2010 arasındaki 16 ayda Bursa’da işini kaybedenlerin sayısı 62 bin 32 oldu.
2009’da toplam 46 bin 381 kişi işini kaybederken, 27 bin 96 kişiye işsizlik ödeneği bağlandı. Bu dönemde İŞKUR aracılığı ile işe yerleştirilenlerin sayısı ise toplam 3 bin 613 oldu. Yine İŞKUR kayıtlarına göre Bursa’da 1 Ocak 2010 itibariyle kayıtlı işgücü sayısı 96 bin 901 iken, kayıtlı iş arayan sayısı ise 2008 yılına göre yüzde 9 artışla 61 bin 505’e çıktı. 2008’de iş arayanların sayısı 56 bin 673 idi.

KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİ
Bu arada küresel krizle birlikte kısa çalışma ödeneğinden ilk yararlanan kent Bursa ve ilk işletme de Oyak Renault oldu. 12 ayda kısa çalışma ödeneği için toplam 64 bin 123 kişinin çalıştığı 695 firma başvuru yaptı. 34 firmanın başvurusu kabul edilmezken, toplam 45 bin 657 işçinin çalıştığı 421 firma kısa çalışma ödeneğinden yararlandı. 15 bin 548 işçinin çalıştığı 133 firma ise başvurusunu geri çekti. 31 Aralık 2009 itibariyle işsizlik ödeneği başvurusu yapan ve incelemenin tamamlanmasını bekleyen toplam bin 486 işçinin çalıştığı 107 işyeri bulunuyor.

SOSYAL PATLAMANIN ÖNÜNE GEÇEMEYİZ
İşsizlik verilerini değerlendiren Türk-İş 8. Bölge Temsilcisi Mehmet Kanca, Türkiye’nin bugün çözülmesi gereken en önemli sorununun işsizlik olduğunun altını çizerek, “İşsizliğe çözüm getirilmezse, ortayla çıkacak sosyal patlamanın önüne hiç kimse geçemez” dedi.
Kanca, kısa çalışma ödeneğinin işsiz sayısının artmasını önlediğine de işaret ederek, “Eğer Bursa’da 45 bin 657 işçiyi kapsayan 421 işyerinin başvurusu kabul görmeseydi, 2009’un işsizlik rakamlarına bu kadar daha eklenecek ve yılı 92 bin 38 işsizle tamamlayacaktık” dedi.

SON DÖRT AYLIK VERİLER YOK
Bu arada sigortalı sayılarının da birbirini tutmadığını belirten Kanca, bunun 5510 sayılı yasada 1 Ekim 2008 tarihinde yapılan değişiklikten kaynaklandığını ifade etti. Kanca, “5510 sayılı yasada değişiklik yapıldığında kundak çocuklarının bile sigorta kayıtları vardı. İşçi bir gün bile çalışsa bu sigorta kayıtlarında dört aylık bildirgelerde yer alır. Bu nedenle sigorta kayıtlarında yevmiye kesintisi olanlar yılsonu itibariyle düşeceği bilindiğinden ağustos ayından sonrası yer almıyor” dedi.
Bu yıla dair de korkularının bulunduğunu söyleyen Mehmet Kanca, son birkaç ayda ekonomide hareketlilik yaşandığı söylemlerinin gerçeği yansıtmadığını, özellikle tekstilde işgücü açısından olumsuz bir hareketliliğin yaşandığını ifade etti. Kanca, bu hareketliliğin işten çıkış olarak gerçekleşmesi halinde şubat ayında işsiz sayısında ciddi artış olabileceği endişesini taşıdığını kaydetti.

“İŞVEREN BENİM KANKAM”
Türkiye’de enerjinin çok pahalı olduğunu dile getiren Mehmet Kanca, aynı şekilde sigorta primlerinin de yüksekliğine işaret ederek, şöyle konuştu:
“Müteşebbis desteklenmeden, altyapı desteklenmeden, arsa üretmeden, enerjide gerekli kolaylık gösterilmeden, istihdam ettiği sayıya göre SGK prim oranlarında kolaylık gösterilmeden özel sektör artık istihdam yaratmaz. Bakın reel sektör artık hizmet sektörüne yöneliyor. Kamunun da yatırım yapamadığını düşünürseniz, Türkiye’nin gündeminin birinci maddesi işsizliktir, o zaman müteşebbise kolaylık göstereceksiniz. Bunu da arsadan kiremite kadar destekle sağlayacaksınız ve kayıtdışını önleyeceksiniz. Daha önce de söyledim. Bugünkü alınan tedbirler yan tedbirlerle desteklenmezse biz 2010’da değil ayağa kalkmak, dizlerimizin bile üzerinde duramayız.
Ben işveren değilim ama işverenin desteklenmesini istiyorum, çünkü istihdamı bana o yaratacaktır, işsizliği de o çözecektir. Bu açılım olayı da işsizliği çözmekten geçer, başka türlü olması mümkün değil. Bunları söylediğimde işveren ağzıyla mı konuşuyorsun diyorlar. Hayır, ben işveren ağzıyla konuşmuyorum, işveren benim kankam, çünkü istihdamı o sağlayacak.”

KAYITDIŞILIK
Öte yandan işsizlik kadar kayıtdışılığın da önemli bir sorun olduğunu belirten Mehmet Kanca, kayıtdışını önlemenin yolunun denetimden geçtiğini, bunun da ancak sendikal hareket ile sağlanabileceğini anlattı. Kanca, “İşveren eğer kayıtdışı çalışmayı düşünmüyor veya denetim arzu etmiyor veya dürüst müteşebbis olmayı düşünüyorsa, işyerinde sendikaya izin vermesi gerekiyor diye konuştu. Sendikal örgütlenmenin anayasal bir hak olduğunu hatırlatan Kanca, “Ama biz bu anayasal gücümüzü kullanamıyoruz” dedi.

TÜİK’e göre işsizlik yerinde saydı

Türkiye’de Ekim döneminde işsizlik oranı, yüzde 13 olarak belirlendi. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) üçer aylık dönemler itibariyle her ay açıkladığı Hanehalkı İşgücü Araştırması, ‘’Eylül-Ekim-Kasım 2009’’ dönemini kapsayan “Ekim” sonuçlarına göre, Türkiye genelinde işsiz sayısı geçen yılın aynı dönemine göre 569 bin kişi artarak, 3 milyon 299 bin kişiye yükseldi. İşsizlik oranı ise 1,8 puanlık artış ile yüzde 13 düzeyinde gerçekleşti. Kentsel yerlerde işsizlik oranı 2,5 puanlık artışla yüzde 15,5, kırsal yerlerde ise 0,6 puanlık artışla yüzde 8,2 oldu. Ekim 2009 döneminde işgücüne katılım oranı ise yüzde 48,8 olarak hesaplandı.

TARIM DIŞI İŞSİZLİK
2008 yılı aynı döneminde yüzde 14 olarak hesaplanan tarım dışı işsizlik oranı da geçen yıl Ekim döneminde yüzde 16,4’e yükseldi. Bu oran erkeklerde bir önceki yılın aynı dönemine göre 2,2 puanlık artışla yüzde 14,7, kadınlarda ise 2,3 puanlık artışla yüzde 22 oldu.

GENÇLERDE İŞSİZLİK
15-24 yaş arasındaki genç nüfusta işsizlik oranı ise yüzde 21,8’den yüzde 24’e çıktı. 2009 yılının Ekim döneminde istihdam edilenlerin sayısı bir önceki yılın aynı dönemine oranla 452 bin kişi artarak, 22 milyon 19 bin kişiye yükseldi.

KAYITDIŞI İSTİHDAM
TÜİK’e göre, kayıtdışı istihdam edilenlerin oranı, Ekim 2009’da 2008 yılı aynı dönemine oranla 0,2 puanlık artışla yüzde 44,5 oldu. Bu dönemde 2008 yılının aynı dönemine oranla tarım sektöründe sosyal güvenlikten yoksun çalışanların oranı yüzde 87,8’den yüzde 86,3’e düştü. Tarım dışı sektörlerde yüzde 30,2’den yüzde 30,4’e çıktı.

İl il işsizlik riski çıkarıldı

Türkiye’de işsizlik riski en yüksek iller Bartın, Kastamonu ve Muş olarak belirlendi. İşsizlik riskinin en düşük kaldığı illerin başında ise İstanbul, Bilecik, Edirne ve Antalya geldi. Güneydoğu’daki iller ise sıralamanın ortalarında yer aldı.
Hacettepe Üniversitesi İstatistik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Tatlıdil ile Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü’nde (İŞKUR) görev yapan Barış Özgürlük, ‘çok kriterli karar verme yöntemi’ kullanarak, 81 ilin işgücü piyasası açısından risk oranlarını hesapladı.
‘İşgücü Piyasasında İllerin İşsizlik Risklerinin Analitik Hiyerarşi Süreci ile Belirlenmesi’ başlıklı araştırmada, Ocak 2008-Ocak 2009 dönemi İşkur ve Sosyal Güvenlik Kurumu verileri esas alındı.
Risk oranı tespitinde, uzun süreli işsizlik, gençlerde işsizlik, düşük eğitimli işsizlik ve tazminat başvuruları kullanıldı. Bu değişkenlerin riske etkisi sırasıyla yüzde 49, yüzde 27, yüzde 15 ve yüzde 9 olarak kabul edildi.
Araştırmaya göre, ‘analitik hiyerarşi süreciyle’ yapılan sıralamada, Bartın en yüksek riskli il olarak belirlendi. Bartın’ı, Kastamonu, Muş, Kütahya, Çankırı, Sivas, Artvin, Şanlıurfa izledi. En az riskli illerin başında ise İstanbul geldi. Sırasıyla Bilecik, Edirne, Antalya, İzmir, Iğdır, Denizli, Ankara en düşük işsizlik riskine sahip iller oldu. Bursa yüzde 45,69 risk oranıyla 14. sırada yer alırken, Güneydoğu’daki iller listenin ortalarında yer aldı.
Prof. Dr. Tatlıdil, Güneydoğu illerinde iş bulma umudunun zaten olmadığını belirterek, “Mesela Siirt’teki bir işsiz, iş aramak için Siirt’teki İŞKUR şubesine gitmiyor, umudu yok, Ankara, İstanbul, İzmir’deki İŞKUR bürolarına başvuruyor ya da hiç başvurmuyor” dedi.
Bartın, Kastamonu, Muş gibi illerde imalat yapan küçük işletmelerin yoğun yer aldığını, krizin en fazla bu kesimi etkilediğini söyleyen Tatlıdil, orta ve büyük ölçekli işletmelerin, işletme sermayeleri sayesinde ayakta kalabildiğini, ancak küçük işletmelerin kriz sürecine fazla dayanamadığını kaydetti.