Yeni ekonomik program (KEP)
Pazartesi, 20 Nisan 2009 16:32

alt

 2002’den 2007 Ekim sonbaharına kadar, dünyadaki likidite bolluğunun katkısıyla ve sıcak paranın da yardımıyla, geçici bir rahatlama yaşayan ekonomi, küresel krizin etkisiyle, sıkıntıya girmiştir. Ekonomi yönetimi güven kaybetmiştir.
Sanayi üretimi durma noktasına gelmiş, reel sektör sıkışmıştır.
İşsizlik artmış, ekonomik büyüme, yerini daralmaya bırakmıştır.
Düne kadar, eksi büyümeyi telaffuz bile etmeyen ekonomi yönetimi,
Yeni açıkladığı programda, bunu kabullenmek zorunda kalmıştır.
Cari açık giderek yükselmiştir.
Özelleştirme gelirleri ve sıcak para da kesildiğinden,
Cari açığın finansmanında sorunlar yaşanmaktadır.
AB’ye katılım öncesi hükümet, krizin etkilerini de dikkate alarak, ekonomik hedeflerini yeniden revize etmiştir. Revize edilen bu hedeflerde;
2009 için öngörülen yüzde 4’lük büyüme rakamı, (-) yüzde 3,6 küçülmeye çekildi,
2010 için büyümenin yüzde 3,3, 2011 yılında ise; yüzde 4,5 olması öngörülüyor.
Cari açığın, 2009’da 11 milyar dolar civarında olması,
2010’da 18,6 ve 2011’de ise 26,4 milyar dolara çıkması bekleniyor.
Mart ayında, hükümetin yönetim bütçesi 8,8 milyar TL açık verirken,
Faiz dışı açık; 4,3 milyar TL olarak gerçekleşti.
Böylelikle, yılın ilk çeyreğinde bütçe açığı 19,1 milyar TL olurken,
Faiz dışı açık 1,1 milyar TL oldu.
Hükümet tarafından yapılan resmi revizyonlar sonucu, yıl sonu bütçe açığı, önceki açıklanan, 10,4 milyar TL seviyesinden, 48 milyar TL olarak revize edildi.
Yani; yıl sonunun yüzde 40’ı, ilk çeyrekte gerçekleşmiş oldu.
Bu da gösteriyor ki; bütçe açığı -beklentilerin tersine- yükselmeye devam ediyor.
Ayrıca, yine programa göre bu yıl kayıtlı işsizliğin de, yüzde 13,5 düzeyinde gerçekleşebileceği tahmin ediliyor. Gerçek oran ise yüzde 15-16 gibi… Yeni program hayırlı olsun…
IMF İLE GÖRÜŞME(ME)LER;
Piyasaların bu kadar sıkışmasına ve ilave kaynağa bu kadar acil ihtiyaç olmasına rağmen, hala IMF ile yüz yüze görüşmeler için, tarih belirlenememiştir. Gerek yerel seçimler nedeniyle ve gerekse “ümük sıktırmama” polemikleriyle savsaklanan görüşmeler, maalesef henüz başlatılamamıştır.
Tabii ki biz, kayıtsız şartsız IMF’ci değiliz,
Ancak, şu aşamada yeni kaynağa acil ihtiyacımız var.
Bunu ekonomi yönetimi de biliyor, IMF’de biliyor,
Bu durum göz ardı edilemez…
25-26 Nisan tarihlerindeki, IMF-Dünya Bankası yarı yıl toplantıları çok önemlidir. Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, eğer fırsat bulabilirse, toplantılardan önce, Başbakan’ın da izniyle, IMF heyetini mutlaka Ankara’ya davet etmeli, görüşmelerin başlayabilmesi için bir adım atmalıdır. Yeni programın uygulanabilmesindeki en önemli şart budur.

ŞİDDET NEREYE KADAR?
Kavga eden bir toplum olduk, sürekli birbirimize bağırıyoruz…
Seçim döneminde, meydanlarda liderler bağırdı.
Geçen hafta Fenerbahçe-Galatasaray maçında,
Milli takımda yıllarca birlikte mücadele eden futbolcularımız, Birbirlerini yumruklayıp, boğazlarını sıktılar.
Seyirci küfrederken, tribünleri yıkarcasına bağırıyordu.
Peki ama…
Şiddet nereye kadar?
Bu yarayı tedavi etmek için, millet olarak neler yapabiliriz?
Toplumu kamplara bölmek, korku düzeni kurmak yerine,
Oturup ciddi ciddi düşünmenin zamanı gelmedi mi?
Şu kıssa durumu ne güzel anlatıyor…
“Siz hiç, bir sarrafın bağırdığını duydunuz mu?
Kıymetli malı olanlar bağırmaz!.
Domatesçi, zerzevatçı bağırır, ama kuyumcu bağırmaz!.
Eskici bağırır, ama antikacı bağırmaz!.
Doğru fikirleri olanlar bağırmaz!.
Düşünen bağırmaz, çünkü insan bağırırken düşünemez!.
Düşünemeyenler ise hep kavga içindedir!.”

 

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız