Ufukta enflasyon ve faiz artırımları görünüyor
Cumartesi, 23 Ocak 2010 18:28


Yaşanan küresel likidite kriziyle birlikte gelen hızlı ekonomik daralma, yatırımsızlık ve üretimsizlik, enflasyonu dünya gündeminden -bir süreliğine de olsa- tamamen çıkardı. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde, enflasyon neredeyse konuşulmaz oldu ve bu durumdan siyasi iktidarlar kendilerine hep pay çıkardılar.
Ancak, ekonomik toparlanmanın başladığı bu günlerde, toparlanmanın seyrine bağlı olarak, emtia fiyatları marifetiyle, yeni bir risk dalgası daha gelebilir.
Çünkü gelişmekte olan ülkelerin emtia tüketimi içerisindeki paylarının yükselmesi, özellikle petrol ve diğer enerji emtialarının fiyatlarının düşmesine engel oluyor.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde, özellikle gelişmekte olan ülkelerde, enflasyonun yeniden gündeme geldiğini hep birlikte göreceğiz.
Arz fazlası, genel işsizlik ve yüksek borçları büyüme potansiyellerini kösteklese de son zamanlarda gelişmekte olan ülkeler, dünya ekonomisinin yeni itici gücü haline geldiler ve bu nedenle dünya ekonomisindeki canlanma öngörülenden daha yüksek gerçekleşiyor.
Gelişmekte olan ülkelerde, bu dengelerin kalıcı olabilmesi için iç talebin yükselmesi ve tasarruf oranlarının güçlenmesi gerekmektedir.
Büyümenin potansiyel gösterdiği gelişmekte olan ülkelerde, normale dönüş, gelişmiş ülkelerden daha çabuk olacaktır. Hızlı büyüyen Asya ülkeleri ve bunlara emtia satan üreticiler, daha hızlı faiz artıracaklardır.
Hızlı büyüme ve yükselen faizler, küresel sermayenin portföy tercihlerinde, gelişmekte olan ülkelerin ağırlığını da artıracaktır. Ayrıca bu ülkelerde döviz fiyatlarına müdahaleler gelse de yine de paraları değer kazanmaya devam edecektir.
Değerli olanı elde etmenin maliyeti de haliyle yüksek olacak ve bu durum faiz oranlarına yansıyacaktır. 
***
Türkiye’de de faizlerin yönü yukarı;
Dünyadaki bu gelişmelerden kendimizi soyutlamamız imkansız. TL, Asya ve Latin Amerika paralarının gerisinde kalsa da MB ne kadar dirense de TL değer kazanmaya devam edecek.
Bilindiği gibi bizim para politikamız; enflasyon baskısının sınırlı, büyümenin düşük ve çıktı açığının sınırlı olduğu bir senaryo üzerine kuruludur.
Bu yüzden, mali cephedeki bir bozulma ve emtia fiyatlarında bir yükseliş olursa, enflasyon yukarı doğru hareketlenecek ve MB faiz artırmak durumunda (zorunda) kalacaktır.
Bu olasılık ve öngörü hiç de uzak bir ihtimal değildir.
Politika faizlerinin 2010 ve 2011’de 2’şer puan, 2012’de ise 0,5 puan artırılabileceği, ekonomi kulislerinde konuşulmaktadır.
2010 yılı için faiz dışı fazla 5 milyar TL,
İç borç çevirme oranı ise itfaların yoğun olduğu yılın ilk aylarını saymazsak, yüzde 98 olarak gerçekleşebilir.
Ekonomi yönetiminin IMF ile anlaşması ve güçlü bir kaynak sağlanması bu tabloya olumlu yönde ve ciddi katkı yapacaktır.
Özetlersek;
- Dünya ekonomisi gelişmekte olan ülkelerin liderliğinde hızla büyüyecek,
- Yüksek çıktı açıkları nedeniyle G7 ülkeleri büyüme politikalarına devam edecekler,
- AB ülkelerindeki yapısal sorunlara ve problemlere rağmen Türkiye hızlı büyüyecek,
- Bütçedeki bir kötüleşme ve emtia fiyatlarındaki artış, MB’yi faiz artırmaya zorlayacak,
- IMF anlaşması olası risklere karşı koruma sağlayacak.
Tüm bu gelişmeler ve ekonomik faaliyetlerdeki canlılık, yatırım ve üretimi artıracak ve yüksek miktarda likidite talebi oluşturacaktır.
Önümüzdeki dönemde enflasyon ve faiz oranlarında hareketliliğe hazırlıklı olalım.
Durgunluk ve daralmadan iyidir.
Birkaç öneri;
- Döviz yükümlülüğü olmayan yatırımcılar, portföylerinde TL cinsi yatırım araçlarına ağırlık vermeye devam etmeliler,
- Enflasyon beklentilerinin bozulabileceği ve MB’nin faiz artırım silahını çekebileceği bir ortamda, değişken faizli ve enflasyona endeksli tahvillere yatırım yapılabilir,
- İMKB’de ise tekniği ve temeli sağlam, vadesi doğru belirlenmiş, hisselerde kademeli olarak ve tutmak kaydıyla yatırım yapılabilir.

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız