| Sayıştay; Hazine ihaleleri başıboş! |
| Pazartesi, 12 Ekim 2009 13:26 | |||
![]() Denetimsizlik, yanlış ve yanlı uygulamalar, başıboşluk… Ülkemizde bu türden haberlere son günlerde sıkça rastlanır oldu, neredeyse bunları kanıksadık ve adeta reflekslerimiz köreldi. Gerek toplum, gerek medya ve gerekse bunları denetlemekle görevli anayasal kurumlar olarak, böyle durumlarda, hiçbir tepkimiz olmuyor. Sadece raporlar hazırlanıyor, ancak devamında alınması gereken tedbirler, uygulanması gereken yaptırımlar, maalesef uygulanmıyor. Bırakın yaptırım uygulamayı, icra makamının başı olarak hükümetten ve ekonomi yönetiminden, herhangi bir açıklama dahi gelmiyor. Parlamento adına görev yapan ve tarafsız uzmanlardan oluşan Sayıştay’ın, IMF-DB toplantılarından hemen önce, 1 Ekim 2009’da yayınladığı, “2008 yılı Hazine İşlemleri Raporu”nda, “Piyasa yapıcılığı sisteminin işleyişine ilişkin sorunlar” mercek altına alındı ve aşağıda belirtilen eksiklikler tespit edilerek, kamuoyuyla paylaşıldı. Sayıştay’a göre, 2008 yılında gerçekleştirilen ve yaklaşık 113,9 milyar TL’ye ulaşan Hazine İç Borçlanma Sisteminde (ihalelerde) önemli sorunlar ve aksaklıklar var. Sayıştay raporunda altı çizilen aksaklıkları şöyle sıralamak mümkün; * İhaleye katılan bankalara, gereğinden fazla “rekabetçi olmayan (rot) teklif” verme hakkı tanınması, * Müsteşarlığın ihaleler öncesi, borçlanacağı tutarı belirtmemesi, * İhalelere anlaşarak giren bankalar için, gerekli tedbirlerin alınmaması, * İhale sonuçlarının ve karar gerekçelerinin belgelenerek, piyasalara ve kamuoyuna açıklanmaması. Aslında genel icraatlarında da sürekli keyfi davranan, meclisteki aritmetiğin de etkisiyle, hemen her konuda “ben yaptım, oldu” politikası izleyen AKP iktidarı, ekonomik konularda da aynı uygulamalarına ısrarla devam etmektedir. Sayıştay raporunda, iç borçlanmayı “Piyasa Yapıcısı” adı verilen bankalarla gerçekleştiren Hazine’nin, “Bankaların seçiminde, yasa gereği önceden belirlenmesi gereken kriterleri belirlemediği”, “Katılan her bankayı Piyasa Yapıcısı kabul ettiği”, ayrıca “İhale süreçlerinde, ihale sonuçlarını direkt etkileyebilecek eksiklikler bulunduğu” açıkça belirtilmektedir. ***
Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına, KİT’ler, BİT’ler, her türlü Kamu Fonları, Çevre kuruluşları, Hazine Müsteşarlığı, ÖİB vb... kurumları, devlet adına denetleyen, uzman ve tarafsız kişilerden oluşan Sayıştay’ın bu raporundan sonra, Hükümet kanadından ve Hazine Müsteşarlığı’ndan tatmin edici hiçbir açıklama gelmediği gibi, görünen o ki, iktidar bu tür rapor ve uyarılara - her konuda olduğu gibi - hiç kulak asmıyor, oralı bile değil… ***
Şimdi akıllara gelen sorular şunlardır;- Yaklaşık 113,9 milyar TL’yi bulan, 2008 yılındaki ihalelerde, Hazine’nin, dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin zararı olmuş mudur? - DİBS’lerin ihraç edildiği bu ihalelerde, hangi Piyasa Yapıcısı banka ne kadar alım yapmış ve bunun neticesinde kazançları ne olmuştur? - Oluşturulan ve göz yumulan bu kontrolsüz ortamda, daha başka kişisel kazançlar oluşmuş mudur? En önemlisi de; - Sonuncusu geçtiğimiz hafta olmak üzere 2009 yılında yapılan ihalelerde, Sayıştay’ın tespit ettiği, 2008 yılındaki eksiklikler giderilmiş midir? - İhale şartnamesi yasal normlara uygun hale getirilmiş midir? Bu tür sorular herkesin aklına gelebilir ve daha da çoğaltılabilir. Bu karmaşaya ve başıboşluğa son vermenin tek yolu ise, Ekonomi yönetiminin tatmin edici bir açıklama yapması ve bundan sonraki ihalelerde, Sayıştay’ın tespit ettiği eksiklikleri giderici tedbirleri almasıdır. Eğer, bunlar kısa sürede yapılmaz ve konu Anayasal güçler tarafından takip edilmezse, insanların aklına şu sorunun gelmesi kaçınılmazdır; Bir hukuk devleti olan ülkemizde, Sayıştay niye var ki? TOPLANTILAR ERKEN BİTTİ… İstanbul’da gerçekleştirilen IMF-DB toplantıları nedeniyle tüm dünyanın gözü, bir haftadır üzerimizdeydi. Alınan çok önemli kararların yanında, kuşkusuz bizim için en önemlisi, IMF ile sağlandığı iddia edilen, uzlaşma platformuydu. IMF’nin ılımlı yaklaşımı ile Başbakan Erdoğan’ın Gelir İdaresi konusundaki açıklamaları, her iki tarafı da birbirlerine yaklaştırmıştır. Bunun yankılarını ve sonuçlarını, önümüzdeki günlerde görüp yorumlayacağız. Kongre vadisindeki organizasyonun düzgünlüğüne rağmen, Maalesef, yerli ve yabancı provakatörler yoğun ve planlı gayretleriyle toplantılara gölge düşürmeyi başardılar. İstanbul’un bazı semtleri savaş alanına döndü ve adeta yağmalandı. Güvenlik önlemleri yine tartışmalara neden oldu. Yasalarla eli kolu bağlanan polisimizin, olaylara müdahalede zorlandığı, hatta bazen de kendi can güvenliği konusunda bile sıkıntılar yaşadığı görüldü. Üzücü olaylar yaşandı ve toplantılar beklenenden erken bitti... Alınan kararlar, hem küresel ekonomik sistemin yeni bir düzene kavuşması (!), hem de ülkemiz açısından önem taşıyor. Bu arada, literatürümüz yeni bir deyim daha kazandı, Küresel Finansal Mimari!.. Artık tarihe geçecek “İstanbul Kararları”nın açıklanmasını ve yorumlanmasını bekliyoruz. Bakalım oluşacak bu yeni mimaride yerimiz, gücümüz ve etkinliğimiz ne olacak, Küresel finansal güçler yeni düzende bize ne rol verecekler, Bekleyip göreceğiz, Hayırlı olması dileğiyle…
|

